ANA SAYFA / Anasayfa / DKB: Çözüm sandıkta değil, örgütlü gücümüzdedir!

DKB: Çözüm sandıkta değil, örgütlü gücümüzdedir!

Devrimci Komünist Birlik yapılan seçimlerin meşru olmadığını belriterek çözümün halkın umutlarını çalarak sahte sandıklara hapsedenlerde değil, halkın kendi devrimci örgütlü gücünde olduğunu vurguladı ve bu gerçekler temelinde örgütlenerek güçleri birleştirme çağrısında bulundu.

DKB açıklaması şöyle:

“Devrimci Komünist Birlik olarak bizim temel bir tespitimiz var; ülkemizin kuzeyi TC’nin işgali ve sömürgeci yönetimi altındadır, seçmen yapısı ise planlı bir şekilde değiştirilmiştir ve mevcut seçmen yapısının özgür bir irade ile seçim yapmasının koşulları yoktur. Bu tespitten yola çıkarak biz diyoruz ki, ülkemizin kuzeyinde yapılan seçimleri meşru kabul etmek, halkın iradesini yansıttığını savunmak, dahası bu seçimlerle meşru bir “toplum lideri” belirlendiğini savunmak sömürgeci işgal düzenini tanımak, onun 46 yıllık sürede yarattığı yapıyı meşrulaştırmak sonucunu doğurmaktadır.

Peki bu tespitin karşılığı DKB’nin “seçimleri boykot” ediyor oluşu mudur? Hayır! DKB’nin “seçimleri boykot” tavrı yoktur. Seçimler halka gerçekleri propaganda etmek, mücadelenin geliştirilip, örgütlenmenin artırılması için bir araç olarak kullanılabilir, bu gerek aday çıkararak gerekse de aday çıkarmadan dışarıdan propaganda yürüterek yapılabilir. Bunu her bir seçim sürecindeki koşullar belirler.

Bugün yapılmakta olan “cumhurbaşkanlığı seçimleri” özelinde DKB’nin bir aday belirleme ve bu aday üzerinden ülkemizin kuzeyindeki sömürgeci yapıyı teşhir etme, sandıklarla herhangi bir sonuç elde etmenin mümkün olmadığını, dolayısı ile kimseden oy talep etmediğimizi, aslolanın halkın devrimci örgütlenmesi ve kendi demokratik devrimini yapabilmesi için güç biriktirmesi olduğu, dolayısı ile talebimizin oy değil, bir araya gelme, örgütlenme ve güç biriktirme olduğunu daha yaygın bir şekilde propaganda etme yönünde bir yönelimi vardı. Ancak örgütlü yapımızın henüz yeterli düzeyde olmaması nedeni ile uygun bir aday belirlemeyi başaramadık. Bu nedenle de bu süreçte yukarıda belirttiğimiz yönde aday çıkarmadan, dışarıdan bir propaganda örgütlemeye çalıştık.

Gelinen aşamada DKB mevcut adayların hiçbirisinin halka gerçekleri anlatma ve bu temelde halkı bilinçlendirip, örgütlenmesine katkı yapma pozisyonunda olmadığını tespit etmektedir. Dolayısı ile DKB mevcut adayların hiçbirisinin ülkemizin özgürlüğü ve kendi kendini yönetebilmesi mücadelesine katkı koyabileceğine inanmamaktadır. Tersine en halkçı görünen adayların dahi ülkenin kuzeyinin sömürgeci işgal altındaki yapısına karşı çıkmadığı, bu yapının dağıtılması için gerekli mücadeleyi örmekten çok uzak olduğunu tespit etmektedir. Bu nedenle DKB mevcut adayların tümünün de günün sonunda sömürgeci işgal düzeninin birer memuruna dönüşeceği, bu yapılanmanın gerektirdiği icraatları yerine getirmek için işbaşı yapacağını görebilmekte ve dolayısı ile hiçbir adayı desteklememektedir.

DKB kendi örgütlü gücünün yetersizliği, diğer “düzen karşıtı” yapılanmaların hemen hemen tümünün de mevcut adayların altında birleşerek onları aktif olarak desteklemesi, dahası kurtuluşun adresi olarak gösteren tavırlarını dikkate alarak şu tespiti yapar: Bu seçimlerde oy verip vermemenin, oy verilecekse hangi adaya oy verilmesi gerektiğinin hiçbir önemi yoktur. Çünkü mevcut koşullarda ülkemizin kuzeyini işgal ederek sömürgeleştiren Türkiye egemenleri, bugüne kadar her seçimde yaptıkları gibi bu seçimde de, önümüzdeki dönemde kendi çıkarlarına en uygun şekilde hareket edebilecek adayın seçimi kazanmasını sağlayacaktır. Bu koşullar altında gerçekleşen seçimleri meşru görmek ve halkın iradesini yansıttığını iddia etmek, günün sonunda TC egemenleri tarafından seçtirilecek kişiyi meşru görmeyi de beraberinde getirecektir. DKB bu oyunun bir parçası olmayı reddeder!

DKB bu gerçekleri bilmesine rağmen bu oyunun bir parçası olmayı kabul eden ve mevcut adayların birer destekçisine dönüşerek bu seçimlerin bir “kader seçimi” olduğu, “halkın iradesini yansıtacak bir referandum” olduğunu ya da bu kapsamda meşru bir seçim olduğunu iddia eden tüm yapıları sert bir şekilde eleştirir. Bu oyunun bir parçası olan yapıların bu noktadan sonra dönüp “işgal”, “gayri meşru seçim”, “irademize el konulması”, “TC’nin alt yönetimi” gibi söylemlerde bulunmaları DKB tarafından samimiyetsiz ve halkı aldatma çabaları olarak görülecek ve her fırsatta teşhir edilecektir. Bu oyunun parçası olmayı kabul edenler istedikleri kadar iyi niyetli olsunlar, halkın sahte umutlarla kandırılmasına ve bu düzenin meşrulaştırılmasına katkı koydukları için bugünden sonra bu söylemleri kullanma hakkını kaybetmişlerdir. Çünkü halktan yana siyaset yapma tutarlı olmayı ve her koşulda halka gerçekleri söylemeyi gerektirir. Ve yukarıdaki tespitleri savunanlar bu tespitlere uygun siyasetler geliştirmek sorumluluğunu taşırlar. Söz konusu yapılar bu sorumluluğu yerine getirmemişlerdir ve bu tespitler ışığında yürütülmesi gereken işgale karşı mücadeleye sırt çevirmişlerdir.

DKB tüm yetersizliklerine rağmen üzerine düşen büyük sorumluluğun bilincinde hareket edecek ve bugünden itibaren bu mücadelenin önderliğini üstlenecektir. Çünkü görünen odur ki DKB dışında bu mücadeleyi örgütlemeye ve halkın demokratik devrimini gerçekleştirmeye kararlı, bu kararlılığa bağlı iradeye sahip başka bir yapı yoktur.

DKB ülkemizin kuzeyindeki sömürgeci işgal düzenine karşı işçi sınıfı önderliğinde halkın devrimci örgütlenmesini yaymak, ülkemizi özgürlüğe kavuşturacak tek yol olan demokratik halk devrimini gerçekleştirmek için kararlılıkla mücadeleyi yükseltmeye devam edecektir. Bu mücadelenin parçası olmak isteyen her bir kişiyi örgütlenmeye ve güçlerimizi birleştirmeye çağırıyoruz.

Çözüm umutlarımızı çalarak sahte sandıklara hapsedenlerde değil, halkın kendi devrimci örgütlü gücündedir!”

Ayrıca kontrol

Toprak Çağan – Lenin’den kopan “sol” siyasetlerdeki savrulma…

Kıbrıs’ın solcuları da bizdeki benzerleri ile aynı yerden besleniyorlar ya da aynı yerden bir sonuç …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir