ANA SAYFA / Anasayfa / Reformizmin ayak oyunları ve sömürge seçimlerine bakışları(*)

Reformizmin ayak oyunları ve sömürge seçimlerine bakışları(*)

Sırtımızda, tüm varlığıyla işgal edip oturan ve ülkemizin kuzeyini yöneten TC egemenlerine; “Ankara, elini yakamızdan çek”, “Erdoğan, elini Kıbrıs’tan çek!”, “İsyanımız İşgale!” diyen demokratik örgütler giderek gerileyen bir duruş sergiler durumda.

Örneğin bir örgüt temsilcisi tepkisini “Türkiye’yi yönetenler çok uzun zamandır Kıbrıs’ın kuzeyinin idare edilmesine müdahale etmektedirler!” derken bir diğeri ise; “Demokrasimize saldırı”, “Türkiyeli seçmenin yoğun bulunduğu bölgelerde çalışma yürütüyorlar”, “Çatışmacı politikalarla buradaki çözüm arayışını baltalayıp cenazeyi de Kıbrıs Türklerine yıkmak istiyorlar. Şu an demokrasimiz saldırı altındadır. Ancak Kuzey Kıbrıs halkı bu politikaları görerek Akıncı’ya sahip çıkacaktır.” sözleri ile ortaya koyuyor tavrını.

TC Sömürge Yönetimi’nin yerli memur adaylarının yaklaşımları ise daha da ibretlik. Onların rahatsızlığı sadece “Kendi devletimizin, kendi ordumuzun kendi güvenlik komutanlarımız başka bir devletin başkanına “talimatlarınızı yerine getirdik” demesi.

Yine bir örgüt temsilcisi sorunu “Kıbrıslıtürk halkı” ve “Kıbrıslı Türk derken kastın Türkiye’den Kıbrıs’a gelmiş, burada 5-10 yıldır yaşamakta olan göçmenleri de kapsadığı; Çünkü bu insanların da en başta etkileşim-diyalog ruhunu paylaşan ve bu ruha dahil olan insanlar oldukları; Hangi görüşte olursa olsun bu insanların da herhangi bir dış müdahaleyi kabul edebilir halde olmadıkları” şeklinde analiz ediyor.

Ve bu analizini ülkemizin kuzeyinde “kktc devletimiz” diye bir yapının varlığını kabul etme ve TC Sömürge Yönetimi ve açık işgalini görmezden gelen bir çözümlemeye bağlıyor! Çünkü onlara göre sömürgecinin asimilasyon ve demografik yapıyı değiştirme amacı ve planı uygulaması yok! Hatta buraya planlı bir şekilde taşınan ve sömürge vatandaşlığı verilerek seçmen yapılan gerici, faşist paramiliter nüfus azınlıktaki yerli halk tarafından asimile edilmiş durumda ve bu kesimler de artık Kıbrıslı Türk Halkı’nın bir parçasına dönüşmüş durumda!

İşte bu belirlemelerde bulunanlar “Kıbrıslı Türklerin iradesinin yok sayılması, en başta Türkiye’ye zarar verir. Bunun anlaşılabilmesi gerekiyor.” diyerek TC devletine akıl vererek sömürgeciliğini gizlemesinde ona yardımcı oluyorlar!(**)

Tüm bu kesimler hep birlikte işbirlikçi sosyal demokrat adayın propagandasını ileri taşıyorlar ve “Biz burada küçük ama kaynaşmış bir toplumuz. Türkiye’deki açılış töreni ve ardından yaşananlar buradaki herkes için ters tepecektir. Bu yaşananlar mevcut Cumhurbaşkanı Akıncı’ya olan desteği artırmıştır. Boykot edeceğini belirtenler de Akıncı’dan yana tavır geliştirdiler.” şeklinde demeçler veriyorlar.

Kısacası “ulusal solcular” olarak ortak bir isim altında birleştirilebilecek duruma gelen bu örgütler sömürgeci devletin yeni yerli memur adayları olarak kendilerini göstermeye ve bukalemun gibi her renge, her kılığa girerek düzen içi muhalefete alternatif seçenekleri içerisinde daha görünür olmaya çalışıyorlar!

(*) https://www.birgun.net/haber/kibrislilardan-erdogan-a-tepki-elini-kolunu-adadan-cek-318365

(**) Aynı röpörtajdan:  

“Çünkü işbirlikçi politikalar, onursuzca el pençe divan duran yaklaşımlar Kıbrıslı Türklerin benimseyebileceği, kabul edebileceği yaklaşımlar değil. Ve ısrarla da vurgulamak isterim ki, Kıbrıslı Türk derken kastım Türkiye’den Kıbrıs’a gelmiş, burada 5-10 yıldır yaşamakta olan göçmenleri de kapsıyor. Çünkü bu insanlar da en başta söylediğim etkileşim-diyalog ruhunu paylaşan ve bu ruha dahil olan insanlardır. Hangi görüşte olursa olsun bu insanlar da herhangi bir dış müdahaleyi kabul edebilir halde değildirler.

“İrademizin yok sayılması en başta Türkiye’ye zarar verir”

Benim görüşüm Sayın Akıncı’nın bu seçimlerden çok yüksek bir oyla çıkacağı yönündedir. Umarım ki Türkiye Cumhuriyeti devleti yetkilileri, başta Sayın Tayyip Erdoğan, burada bir halkın olduğunu, bu halkın kendi onurunun, kurumlarının, seçilmişlerinin, yasalarının ve hukuk yapısının olduğunu, dinle farklı bir ilişki şekli olduğunu ve kendine özgü bir dinsel inanç yaklaşımı ve yaşam tarzı olduğunu anlar ve saygılı, seviyeli bir ilişkin kurar. Biz eğer dünyaya ve Kıbrıs Cumhuriyeti’ne “Kıbrıslı Türkler; Kıbrıs’ta eşit hak sahibi, siyasal anlamda eşit bir ortaktır. Bizimle federasyon kurmanız gerekir. Biz bir özneyiz, bir iradeyiz. Bizimle eşitliği kabul etmeniz gerekir” diyorsak Türkiye de bu sözün altını boşaltan, bizim saygın ve eşit ilişki kurulabilecek iradeye sahip insanlar olmadığımız mesajını veren yaklaşımlardan vazgeçmelidir. Kıbrıslı Türklerin iradesinin yok sayılması en başta Türkiye’ye zarar verir. Bunun anlaşılabilmesi gerekiyor. Kendi vatanımızda, kendi bildiğimiz gibi yaşamak istiyor ve buna da herhangi birinin müdahale etmemesini istiyoruz.”

Ayrıca kontrol

Toprak Çağan – Lenin’den kopan “sol” siyasetlerdeki savrulma…

Kıbrıs’ın solcuları da bizdeki benzerleri ile aynı yerden besleniyorlar ya da aynı yerden bir sonuç …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir