ANA SAYFA / YAZARLAR / Toprak Çayan – 71 Devrimci Kopuşu; Marks Savaşa Katılıyor!

Toprak Çayan – 71 Devrimci Kopuşu; Marks Savaşa Katılıyor!

Devrimci anlayışın somutlanması ve açık bir yöntem olarak işe koyulması ile ilgili konuşacak olursak; Deniz, Mahir ve İbrahim’le cisimleşen önderliğin ayrımlarını irdelememiz gerekir. Bu ayrımlar bu üç önderin birbirleri arasındaki ayrımlar değil, ayrıldıkları anlayışla aralarındaki ayrımlardır. Özü itibari ile başlattıkları kopuşun nereden ve niçin olduğu kadar, nereye doğru olduğu da önemlidir. Sonuçta biz devrimci hareketimiz ile ilgili bir tarih okumasına girişeceksek sadece bu üç ismin kendisi üzerinden değil, bu üç isimle birlikte “ana akımlar” haline gelmeyi başarmış olan devrimci öznelerine dair de çıkarımlar bulunacağız. Yani burada kopuşu sağlayan THKO, THKP, TKP-ML’dir.

Bir başka hususta bu kopuşun teorik dayanakları ile ilgilidir. Marksizmin dünyayı değiştirme eyleminde bir deniz feneri olduğunu düşünürsek, değişimin evrensel yanlarına özgün örnekler katmak, bunu da süregelen değişim ve ilerlemenin süzgecinden geçerek ısrarla Marksizme tutunarak yapmaya çalışmak… Gerçek gücün, niteliksel etkinin karşılığı burada aranabilir. Çünkü 71 devrimci kopuşu bir arayışın ve genç bir keşfin de sonucudur, yoluna da devam etmektedir.

Düşünün, 60’lardan itibaren yükselen bir halk hareketinin ve onun ilk defa parlamentoda temsiliyet kazanacak bir partisinin (TİP) prestiji, gerek sınıfın bir kesimi ile buluşmuş, gerekse de aydınları da etkileyerek saflarına katmıştır. Yoksul köylülük ve gençlik de giderek popülizme evrilecek ve etkisini devrimcileştiremeyecek bu reformizmin kitle bağını oluşturmaktadır. Fakat, devrimci bir nesnel koşulun devrimci temelde çözülmesi gereken meselelerine mevcut aracın kendisi (TİP) yetmeyecek, onun kadrolarının da teorik geriliği, pratik hantallığı sonucunda da kopuşu gerektiren yolun önü açılacaktır. Çünkü sokakta olanların tarzı bir talepler manzumesini düzene sunmak değil, sınıf savaşımının tarihsel örneklerini yaratmak üzerinedir. Taylan’ın, Vedat’ın, Battal’ın cenazesini omuzlayanların, üniversiteleri işgal edenlerin, 6. Filo’yu denize dökenlerin, 15-16 Haziran ayaklanmasını yaratanların parlamenter başarılarla, yasal zaferlerle ikna edilemeyecekleri ortadadır. Devrimler ve devrim girişimlerinin öz ve biçim diyalektiğinde öğrettikleri, bu işin legal saplantılarla ve parlamentarist bakışla götürülemeyeceğidir. Bir kez daha düşünün, 71 kopuşu, bugün açısından göz döndürebilecek(!) ve siyaset sahnesinde “birçok imkân” denilebilecek durumun sınırlarını aşmanın karşılılığıdır. Bugün, “Denizlerin yolundan” gitmenin ajitatif yönden ekmeğe yağ sürebileceğini de hesap edersek, bunu dile getiren çoğunluğun yoldan asıl kastı, eski TİP çizgisi, onun dünyayı yorumlayış şekli ve çalışma tarzıdır. Nihayetinde bu üç ana akımın bilinç, örgüt ve silaha dayanan eylemi kadrolarını şekillendirmiş, kopuşu örgütlemiş ve her bir siyasi öznenin kendi diyalektiğinde teorik üretimleri ile buluşmuştur. Denilebilir ki bu üç devrimci özne de yazdıklarını, söylediklerini yapmayı iş eylemişlerdir. Üstelik kısacık bir zaman diliminde, üstelik illegal koşullarda…

Che, Küba devriminin içeriğinin kimilerince sorgulandığı, kendilerine yönelik “Siz Marksist misiniz?” sorularının sıklaştığı bir dönemde “Küba Devriminin İdeolojisini İncelemek” adını verdiği, baştan sona diyalektik kokan bir makale kalem aldı ve Marksist olduklarının bilimsel yönlerini ortaya koydu. Şöyle devam etti; “Bundan sonra devrimci Marks, tarihin bir parçası olarak savaşa katılacaktır. Biz pratik devrimciler, mücadeleye girişirken bilim adamı Marks’ın önceden gördüğü yasalara uyarız. Ayaklanma yolunda, eski iktidar yapısına karşı mücadele ederken, bu yapıyı yıkmak için halktan dayanak alırken, mücadelemizin temelini bu halkın refah ve mutluluğu üzerine kurarken bilim adamı Marks’ın öngörüşlerini doğrulamaktan başka bir şey yapmayız. Demek istediğim, Marksizmin yasaları Küba Devrimi’nin gerçeklerinde vardır. -Bir kez daha altını çizelim en iyisi- bu olgu, devrimin yöneticilerinin kuramsal açıdan bu yasaları bilip bilmediğinden, uygulayıp uygulamadığından bağımsızdır.”

Küba’nın ve devrimin önderlerinden Che’nin 59’dan sonra dünya devrimci hareketine ve halklarına hangi değerleri, hangi etki ve coşku ile kattıkları ortada. “Bu yasaları bilip bilmediğinden, uygulayıp uygulamadığından bağımsız” belirlemesinin altında yatan sadece bir mütevazilik olamaz. Burada devrimci akıl ve anlayış, tarihsel-diyalektik yöntem söz konusu.

Deniz Gezmiş kendi idam sehpasını tekmelemeden önce son sözlerinden birinde, “Yaşasın Marksizm ve Leninizmin Yüce İdeolojisi” diye haykırırken, üzerinde durduğumuz kopuşun bir manifestosu vardı ve bu onun en kısa özeti olabilirdi. Belki Che gibi düşünebilecek olursak, devrimci Marks statükoculuğun ve reformizmin arasından sıyrılmış, “tarihin bir parçası olarak” da savaşa katılmıştı.

Burjuvaziye güvenme, ondan ayrıl, ayrı örgütlen ve zora dayalı devrimi örgütlemeye giriş!.. Denizlerin, Mahirlerin, İbrahimlerin ve Che’nin devrimci Marks’ının yolu buydu. Deniz’e “nereden geliyorsun” sorusunu sorduklarında büyük bir içselleştirmeyle, “devrim yapmaktan” dedirtebilen yoldur o!

Ayrıca kontrol

Yusuf Alkım – Yine yeniden: Reformizm ve Devrimcilik…

Öncelikle ele alınması gereken reformizm ve devrimciliğin ayrım noktasının ne olduğudur. Belki Bağımsızlık Yolu (BY) …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir