ANA SAYFA / YAZARLAR / Yusuf Alkım – Toplumsal ortak çıkarlar temelinde düşünebilmek

Yusuf Alkım – Toplumsal ortak çıkarlar temelinde düşünebilmek

İnsanlığın sömürüsüz, sınıfsız bir düzende yaşaması temeline dayanan sosyalizme karşı getirilen en bilindik itirazlardan bir tanesi insanların bencil olduğudur.

Bencillik denen şey, kişinin kendisini merkeze alması, kendisi dışındakilerin istek ve ihtiyaçlarını dikkate almadan düşünmesi ve hareket etmesidir.

Bunun sonucu kişi menfaatçi ve çıkarcı davranır, kendi çıkarlarını herkesten ve her şeyden daha üstün tutarak toplumsal çıkarları önemsemeyip, ortak paydalarda hareket etmeyi reddeder.

Dahası, bencilliği sosyalist toplumun, yani insanların toplumsal ortak paydalarda buluşarak, eşit bir şekilde yaşamasının önündeki en önemli engel olarak görenler, bu düşünme biçiminin insanların doğasında olduğu, doğuştan gelen ve ortadan kaldırılması mümkün olmayan bir karakter olduğunu savunurlar.

Halbuki bencillik denen düşünme biçimi insanın doğasında olsaydı, o zaman insanlar çok daha geri bir bilinçte olduğu dönemlerde, o dönemin hâkim sınıflarına karşı birlikte hareket etmenin gerekliliğini hiçbir zaman kavrayamamış, dolayısı ile de ortak toplumsal çıkarlar temelinde büyük dönüşümlerin yaşanmamış olması gerekmez miydi?

Ama tarih tersini gösteriyor bize, kölelerin köle sahiplerine, yoksul köylülerin beylere, aynı fabrikadaki binlerce işçinin patronuna karşı birlikte düşündüğü, ortak çıkarları temel aldığı örnekler sayısız.

Evet kapitalist sistem doğduğumuz andan itibaren bize bencilliği aşılıyor, kardeş bile kardeşi kıskanıp onun sahip olduklarını ele geçirmeye çalışıyor.

Ama dikkat edin; bu düşünme biçimleri kapitalist üretim ilişkilerinin gelişmesi ile paralel biçimde daha da gelişen şeyler.

Ama örneğin kapitalist ilişkilerin tam gelişmediği birçok toplulukta imece dediğimiz dayanışma biçimleri halen daha o toplulukların temel özelliklerindendir.

Kaldı ki o topluluklarda dahi sınıflı düzen hakimdir, yani bencillik dediğimiz düşünceleri daha alt seviyede de olsa besleyen ilişkiler oralarda da vardır.

Peki insanlara bireysel değil de toplumsal düşünmeyi aşılayan, her bir toplumsal ilişkiyi bu dayanışma üzerine örgütleyen bir sistemde bencillik dediğimiz şey bu boyutta olabilir mi?

Sovyetler Birliği’nde 2. Dünya Savaşı sırasında Nazilere karşı canını feda eden 25 milyon genç Sovyet yurttaşı bir örnektir mesela, ya da bugün ülkelerinden çok uzakta Covid-19 salgınına karşı mücadele eden binlerce Kübalı doktor.

Nedir onları bencillikten arındıran ve tüm insanlığın çıkarı uğruna ölümü göze alarak hareket etmelerini sağlayan?

Sanırım sosyalist toplum yapılanmasının verdiği toplumsal düşünebilme yeteneği.

Yani demem o ki; insanın doğasında yukarıda kastedildiği anlamda bir bencillik yoktur.

Ama insanlar doğdukları andan itibaren, yaşamın her alanında kendilerine dayatılan ve güçlü olabilmek, başarılı olabilmek için kendilerini merkeze almaya, kendi çıkarlarını her şeyden yukarda tutmaya dayalı bir sistem içerisinde yaşayıp geliştikleri için, giderek daha da bencilleşmektedir.

Çünkü insanın bilinci daha küçük yaşlarda herkesin her şeye sahip olmasının mümkün olmadığı, dolayısı ile kendisinin de bir şeylere sahip olabilmesi için başkalarının o şeye sahip olmaması gerektiğini bilinciyle yoğrulmaya başlar.

Başarılı olmanın ölçütü başkalarının başarısız olmasıdır; övgüyü hakkedebilmek için başkalarından daha iyi olmalı, arkadaşlarını hep geride bırakmalıdır!

Peki toplumsal ilişkilerin, ki bu ilişkilerin temelinde üretim biçimleri yatar, eşitlikçi ve dayanışmacı bir temelde yetişen bireyin düşünme biçimi aynı şekilde mi gelişir?

Marksizim bu konuda bizlere, insanların varlığını belirleyen şeyin düşünme biçimlerinin değil, tersine düşünme biçimlerini belirleyenin onların toplumsal varlıkları olduğunu öğretiyor.

Ne demektir peki bunun anlamı? Bunun anlamı insanların hangi toplumsal yapı içerisinde yaşıyorlarsa, o toplumun düşünme biçimlerini de şekillendirdiğidir.

Yani insan bireysel çıkarlara dayalı bir toplumsal düzende yaşıyorsa düşünceleri bencilleşir, toplumsal ortak paydalara dayalı bir düzen içerisinde yaşıyorsa da düşünceleri toplumsallaşır, yani toplumsal ortak çıkarlar temelinde şekillenir.

Bir düşünsenize; çevrenizdeki en bencil insana dahi kendi benliğini en iyi şekilde yaşayabilmesinin yolunun toplumsal dayanışma ve sınıfsız, sömürüsüz bir düzen olduğunu anlattığınızda buna karşı çıkmasını gerektirebilecek ne gibi bir sebep olabilir ki?

Ayrıca kontrol

12 Eylül ile hesaplaşmak!

12 Eylül hala yaşıyor ve sürüyor. Türkiye’de de, TC’nin ilhak ettiği Kürdistan ve sömürgeleştirdiği Kıbrıs’ın …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir