ANA SAYFA / #REDDET / Ali Poyraz – Kapitalizm krizler pandemiler ve daha fazlası

Ali Poyraz – Kapitalizm krizler pandemiler ve daha fazlası

Kapitalizmin, sömürü düzenine dayanan, kârın büyük sermayedarların elinde tuttuğu ve ekolojiden insan sağlığına kadar dünyanın başına gelmiş en büyük lanet olduğundan kimsenin şüphesi yoktur diye düşünüyorum. Sözde güven ve istikrarın simgesi olan serbest market ve piyasalar her 10 yılda bir birçok emekçiye krizin, iflasın ve sömürünün en korkutucu ve insan dışı taraflarını yansıtmıştır. Halkın devriminde, işçi sınıfının müttefiği olan orta sınıf ise onca yıllık kazançlarıyla biriktirdikleri paraları kaybetmiştir. Kapitalizmin sözde güven ve istikrar vaatleri yerine halkı krizlerle aldatması yeni değildir. 1929 yılındaki Wall Street Buhranından 2008 ekonomik krizine kadar krizlere ne kadar eğilimli bir sisteme sahip olduğunu ve sadece büyük burjuvaziye hizmet eden bir bela olduğunu tüm dünya görmüştür.

Ancak, kapitalizmin tüm vahşilikleri ekonomik krizlerle sınırlı değildir… Kapitalizm tüm doğal afetlerde ve pandemilerde halkın ne kadar hazırlıksız olduğunu ve devletlerin ise sadece patronlara hizmet ettiğini tüm çıplaklığıyla emekçi kitleye gösterir.

COVID-19 yani Corona Virüs de bize kapitalist sistemin sınırlarını, onu ebedileştirmek için kurulan NATO, IMF veya Dünya Bankası gibi organizasyonların ise dünya halklarının refahı ve sağlığı için hizmet etmediğini bir kez daha su yüzüne çıkarmıştır. Her yıl vergileri silinen veya devlet tarafından finansal destek alan onlarca büyük şirket bu pandemide emekçilerin maaşlarını azaltarak ve daha da kötüsü onları işten kovarak sermayedarların ne kadar da güvenilmez olduğunu kanıtlamıştır. Maaş alamayan emekçiler (evde kaldıkları için para da kazanamazlar) hergün açlık sınırında besin tüketip, ertesi gün çocuklarını nasıl doyuracaklarını düşünürken, zengin sermayedarlar büyük villalarında, 5 havuzlu malikanelerinde keyif çatıyor. Devletler ise normal zamanda ağır vergilerle emekçi halkı soymak yetmiyormuş gibi bu zor dönemlerde “Milli Beraberlik” adına vatandaştan devlete maddi yardım talep etmek gibi bir utanmazlık yapıyor.

Bu söylediklerim tek bir ülke için ibaret değildir. Dünya haritasının neresinde olursa olsun kapitalizmin baskın olduğu her ülkede durum aynıdır. İngiltere’de Ulusal Sağlık Hizmeti’nin (NHS) yetersizlikleri ve sahip olduğu kötü koşullar İngiltere emekçi sınıfının bu virüse yakalanma şansını artırıyor ve genel olarak İngiltere’deki vaka sayısının 65 bini aşkın bir sayıya ulaşmasına neden oldu. Dünyanın en güçlü ve kudretli ülkesi olarak farz edilen ve “Dünya’nın Polisi” olarak isimlendirilen, fakat kapitalizmin en azgın ve utanç verici özelliklerini barındıran ABD’de ise şuanlık vaka sayısı 470 bin civarı. Şimdi, sormak istediğim soru şu, halkın sağlığını tehlikeye atan bu düzen nasıl da güven ve istikrarı simgeliyor?

Dünya emekçi halkının her krizde karşılaştığı milli seferberlik palavralarına inanmaması ve artık gerçekleri görmesi gerekiyor. Bu sistemin normal halkı temsil etmediği belli. Yarattığı her ekonomik krizde emekçi halkı görmezden gelen kapitalizm, bu pandemide de büyük sermayedarların daha fazla kar yapması için ya işçi sınıfını virüs riskine rağmen düşük ücretlerle ve hijyenik olmayan koşullarda zorla çalıştırdığı veya onları işten çıkararak ölüme terkettiği bir sistemdir. Kapitalizmin bu krizi yönetemediği gibi, sosyalizmin bu krizle başa çıktığı alternatif bir düzenin mazlum ve mağdur halklara göz kırptığını gösteriyor. Bu virüsü minimumda tutmakla mücadele eden sosyalist Küba, diğer “Süper Güçlere” nazaran birçok ambargoya rağmen sadece 500 civarı vakaya sahip. Küçük işletmeleri kendi safına çeken Küba devleti halkın sağlığını ve refahını korumak için büyük önlemler alıyor. Örneğin, küçük işletmelerden biri olan restaurantlar halka ücretsiz yemek dağıtıyor, butikler ise maske dağıtıyor. Üstelik, Küba devleti bu virüs yüzünden büyük kan kaybeden İtalya ve İspanya gibi ülkelere doktor ve tıbbi yardım gönderiyor.

Kapitalizmin bu salgını iyi yönetemediği gibi daha da kötü yapdığı apaçık ortada. Devletlerin ise başarısızlıkları ve önlem alamaması emekçi halkı açlığa doğru sürüklüyor. Bu pandemi ve daha önceki ekonomik krizler “aynı gemideyiz” edebiyatının ne kadar boş olduğunu yeniden bize gösteriyor ve büyük burjuva ile emekçi kesim ve küçük burjuva arasındaki farkın dağlar kadar olduğunu ve kapitalizmin vaatlerinin sadece sermayedarlar için olduğunu ortaya koyuyor.

Ayrıca kontrol

DKB: Çözüm sandıkta değil, örgütlü gücümüzdedir!

Devrimci Komünist Birlik yapılan seçimlerin meşru olmadığını belriterek çözümün halkın umutlarını çalarak sahte sandıklara hapsedenlerde …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir