ANA SAYFA / Anasayfa / Sovyetler Birliği’nde işçi sağlığı ve iş güvenliği

Sovyetler Birliği’nde işçi sağlığı ve iş güvenliği

İstanbul Tıp Fakültesi Tıp Eğitimi AD’den Dr. Akif Akalın’ın “Sovyetler Birliği’nin ilk yıllarında işçi sağlığı ve iş güvenliği” başlığı taşıyan çalışması, sosyalist sağlık politikasının genel çerçevesi ile SSCB’nin bu alandaki birikim ve deneyimlerini içermektedir.

Bugün koronavirüs salgınıyla insanlığın karşı karşıya kaldığı küresel felaket, kapitalist dünyada sağlık sisteminin ne durumda olduğunu, en gelişmiş kapitalist metropoller üzerinden de ortaya koydu. Neo-liberal saldırganlığın kamu sağlığı sistemini tasarruf paketleri ve özelleştirmeler yoluyla nasıl çökertmiş olduğu gözler önüne serildi. Diğer hizmet alanları gibi sağlık hizmetlerinin de metalaştırılması, bugünkü yıkım tablosuna yol açtı.

Sözkonusu çalışma, Ekim 2014-Mart 2015 tarihini taşıyan Türk Tabipler Birliği Mesleki Sağlık ve Güvenlik Dergisi’nde yayınlanmıştır. (Çalışmanın PDF olarak tümü için tıklayınız.) Tüm dünyada koronavirüs salgınından hareketle toplum sağlığı üzerine yaygın tartışmaların yapıldığı bir dönemde, Kızıl Bayrak gazetesi “Sovyetler Birliği’nin ilk yıllarında işçi sağlığı ve iş güvenliği” başlıklı çalışmanın bazı bölümlerini özetleyerek okuyucuları ile paylaştı.

Kapitalizmde sağlık alanı adım adım sömürü ve yağmanın hedefi haline getirilmiş, hastayı müşteri olarak gören kapitalist işleyiş egemen kılınmıştır. Diğer temel hizmet alanları gibi sağlık alanında da “daha çok kâr” temel ilke haline gelmiştir.

Sosyalizmin sağlık alanındaki temel ilkesi ise, herkese ücretsiz, yeterli ve kaliteli sağlık hizmetidir. Koruyucu ve önleyici hizmetler esastır. Tedaviye yönelik hizmetler bunu tamamlar. Bunu başarmanın ön koşulu ise, özel mülkiyetin ortadan kaldırılarak, emekçilerin ürettiği zenginliklerin toplumun ihtiyaçları doğrultusunda kullanılmasıdır.

İstanbul Tıp Fakültesi Tıp Eğitimi AD’den Dr. Akif Akalın’ın “Sovyetler Birliği’nin ilk yıllarında işçi sağlığı ve iş güvenliği” başlığı taşıyan çalışması, sosyalist sağlık politikasının genel çerçevesi ile SSCB’nin bu alandaki birikim ve deneyimlerini içermektedir. Sözkonusu çalışma, Ekim 2014-Mart 2015 tarihini taşıyan Türk Tabipler Birliği Mesleki Sağlık ve Güvenlik Dergisi’nde yayınlanmıştır.

Tüm dünyada koronavirüs salgınından hareketle toplum sağlığı üzerine yaygın tartışmaların yapıldığı bir dönemde, “Sovyetler Birliği’nin ilk yıllarında işçi sağlığı ve iş güvenliği” başlıklı çalışmanın bazı bölümlerini okurlarımızın dikkatine sunmak fazlasıyla anlamlı olacaktır.

1917 Ekim Devrimi ve İşçi Sağlığı ve Güvenliği

Sovyetler Birliği’nde (SSCB) İSG alanının gelişmesinin temelini 1917 Devrimi ve Sovyet sisteminin ilkeleri oluşturmaktadır. Devrimden sonra hızla sanayileşen SSCB’de ISG’ne büyük önem verilmiştir. Sovyet hükümeti devrimden hemen sonra 13 Kasım 1917 tarihinde bir kararname yayınlayarak, “Ücretli Emekçiler için Tam Sosyal Sigorta” getirmiştir.

1. İstisnasız bütün ücretli emekçiler ile köy ve kent yoksulları için sosyal sigorta,

2. Sigorta, hastalık, yaralanma, yaşlılık, gebelik, dulluk, yetimlik ve işsizlik gibi engelliliğin bütün türlerini kapsar,

3. Sigortanın bütün maliyeti işveren tarafından karşılanır,

4. Engellilik veya işsizlik durumunda tam tazminat ödenir,

5. Sigortalılar sigorta kurumları üzerinde tam bir kontrole sahiptir.

“Devrim sonrasında birkaç yıl daha devam eden iç savaş nedeniyle bu kararname, ancak 1922 yılından itibaren tam olarak uygulamaya girebilmiştir.”

(…)

Tıbbi Bakım

  • Geçici engellilik durumlarında (hastalık, kaza, karantina, gebelik, hasta bir aile bireyine refakat) yardım,
  • Doğum, ölüm vb. durumlarda ek yardımlar,
  • İşsizlik yardımları,
  • İş göremezlik aylığı,
  • Yaşlılık aylığı,
  • Aile geçimini sağlayan kişinin ölümü durumunda geride kalanlara aylık bağlanması.

Sigorta yardımları emekçiyle sınırlı olmayıp, bağımlılarına genişletilmiştir. Geçici iş göremezlik durumlarında işçinin son üç ay kazandığı aylıkların ortalaması iş göremezlik süresince aylık olarak ödenir. Kalıcı iş göremezlik durumlarında ise işçiye emekli aylığı bağlanır. (…)

Bütün emekçilere son aylıklarının yüzde 50 -60’ı oranında yaşlılık aylığı bağlanmaktadır. Yaşlılık aylığı bağlanma sınırı erkeklerde 60, kadınlarda 55 yaştır. Ancak maden işçileri gibi ağır ve tehlikeli işlerde çalışanlar 50 yaşında yaşlılık aylığına hak kazanmaktadırlar. Ancak emekli aylığı bağlanması için erkeklerin 25, kadınların ise 20 yıl fiilen çalışmış olmaları gerekir.

18 Haziran 1918’de bir hükümet kararnamesiyle Sağlık Bakanlığı (Narkomzdraw – Narodnyi Komissariat Zdrawoochronienija) kurulmuş… ilk iş olarak bulaşıcı ve salgın hastalıklarla mücadele etmek için işyerlerinde İşçi Komiteleri kurulmuştur. Komitelerin görevi kamusal kurumları temizlik yönünden denetlemek, insanlara temizliği öğretmek, sabun dağıtmak ve bitle mücadele etmektir.

Sovyet sağlık sistemi esas olarak koruyucu ve önleyici hizmetlere dayalıdır. Bu alanlar sermaye için karlı olmadığından kapitalist ülkeler daha çok tedavi hizmetlerine yatırım yaparlar. Çarlık Rusya’sı sağlık bütçesinden koruyucu hizmetlere yalnızca yüzde 5 pay ayırırken, SSCB’de 1920’li yıllarda bu oran yüzde 60’a yükselmiştir.

1920-1930 Dönemi

(…) Sağlık hizmetleri işçi sınıfının sağlık gereksinimlerine göre örgütlenmiş, çalıştıkları yerlerde sağlık birimleri oluşturulmuştur.

Sovyetler Birliği 11 Kasım 1917’de (henüz devrimin üzerinden bir hafta dahi geçmeden) bir kararname ile iş gününü 8 saate indirmiştir. Devrimin 10. yıldönümü olan 1927 yılında ise iş günü ücret aynı kalmak şartıyla 7 saate indirilmiştir. Gece vardiyaları için ise mesai 6 saattir. Daha sonra ağır ve tehlikeli işlerde çalışan işçiler için mesai günde 6 saate, bazı kategorilerde (örneğin cıva sanayi) 4 saate indirilmiştir.

1920 yılında Çalışma Bakanlığı tarafından, yerleşim yerlerinin sanayinin zararlı etkilerinden korunması amacıyla bir kararname yayınlanmıştır.

Bu kararnameyle sanayi bölgelerinin yerleşim yerlerinin uzağında kurulması yasalaştırılmıştır.

İçinde ISG alanında düzenlemeler de bulunan İş Kanunu 15 Kasım 1922’de kabul edilmiştir. Yasaya göre hiçbir sanayi tesisi veya işletme, sendikaların ve sağlık otoritelerinin onayı alınmadan inşa edilemez, tadilat yapılamaz veya başka yere taşınamaz. Hiçbir tesis iş müfettişi ve hijyen müfettişi tarafından incelenmeden hizmete giremez. (…)

İşyeri Sağlık Birimleri

Sovyetler Birliği’nde 1922 yılında işyerlerinde “sağlık hücreleri, dispanserler ve poliklinik gruplarından” oluşan sağlık kompleksleri biçiminde, Sovyetler Birliği’ne özgü bir kurumlaşmaya gidilmiştir. Bu sistemde sağlık hücrelerinde işyerlerinde çalışan işçiler arasından gönüllü olarak sağlık eğitimine katılan sağlıkçı işçiler görev almaktadır. Sağlık hücrelerinde bu işçiler tarafından tespit edilen hasta işçiler, her işyerinde bulunan ve ilkyardım ve ön muayene yapılan ayakta bakım birimlerine gönderilmekte, buradan da hekim gerek görürse dispanser veya polikliniğe sevk edilmektedir. Bu sistemin altında yatan felsefe Dr. Semaşko tarafından, “işçilerin sağlığı işçilerin elinde olmalıdır” şeklinde ifade edilmektedir.

Her dispanser bir tıbbi ve bir sosyal bölümden oluşmaktadır. Sosyal bölüm hijyen şartlarını denetlemekte, toplumsal ve bulaşıcı hastalıkların kayıtlarını tutmakta ve sağlık eğitimi vermektedir. Tıbbi bölümde çocuk sağlığı, gençlik sağlığı, tüberküloz, cinsel yolla bulaşan hastalıklar, doğum gibi kısımlar vardır. (…)

1930-1940 Dönemi

(…) 1930’lu yıllarda SSCB’de 70 bin kadar köy Sovyet’i (Selosoviet) ve bin kadar şehir Sovyet’i bulunmaktadır. 1931 yılında yayınlanan bir kararname ile köy Sovyetlerine sağlık ve sosyal güvenlik alanlarında önemli görevler verilmiştir.

Sağlık alanında verilen görevler şunlardır:

– Selosovyet bütçesinden karşılanan hastane ve koruyucu hizmet birimlerinin gözetimi,

– Sanitasyon teftişi ve cinsel yolla bulaşan hastalıklarla mücadele için gerekli bütün tedbirleri almak,

– Kişisel hijyen bilgisinin yaygınlaşması ve beden eğitiminin geliştirilmesi,

– Akıl sağlığı yerinde olmayan insanlar için koruyucu atanması

(…)

Sosyal Güvenlik

1933 yılında sosyal güvenlik alanında önemli bir reforma gidilmiştir. 28 Haziran 1933 tarihinde SSCB Çalışma Bakanlığı kaldırılarak, Bakanlığın işlevleri (sigorta dahil) işçi sendikalarına devredilmiştir. Böylece sosyal sigorta üzerinde işçilerin tam kontrolü sağlanmıştır. Bu uygulama tamamen Sovyetler Birliği’ne özgü olup, hiçbir kapitalist ülke tarafından benimsenmemiştir. Sağlık Bakanlığı işçilere eskisi gibi sağlık hizmeti sunmaya devam etmiştir, fakat artık bu hizmetlerin finansmanı işçilerin kontrolündeki sigorta fonu tarafından yapıldığından, işçiler Sağlık Bakanlığı tarafından sunulan sağlık hizmetleri üzerine de kontrol kazanmışlardır.

(…)

İşçi Sağlığı

Sovyetler Birliği’nde 1930’lu yıllarda birinci basamak sağlık kurumları olarak farklı isimler altında kurulmuş (dispanser, poliklinik, ambulatoryum, preventoryum, profilaktoryum) sağlık merkezleri bulunmaktadır. Bu merkezler bir hastaneye bağlı olarak hizmet sunabildikleri gibi (örneğin hastane içindeki poliklinik), hastane dışında ayrı merkezler olarak da hizmet sunabilirler.

Sağlık merkezleri bir sanayi tesisine bağlı ise, yalnızca bu tesiste çalışan işçiler ve ailelerine hizmet sunar. Sanayi tesislerine bağlı olmayan, mahalle ve semtlerde kurulmuş sağlık merkezleri, bulundukları bölgede ikamet edenlere hizmet sunarlar. Şehirlerde her bölgenin kendisine ait bir sağlık merkezi olduğu gibi, bütün büyük kuruluşlarda da bir sağlık merkezi bulunur.

Sağlık merkezleri hizmet sunduğu insanların sağlığından sorumludur. Bütün Sovyet yurttaşları bir sağlık merkezine kaydolmak zorundadır…

Yasaya göre 250’den fazla işçi çalıştıran kuruluşlarda sağlık merkezi açılmak zorunluluğu vardır. …

35-49 işçi çalışan deniz araçlarında bir hekim yardımcısı (feldsher), 50 veya daha fazla işçi çalışan deniz araçlarında bir hekim görevlendirilmesi zorunludur. Uzun yol gemilerinde ise işçi sayısına bakılmaksızın hekim bulundurma zorunluluğu vardır. Yine deniz araçlarında belirli sürelerde görevlendirilen diş hekimleri, işçilerin rutin ağız bakımlarını ve tedavilerini yaparlar.

(…)

İş Güvenliği

(… )

Sendikalar yanında emekçilerin iş güvenliğiyle ilgilenen diğer bir kurum Ağır Sanayi Bakanlığı’na bağlı olan Güvenlik Teknolojisi (Tekhnika Bezo-pasnosti) bölümüdür. Bölüm yalnız 1935 yılında 180 farklı güvenlik aracı geliştirmiştir.

Enstitüler ve Güvenlik Teknolojisi çalışmalarında tıbbi kuruluşlarla yakın bir işbirliği içindedir. Bilim insanları, mühendisler ve hijyenistler çalışma yaşamı üzerine etkili fiziksel ve kimyasal faktörler üzerinde yoğunlaşırken, ülkenin 25 Tıp Enstitüsü de meslek hastalıkları ve emeğin korunmasının tıbbi yönleri üzerine çalışmalar yürütmektedir.

(…)

16 Kasım 1935 tarihinde yayınlanan bir kararname ile sanayi kuruluşlarının devletin ve sendikaların müfettişleri tarafından ISG yönünden düzenli olarak denetlenmesi zorunlu kılınmıştır. Buna göre kurşun ve cıva sanayilerinin her 4 ayda ve diğer kimya sanayisinin her 6 ayda bir denetimi yapılmaktadır. Bunun yanında bu sanayi dallarında çalışan işçilerin mesai saatleri kısaltılmış ve yıllık izin süreleri arttırılmıştır.

1950 Sonrası

Sovyetler Birliği İkinci Paylaşım Savaşı’nda en büyük zararı gören ülkelerden biridir. Ülkenin önemli bir bölümü uzun yıllar işgal altında kalmış̧, harabeye dönmüş̧ ve genç̧ nüfusunun önemli bir kısmını yitirmiştir. 1945 sonrası uzun bir onarım dönemi yaşayan SSCB’de isçi sağlığı alanında 1930-940 döneminde ulaşılan yere, savaş̧ sonrasın da ancak 1950’lerde yeniden ulaşılabilmiştir.

1960’larda sosyalist işçi sağlığı ve iş güvenliği kavramı ile kapitalist işçi sağlığı ve iş güvenliği kavramı arasındaki fark iyice belirginleşmiştir…Sovyetler Birliği’nde koruyucu, önleyici ve iyileştirici sağlık hizmetleri, Sovyetler Birliği’nin kuruluş yıllarından itibaren bütünleştirilmiştir. (…)

1960’lı yıllarda Sovyetler Birliği’nde işçi sağlığı hizmetlerinin ilkeleri şöyle sıralanabilir:

1. İşçi sağlığı hizmetleri bireyle birlikte bireyin çevresine yöneliktir.

2. Bireye hem sağlıklı iken hem de hasta iken sağlık bakımı sağlanır.

3. Sağlık bakımı işçilere, özellikle ağır işlerde çalışanlara öncelikli olarak sağlanır.

4. Çocuklara ve gençlere özel önem verilir.

5. Önleyiciliğe vurgu yapılır.

6. Hizmetler devlet tarafından ücretsiz sağlanır.

İşçi sağlığı hizmetlerinin “bireye ve aynı zamanda çevresine” yönelik örgütlenmesinin nedeni, Sovyetler Birliği’nde egemen olan toplumcu tıp ve sağlık anlayışıdır. Bu anlayışa göre bireyin sağlığı üzerine etkili faktörlerin başında bireyin yaşam ve çalışma koşulları gelmektedir. O halde bireyin yaşam ve çalışma koşullarına hitap etmeyen bir yaklaşım, tedavi edilen birey yine sağlığını bozan yaşam ve çalışma koşullarına geri gönderileceğinden, sağlık sorunları için tamamen palyatif bir “çözüm” olacaktır. Bu anlayış doğrultusunda hekim yalnızca işçilerin rutin muayenelerini yapmakla yetinmez, aynı zamanda çalışma ortamının sağlık ve güvenlik bakımından kontrolü çalışmalarına da aktif olarak katılır.

(…)

Önleyici Hekimlik

Hricko’ya göre Sovyet işçi sağlığı sisteminin en çarpıcı iki özelliği, önleyici tıbba ve işçi sağlığı ve güvenliği konularında sendikaların içten katılımına vurgudur. Sovyetler Birliği’nde sağlık bakımı bütün insanlar için temel bir haktır. Sağlığa vurgu, Sovyet 5 Yıllık Planlarının kilit unsurları olan üretkenlik ve ekonomik kalkınmayla uyum içindedir.

Sovyet sisteminin sağlığa vurgusu kendisini, Sovyetler Birliği’nde hekim sayısının ABD’dekinin iki katı olması, kadın hekim sayısının ABD’dekinin altı katı olması ve hasta yatağı sayısının ABD’dekinden 3 kat fazla olmasıyla göstermektedir. Çok sayıda Sovyet hekim önleyici tıp ve çevre sağlığı alanında görevlidir.

Sovyetler Birliği’nde işçi sağlığı hizmetleri devlet, sanayi kuruluşları ve sendikalar tarafından bütüncül olarak yürütülmektedir. Bütün büyük kuruluşların polikliniği olup, bazılarının hastaneleri vardır. Daha küçük kuruluşlarda sağlık istasyonları bulunmaktadır.

(…)

Fabrikalarda hamile kadınlar için özgün istihdam politikaları bulunmaktadır. Kadın işçinin hamileliği tespit edilir edilmez, fabrikanın toksik maddelere maruz kalmayacağı daha güvenli bölümlerine nakli yapılmaktadır. Dahası doğumdan sonra bir yıl ücretsiz izin alabilmekte, daha sonra eski işine kıdem ve emeklilik haklarında bir kayıp olmadan dönebilmektedir. (…)

Sovyetler Birliği’nde kadınların belli işlerde (örneğin kömür ocakları, metal döküm işleri) ve belli kimyasal maddelerle (örneğin kurşun, benzen, krom, nikel, zifir) çalışmaları yasaktır. Erkek emekçiler de, erkek gonadlara etkili olduğu bulunan kloropren, etilen oksit ve dimetil dioksit gibi kimyasalların kullanıldığı işlerde çalıştırılmamaktadır.

Sendikaların Rolü

Sendikalar bütün işçi sağlığı hizmetlerinin yürütülmesi ve kontrolünde ve çalışma yasalarının uygulanmasında, bünyelerinde barındırdıkları 5.500 müfettişle önemli bir rol oynamaktadır. Devletin de ayrıca 20 bin sağlık ve güvenlik müfettişi bulunmaktadır. Sendika teknik müfettişlerinin tehlikeli çalışma koşullarının iyileştirilmesini isteme yetkisi vardır. Tehlike ortadan kaldırılmazsa işyerini kapatabilirler. İhlallerin devamı halinde yöneticileri cezalandırılabilir veya işten çıkartılabilir.

(…)

Ayrıca kontrol

Ülkemizin kuzeyindeki tarım işçilerin durumu nihayet kamuoyuna yansıdı

Türkiye’den mevsimlik işçi olarak ülkemizin kuzeyine çalışmaya getirilen 1500 kişi çok ağır koşullar altında yaşam …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir