ANA SAYFA / #REDDET / Ali Poyraz – Lümpen proleterya

Ali Poyraz – Lümpen proleterya

Lümpen proletarya, sınıf bilincinden yoksun, karşı devrimci ve muhafazakarların tuzağına düşme eğiliminde bulunan ve Marx ve Engels’e göre proleteryanın düşmanı olup sınıf bilinci kazandırılamayacak bir gruptur. Lümpen proleterya genellikle, sokak serserileri, seks işçileri, küçük suç çeteleri ve yankesicilerden oluşan bir tabakadır.

Birçok konuda olduğu gibi, lümpen proleterya da sol düşünce içinde keskin fikir ayrılıklarına yol açmıştır. Bolşevikler ve ardılı olan Komünist Parti üyeleri ve Troçki, Marx ve Engels ile aynı fikri paylaşırken, Mao, Siyah Panter Partisi ve post-kolonyal (post colonialism) teoride büyük izler bırakan felsefeci Frantz Fanon, Frankfurt Okulunun önde gelen felsefecilerinden Herbert Marcuse, Marx ve Engels’in fikrine karşı çıktılar ve lümpen proleteryanın sağlam bir liderlikle sınıf bilincinin kazandırılabileceğini savundular.

1848 Devrimleri üzerine, Marx 1848-1850 Fransa’daki Sınıf Savaşları isimli eserinde lümpen proleteryanın burjuva sisteminin önemli yapı taşlarından olduğundan bahsetmiş ve özellikle asker kaçaklarının burjuvazi tarafından para verildiğini ve bu sınıf bilincinden uzak olan sınıfın proleterlerle karşı karşıya getirildiğini söylemiştir. Engels ise 1848 Devrimlerinde lümpen proleteryanın işçi sınıfının isyanlarını bastırmakta kullanılan bir milis güç olduğuna yazılarında yer vermiştir.

1917 Ekim Devrimi gerçekleştirilmeden önce, Lenin lümpen proleteryayı kullanmanın büyük bir hata olacağını ve oportünizmden başka birşey olmadığını belirtti. Troçki de ‘Mussolini Nasıl Başardı’ isimli makalesinde lümpen proleteryanın ahlak yoksunu ve sınıfsız olduğunun altını çizdi ve kapitalizm altında daha çok yagınlaştığını, organize olamadıklarını, işçi grevlerinde statükoyu korumak için işçilere saldırdıklarını ve faşist partilerin mitinglerinde yer aldıklarını söyledi.

Tam aksine Çin Komünist Partisinin lideri ve Çin Komünist devriminin öncüsü Mao Zedong ise bulundukları kötü ekonomik koşulların mağduru olduklarını ama, iyi bir liderlikle sınıf bilincininin aşılanabileceğini öngördü. Bunun en büyük örneklerinden biri ise, devrimden sonra eğitim merkezlerinin 500,000 kişiyi eğitmek ve sınıf bilinci ve sosyalist öğretiyi aşılamak için kurulmasıdır.

ABD’deki Siyah Panter Partisi de sokakların mağduru olan ve kötü yola düşen arkadaşlarını kurtarmak uğruna bu sınıfı eğitmeyi amaçlamış ama yüksek oranda disiplinsizlik ve silah ve şiddet kullanmaya eğilimlerinden dolayı amaçlarına ulaşamadılar.

Amerikan filozof Herbert Marcuse ise Amerikan proleteryasının serbest piyasanın tuzağına düştüğünü belirtti ve devrimin lümpen proleteryanın isteğine kaldığını düşünürken, Fanon ise lümpen proleteryaya post-kolonyal perspektiften bakarak düşünülenlerin tam aksine onların 3. Dünya Ülkelerinde yaşayan, tarımla uğraşan bir sınıf olduklarını ve onları en büyük bir tehlike haline getiren unsurun ise sessiz ve pasif göründükleri ancak ani bir patlamayla kolonicilerine karşı özgürlükçü eylemlerde bulunma potansiyeline sahip olduklarına eserlerinde yer verdi.

Ayrıca kontrol

DKB: Çözüm sandıkta değil, örgütlü gücümüzdedir!

Devrimci Komünist Birlik yapılan seçimlerin meşru olmadığını belriterek çözümün halkın umutlarını çalarak sahte sandıklara hapsedenlerde …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir