ANA SAYFA / KIBRIS / Ne istediğimizi bilelim

Ne istediğimizi bilelim

Son zamanlarda dünyayı esir alan Coronavirus hastalığı ülkemize de sıçramış durumda. Ülkemizin kuzeyinin sömürge olmasından kaynaklanan bu yetersiz yapısı halk sağlığını ciddi tehlikeye atan bir süreci peşinden getirmiştir.

Bu süreç dahilinde hasta sayısında artış olacağı, doktorlar tarafından da açıklandığı gibi, aşikardır. Fakat salgına karşı getirilen çözümler halkın gerçek ihtiyaçlarına göre değil, “nasıl bu süreci kotarırız” kafasıyla atılmış adımlardır.

Aynı anda hem işyerleri kapatılıyor, hem de marketler, eczaneler, akaryakıt istasyonları açık bırakılıyor. Halk sağlığını korumayı gerçekten hedefleselerdi salgının en çok yayılabileceği yerleri açık bırakmazlardı. Bu durumda  yapılmas gerken bellidir: Vietnam örneğinde gördüğümüz gibi; devletin halka ihtiyaçlarını ayağına götürecek teşkilatlanmayı sağlaması gerekmektedir. Fakat bu yetersiz yapıda insanları hastalığa sürüklemek daha kolay geliyor.

Sağlık malzemeleri şuan fırsatçıların elinde, gerçekten ihtiyacı olanlardan uzakta ve hayli pahalılanmış durumda. Bu duruma karşı yapılan tek şey cılız bir açıklamadır. Fakat ihtiyacımız atılacak somut adımlardır. Öncelikle bütün sağlık malzemelerine el konulmalıdır. Sonrasında planlı bir şekilde, en ihtiyaçlıdan başlanacak şekilde halka dağıtımı yapılmalıdır. Eğer ki sağlık malzemeleri üzerinde kamu tekeli oluşturulmazsa, hastalar ve doktorların bu malzelemelere ulaşımı zorlaşacak, karaborsacılar halkı kazıklayacak ve de salgın daha çok yayılacaktır. Fırsatçılar  ve karaborsacılar, yani kan emiciler, şuan ellerini ovuşturarak çaresizliğimizi seyrediyorlar!

Olağanüstü durum (ODUR) ilanı ise ilerici-demokratından, sağcısına bütün kesimler tarafından isteniyor. Alt-yönetim kendi basiretsizliğini bizi cezalandırarak örtbas etmek istiyor. Bunu kabul etmememiz gerek. Sokağa çıkma yasağına gelene kadar alınması gereken önlemleri almayanlar ne olağanüstü durumda, ne de  sokağa çıkma yasağında bizi koruyamaz!

Diğer bir aciliyet taşıyan önlem bütün hastaneleri kamu kontrolü altına getirmek ve sağlık hizmetini parasız yapmaktır. Bunu yaparak daha geniş kitlelerin çekinmeden hastanelere gelebilmesi sağlanılabilir. Tabi ki bürokratlar bunu yapmayacaklar. Çünkü onlar sermayedar efendilerinin karlarına dokunmayı göze alamayacak kadar alçaklaşmışlardır.

Halbuki  olması gereken, demokratik halk iktidarının yapacağı şekilde, toplumsal sağlığı üç-beş zenginin eline bırakmayarak, halkın sağlığını her şeyden üstte tutmaktır. Bu ihtiyacımız ancak demokratik halk iktidarında giderilebilir.

Emekli sağlık çalışanları derhal hastanelere çağrılmalı. Personel sıkıntısının normal zamanda çekildiği bir yapıda bunu hala yapmamış olmak halk sağlığını tehlikeye atmaktır.

Yapılması gerekenler özetle şunlardır:

1. O-DUR ilan edilmeden, halkın sokağa çıkmasını minimize edecek kararlar almak.

2. Halkın ihtiyaçlarının kapılara dağıtılması.

3. Bütün hastanelerin kamu kontrolü altında birleştirilmesi.

4. Sağlık ürünlerini tekel altına alıp halkı fırsatçılardan korumak.

5. Emekli sağlık çalışanlarını göreve çağırmak.

Acilen alınması gereken önlemler bunlardır. Bunları yapabilecek bir yapı ortada yoktur. Onun yerine yetersiz bir alt-yönetim vardır. Artık bu yapıdan kurtulma zamanı gelmedi mi? Bizi ölüme sürükleyenlerin yönetimini halkın demokratik iktidarı ile değiştirme zamanı gelmedi mi?

Ayrıca kontrol

Koronavirüs ve çöken sağlık sistemleri

Bu salgın süreci, kapitalizmin vahşi yüzünü tüm yalınlığıyla ortaya sermekte ve sorgulanmasına yol açmaktadır. Aynı …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir