ANA SAYFA / Anasayfa / Bu virüsten derhal kurtulmalıyız!

Bu virüsten derhal kurtulmalıyız!

Dünya halkları ve ülkemiz “Coronavirüs” olarak adlandırılan yeni tipte bir salgın hastalık ile yüzyüze.

Geçmişte SARS, MERS, Kuş Gribi ve yine 2009’da Pandemi kabul edilen Domuz Gribi salgınlarda bu virüslerin genetiklerinin değiştirilmiş, insandan insana bulaşma kabiliyeti kazandırılmış virüsler oldukları ispatlanmıştı. Bu salgınlar tarihteki ilk grip salgınları değildi. Pandemi yani dünya çapında salgın düzeyine gelmiş gribe neden olan influenza salgınları, daha önce de pek çok hayata mal olmuştur. Çin’de ortaya çıkarak birkaç ay içerisinde tüm dünyaya yayılan bu yeni tip virüs de daha şimdiden binlerce kişinin (14 Mart itibarı ile 140 bin üzeri vaka ve 5400 civarı ölüm kayda geçmiştir) hayatına mal olmuş durumda. Virüsün ülkemizin kuzey ve güneyine ulaşması ile birlikte bir dizi önlem hayata geçirilmiş durumda. Sorunun kökenini ortaya koymak ve bunları ortadan kaldırmak derdi taşımayan egemenler tarafından alınan göstermelik önlemler karşısında, kendini demokrat, ilerici olarak niteleyen kesimler ise tam bir acizlik yaşıyor.

Ülkemizin kuzeyinde işgal duzeninin insan sağlığını dikkate almayan yapısını sorgulamadan, yaşanmakta olan corona salgınına çözüm olarak her türlü demokratik hakkın rafa kaldırıldığı “olağan üstü hal” uygulaması anlamına gelen ve halka daha şirin görünmesi için “O-DUR” olarak adlandırılan bir uygulamayı yada “sokağa çıkma yasağını” savunmak tam bir akıl tutulmasıdır. Dahası bunu “demokrat, ilericilik” sıfatı taşıyan kesimlerin yapması ve başını da çok demokrat Akıncı’nın çekmesi tam bir trajedidir.

Böylesi bir anti demokratik uygulamayı savunan arkadaşlar çıkıp bu yolla ne murad ettiklerini halka anlatmak durumundadırlar. Bu işgal düzeninde insan sağlığını korumak için gerekli kararları alıp uygulayamayanlar, O-DUR ile mı bunu yapacaklar? Onları gerekli adımları atmaktan alıkoyan ne gibi bir durum vardır ki O-DUR’e gerek duyulduğunu savunabiliyorlar?! Ve böylesi bu uygulama durumunda örneğin; evlere hapsedilecek olan sıradan vatandaşların en temel ihtiyaçlarını dahi karşılayamayacaklarını, çok kısa bir süre içerisinde çok daha ciddi içme suyu kıtlığı, temel gıda ve temizlik malzemeleri eksikliğine bağlı sağlık sorunlarının ortaya çıkacağını göremiyorlar mı?

Ne mi yapılmalı? İnsan hayatına değer vermeyen bu çürümüş yapıyı dağıtıp parçalamalı ve yerine; merkezine insanı koyan demokratik bir halk iktidarı kurulmalı. Ancak o zaman halkın sağlığı bir avuç sermaye sahibinin kârı uğruna hiçe sayılmayacağı bir yapıya kavuşulabilir. Ve her bir vatandaşın gereksinimlerinin dikkate alınıp karşılanabileceği insan odaklı bir yapı oluşturulabilir.

Biz bu salgın gelmeden önce da aynı şeyleri söylüyorduk ve bunu bu salgınları, savaşları, zulümleri önemsemediğimiz için değil, tam tersi gerçekten, samimi olarak önemsediğimiz için, yaşanmadan gerekli önlemleri alabilmek için söyledik, söylüyoruz. Çünkü ne yazık ki demokrat, ilerici geçinen çok sayıda kişi ve toplumun büyük çoğunluğu bu hastalıkları yaratan sömürü düzenini ortadan kaldırmanın artık bir tercih değil zorunluluk olduğunu görmüyor, görmek istemiyor.

Doğaldır ki bireyler daha kolay, basit çözümlemeler bulmak ister, bu anlaşılırdır, ama bizim derdimiz basit, geçiştirici sahte çözümlemeler üretip insanları bunlara inandırmak değildir. Bunu yapan ve halkın gerçekleri görmesini engelleyerek kandıran fazlası ile kişi ve örgüt var zaten. O nedenle biz gerçekleri söylemekten vaz geçmedik, geçmeyeceğiz. Sayımız az olabilir, ama gerçekler onu dillendiren kaç kişi olduğu ile değil, bilimsellikle tespit edilebilir.

Biz tek yol olarak bu etkenleri yaratan bu sömürü düzenin ortadan kaldırılmasını görüyoruz ve daha fazla kişinin bunu görebilmesi için elimizden geldiği kadarıyla dillendiriyoruyz. Ve özellikle bu sorunların böylesi herkesin görebileceği şekilde ortaya çıktığı dönemlerde bu gerçekleri ortaya sermenin çok daha gerekli olduğunu düşünüyoruz. Çünkü ne yazık ki insanlar sorunlarla yüzyüze gelmedikçe bu tip sorunları konuşmayı, tartışmayı gereksiz buluyorlar.

Ancak tam da olayın ciddiyetini anladığımızda; bu çürümüş düzeni yıkmadan, onun yarattığı sorunlardan kurtulamayacağımızı da anlamış olacağız. Ama belli ki hala bunu anlayamayan ve bu çürümüş düzenden boş bir beklenti içinde olanlar var. Ve dahası bu boş beklentilere düşmeyen bizim gibi az sayıda kişinin samimi olarak çözüm öneren kişiler olduğunu görmek istemiyorlar.

Evet derhal alınması gereken bir dizi önlem vardır ancak daha da önemlisi alınacak önlemleri insan hayatını merkeze alarak hayata geçirebilecek bir iradeye ihtiyaç vardır. Ülkemizin kuzeyinde kurulu sömürgeci işgal düzeni bunu yapabilecek iradeye sahip değildir. Halk baskısı ile almak zorunda kaldırkları kararları dahi uygulamaktan acizdirler. Çünkü bağlı oldukları egemen çevreleri karşılarına almaktan korkmaktadırlar.  

Hiç kimse sağlığını riske atarak “dışarıda serbestçe dolaşmak” istemez. Mesele insanların dışarıda dolaşma ihtiyacını minimuma indirmek ve bunu yaparken gerekli sağlık donanımlarına sahip olmalarını sağlamaktır. Örneğin acilen herkesin koruma sağlayan maskelere ulaşmaları sağlanmalı. Ve bu karaborsacı halk düşmanlarının insafına bırakılarak değil, halka karşı sorumlu olması gereken yöneticiler tarafından yapılmalıdır. Yeterli test kiti tedarik edilmeli ve sağlık personelinin güvenli çalışabileceği donanımlar acilen tedarik edilmelidir.

Ancak durum tam tersi yöndedir. Sağlık sektöründe gerekli yatırımları yıllardır yapmadıkları için çok ciddi bir yetersizlikle karşı karşıya kalınmasına neden olmuşlardır. Durum buyken alınan bir dizi kararla okulları tatil edilmekte, ancak okula gitmeyen çocuklara bakması gereken aileleri çalışmaya devam etmektedir. Belli sektörler dışında tüm iş yerlerinin kapatılması yönünde karar alınmakta, ancak bunu denetleyecek mekanizmalar devreye sokulmamaktadırlar. Dahası çalışmayı durduran işletmelerdeki çalışanların tek bir günlük maaş kaybının dahi ekonomik çöküşlerine neden olacağı hesaba katılmamaktadır. Ülkeye giriş çıkışlar kısıtlanmakta ancak bunu Türkiye’den gelen kişilere karşı uygulamaktan kaçınmaktadırlar. Mevcut iktidar yapısının halkı hiçe sayan bu yapısı ortadayken, O-DUR uygulaması ya da sokağa çıkma yasağı telep edilmesi sorunu çözme odaklı değil, geçiştirici sahte çözüm önerileridir.

Şimdi bu söylediklerimize karşı olanlar varsa, bu hastalıkların ortaya çıkmasını, bu boyutlara ulaşmasını ve dahası halkın sağlığını hiçe sayan yetersiz önlemler alınmasını doğuran etkenler neler olduğunu bilimsel olarak açıklasın lütfen? Ve bu etkenleri ortadan kaldırmanın yolu nedir bize söylesin?

Elbette eğer bu sorunları geçiştirici değil, çözecek başka bir öneri varsa buyurun onu da tartışalım…

Unutmayalım ki en tehlikeli virüs insanı, doğayı ve dünyayı yok oluşa sürükleyen bu çürümüş düzendir ve bu düzenden vakit kaybetmeksizin kurtulmaktan başka çıkış yolumuz yoktur…

Ayrıca kontrol

Ülkemizin kuzeyindeki tarım işçilerin durumu nihayet kamuoyuna yansıdı

Türkiye’den mevsimlik işçi olarak ülkemizin kuzeyine çalışmaya getirilen 1500 kişi çok ağır koşullar altında yaşam …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir