ANA SAYFA / KIBRIS / Gündemi biz mi yoksa sömürgeci mi belirleyemeye devam edecek!

Gündemi biz mi yoksa sömürgeci mi belirleyemeye devam edecek!

Yakın geçmişten günümüze bir bakalım…

İngiliz sömürgeciliğinin ardınından TC’nin TMT’siyle ve Yunanistan’ın EOKA’sıyla gündemi belirlediği KC dönemi ve 1974 sonrası kuzeyde TC sömürge yönetiminin belirlediği bir gündem üzerinden sorunların kaynağının etrafında dolanıyoruz.

Çok yakın geçmişi bile sorgulamaktan kaçınıyoruz. Andaki baskı, saldırı, tehdit, sansür vd. sorunlara yüzeysel tepkiler göstererek bir süre sonra önümüze çıkacak, çıkarılacak gündemle oyalandırılıyoruz. Karşımıza konan sözde sorumlularla oyalanıyor ama birtürlü sorunun nedenlerine yönelemiyoruz.

Sorunun esas nedenleri ortadan kaldırılmasına yönelik mücadelenin önüne birşeyler yapma adına palyatif çözümler öneriliyor. 

Toplumun sömürgeci, işgalci TC devletine ve onun kuzeydeki sömürge yönetimine yönelecek karşı duruşun önüne bir yandan gerici faşist paramiliter kişi ve örgütleri dikilirrken diğer yandan reformist, burjuva liberal, düzeniçi muhalif kesimleri de devreye sokulmaktadır.

Örneğin sömürgedeki sözde devlet tiyatrolarındaki sansüre odaklananlar sorunu Tiyatro Müdürü ve yasalar, tüzükler üzerinden bir tartışmaya dönüştürmekte ve sorunu sömürgecide değil, onun sömürge meclisinden çıkarılmayan tüzük eksikliğine ve şimdiki UBP-HP koalisyonunun uygulamaları ile sınırlı bir muhalefete dönüştürmektedirler.

Bu konu bir süre sonra gündemden düşecek ve sömürgeciye karşı gelişmesi gereken mücadele, sömürgecinin gereksinim duyduğu üst düzey memurlar için düzenlenecek olan “kim daha iyi hizmet verecek” seçim yarışında kullanılacak bir propaganda aracına dönüşecektir.

Yine geçmişe baktığımızda benzer sorunların çok daha ağırlarının yaşandığını ancak sonuçta hafızalardan silinmese de sorumlular ve sorunların nedenleri üzerine gidilmekten kaçılmış ve sadece sömürgecinin gözüne girmede bir araç olarak kullanılmıştır.

Yine örneklersek, 1988-90’lı yıllarda TC sömürge yönetimi istediği düzenlemeleri daha rahat, sorunsuz ve hızlı bir şekilde yapabilmek amacıyla sola karşı önce yoğun bir propapaganda ve akabinde kurduğu illegal “Kıbrıs Türk Halk Hareketi”(KTHH) isimli faşist terör örgütü aracı ile bombalamalar, tehdit, santaj, baskı vd operasyonları gerçekleştirmiş ve 1990 seçimlerinde planladığı sonucu almıştı.

Bu dönemde Yeni Doğuş Partisi ile CTP ve TKP, Demokratik Mücadele Partisi çatısı altında seçime girerek sömürgecinin demografik yapıyı değiştirme amaçlı gerici, faşist nüfus yerleştirmesine “meşruluk” kazandırılırken, UBP tek başına sömürge meclisinde çoğunluk konumuna getirilmişti.

O günlerde işgal ordusunun Kıbrıs Türk Barış Kuvetleri komutanı korgeneral Eşref Bitlis ve Güvenlik Kuvvetleri Komutanı Tuğgeneral Ali Yalçın’ın bağlı oldukları TSK ile TC devletinin KTHH ve operasyonlarındaki sorumlulukları sözedileyerek unutturulmaya çalışıldı.

O dönemlerde bu bombalamaların hedefi olanların bir kısmı daha sonra bir çeşit ödüllendirme olarak sömürge yönetiminde üstdüzey memur kadrolarında cumhurbaşkanı, başbakan, bakan, milletvekili vb olarak görev yapmışlardır. Görevde oldukları sürece sözkonusu bu sorunların hiçbirini, Kutlu Adalı cinayeti dahil nedenleri ve sorumluları konusunu gündeme dahi getirmemişlerdir. Toplumun gündeminden çıkması için de ellerinden geleni yaparak sömürgeciye güven vermişlerdir.

O dönemdeki bombalamalar CTP’nin kendi gazetesi olan Yenidüzen’de şu şekilde yayınlanmıştı;

“Şiddet ve bombalı saldırı olayları ile ilk kez 1989 yılında tanışmışız. Ve genellikle de siyasi partiler ve siyasiler de bombaların hedefi olmuş. Hatta kimi zaman başbakanlar bile bombalanmış. KKTC’nin kısacık tarihinde bakın neler olmuş, bombalar kimlere atılmış?

2 BAŞBAKAN BOMBALANDI

Önce dönemin başbakanı UBP Genel Başkanı Derviş Eroğlu’nun Lefkoşa’daki başbakanlık konutunda 4 Mayıs 2001 akşamı bomba patladı. Bomba, UBP’nin 2 gün sonra yapılacak kurultayından hemen önceye denk gelmişti. Başbakan Mehmet Ali Talat’ın Girne’deki konutu da 18 Şubat 2004 akşamı bombalandı. Bombalama olayının, Kıbrıs sorunuyla ilgili Lefkoşa’da başlayacak tarihi görüşmelerin gecesinde meydana gelmesi oldukça düşündürücüydü.

MEDYAYA DA BOMBA YAĞDI

KIBRIS Medya Grubu da 6 Mayıs 2004’te bombalandı. Medyaya yönelik saldırılardan “Avrupa” gazetesi de iki kez payını aldı. “Avrupa” gazetesi matbaasına ilk bomba Kasım 2000 tarihinde atıldı. İlk saldırıda bombanın atıldığı bölümde kağıtlar ve yanıcı maddeler bulunduğu için yangın çıktı.
“Avrupa”ya ikinci bomba ise yaklaşık 6 ay sonra Mayıs 2001 tarihinde yerleştirildi. Karanlık güçlerin saçtığı dehşet bu kez daha büyük oldu.

SİVİL HESAPLAŞMALAR

15 Nisan 2001’de Mağusa’nın Karakol bölgesinde bir apartmanın önündeki çöp bidonuna yerleştirilen bombanın infilak etmesiyle bölge halkı büyük panik yaşadı. Bombanın türü, parça tesirli, boru tipi el yapımı idi. 15 gün sonra 30 Nisan 2001’de ise bu kez Alsancak’ta Rolans Kumarhanesi ile Malibu Gece Kulübü arasındaki ağaçlık arazide yine “boru tipi” bomba patlamıştı. 1989’da işadamı Erdoğan Kanioğulları’nın TIR’ına yerleştirilen TNT’nin infilakı ile ilk kez bombalama olaylarıyla tanışan KKTC halkı, daha sonra ardı arkası kesilmeyen çok sayıda bombalı saldırının dehşetiyle sarsıldı.

EN ÇOK TNT

Polis kayıtlarına göre, bombalama olaylarında en çok, yüksek basınç etkisine sahip, parça tesiri olmayan TNT kalıbı kullanıldığı görülüyor. Polisin bombalama olaylarıyla ilgili istatistiklerinin ilk kaydını işadamı Erdoğan Kanioğulları’na ait TIR’a bomba konması oluşturmuştu. 9 Eylül 1989’da Lefkoşa’da Kanioğulları’na ait ALN 338 plakalı TIR’a, yarım kalıp TNT yerleştirilerek patlatılmıştı.
2 yıl sonra yeniden bombalı saldırılara hedef olan Erdoğan Kanioğulları’nın bu kez 2 TIR’ı ve bir de şahsi aracı bombalanmıştı. 19 Temmuz 1991 tarihinde söz konusu işadamının JHJ 476 Y ve JKX 83 V plakalı TIR’ları ile BF 111 plakalı arabasına bombalar yerleştirilmişti. Aynı anda patlayan 3 ayrı bombanın da TNT oluşu dikkat çekmişti. Kanioğulları, bu durumda bombalı saldırılara 4 kez hedef oldu. 2000’li yıllarda da Polatkan Turizm, YDÜ, gazeteci Mutlu Esendemir, bombalı saldırılarla gündeme geldi.

SİYASİLER… EN ÇOK BOMBA CTP’YE

Siyasi partiler de zaman zaman bombalı saldırılarla susturulmak istendi. En çok bombalı saldırıya hedef olan parti Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) oldu. Partinin yanı sıra üst düzey yöneticileri de bombalardan nasibini aldı. 1989’da 2 Ekim’i 3 Ekim’e bağlayan gecede CTP Genel Merkezi’ne bomba yerleştirildi. Fitili yakılmasına rağmen patlamayan bomba, yine TNT idi. Rastlantı mı bilinmez, aynı tarihte Yeni Kıbrıs Partisi (YKP) Genel Başkanı Alpay Durduran’ın Lefkoşa’daki evinin önündeki yolda bomba patladı. CTP ikinci bombalama olayını 6 yıl sonra yaşadı. 2 Mayıs 1996’da CTP Lefkoşa ilçe örgüt binasının giriş kapısında patlayan bomba sayısı, bir değil, iki idi. Bu olaydan 3 ay gibi kısa bir süre sonra CTP, molotofkokteylli saldırıların hedefi oldu. El yapımı yangın bombası türündeki patlayıcılar bir gün ara ile önce CTP Lefkoşa ilçe örgüt binasında, daha sonra da genel merkezde patladı. 1990 yılında dönemin CTP Milletvekili Fadıl Çağda’nın Karaoğlanoğlu’ndaki evinin avlusuna bomba atıldı. 1994’te de dönemin Başbakan Yardımcılığı Müsteşarı Hasan Erçakıca bomba ile tanıştı. Erçakıca’nın Karaoğlanoğlu’ndaki evine atılan bomba TNT değil, dinamitti. Dönemin YKP Genel Başkanı Alpay Durduran da bombalı saldırılara uğrayan siyasilerden. Durduran’ın, 1989’da evinin önündeki yola atılan bombadan sonra, 1991’de de evi önünde park halindeki BJ 940 plakalı aracı TNT ile havaya uçuruldu. Demokrat Parti (DP) genel merkez binasına da 1 Haziran 1996’da 2 bomba atıldı.”

Yukarıda kısaca örneklediklerimizden de görüldüğü üzere sorunun kaynağı olan sömürgeci işgalci devlete yönelmeyen tepkiler sömürgecinin varlığının ve yarattığı sorunların devamına (bir kısım demokrat, ilericinin amaçladıkları bu olmasa da) katkı koymaktadır.

Sorunların kökünden çözümüne giden yolu açarken izlenecek taktikler araç olması gerekir. Bugünlere aracı amaç haline getirenlerle geldik. Bunu aşmayı beceremezsek de sömürgeci işgal devam eder, işbirlikçilerin biri gider öteki gelir!

Ayrıca kontrol

Gelecek Gazetesi 99’uncu saysı çıktı…

Kıbrıs’ın tek Marksist-Leninist yayın organı olan Gelecek Gazetesi’nin Ekim 2019, 99’uncu sayısı “Tam ilhak paketi!” …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir