ANA SAYFA / KIBRIS / Yaşar Ersoy’un oyununa yapılan sansür, sömürgeci devlet ve hukuku!

Yaşar Ersoy’un oyununa yapılan sansür, sömürgeci devlet ve hukuku!

Sömürgecinin sansürü Yaşar Ersoy şahsında toplumcu tiyatroya, sanata ve sanatçılara, halka saldırıdır!

Sömürgecinin egemen olduğu yerde esas sorumlu TC devletinin sömürge yönetimidir! 

İşbirlikçi sosyal demokrat, liberal, gerici, faşist paramiliter sömürge üst düzey atanmış ya da seçtirilmiş memurları, parti ve diğerleri esas sorumluymuş gibi göstermek sömürgeci işgalci TC devletini görmezden gelmektir!

Sömürgelerde sömürgeci devletin hukuku geçerlidir.

Sömürgecinin hukukunu kaleme alan, yasalaştıranlar, sahiplenenler ve savunanlar kendilerini demokrat, ilerici, solcu diye tanıtsalar da, “iktidar, hükümet, vb.” sıfatlar kullansalar da bu gerçeği gizleyemezler!

İşbirlikçiler sömürgecinin yetkilerine sahip olamazlar! Çünkü onlar olsa olsa sadece piyonlardır.

Halkı piyonlarla meşgul etmeye çalışanların yüzleri teşhir edilmedikçe sömürgeciliğe karşı mücadelenin önü de açılamaz!

Tüm bunlar yanında sömürgeci devletin kurumlarında göreve getirilmiş ister üstdüzey, ister altdüzey bürokratların ilerici, demokrat ve hatta devrimci olmaları halinde bile sömürgecinin kurumlarının özünün değişmeyeceği “Kıbrıs Türk Devlet Tiyatrosu”ndaki Yaşar Ersoy’un oyununa konan yasakla/engelle/sansürle bir kez daha ortaya çıkmıştır.

Sözkonusu durumu TC devletinin ülkemizin kuzeyindeki işgal ve sömürgeciliğinin teşhirinde kullanmaktan uzaklaşır ve sömürge koşullarında seçimler yolu ile gelecek hükümetler eliyle bu kurumların başına, ilerici, demokrat ve hatta devrimci kişilerin getirilmesi halinde sorunların çözülebileceği hayaliyle kitleleri aldatmak olacaktır.

Çünkü;

“Sömürge bir ülkenin ‘demokratik’ hakları ancak ‘sömürgeci devletin çıkarlarını’ geriletmeyecek ve ‘sömürge statüsünü’ zayıflatmayacak düzeyde olabilir. Sömürge bir ülkenin devleti, sömürgeci devletin karar organlarıdır. Ve sömürgeciliğin doğası gereği, başta seçimler olmak üzere, sömürgelerde kullanılabilen bütün ‘yasal’ olanaklar sömürgeciliğe karşı mücadelede kullanılamaz. Sömürge hukuku budur..”

Çünķü sorun;

Sömürgelerdeki işçi emekçi sınıfının mücadelesi ayni zamanda ezilen emekçi halklarla birlikte sömürgeciliğe karşı mücadeleyle başabaş yürütülmelidir.

Çünkü yerli işbirlikçi sermaye ile sömürgeci devlet sermayesinin içiçe geçtiği Kıbrıs’ın kuzeyi gibi sömürgelerde, sömürüye ve sömürgeciliğe karşı mücadeleyi zafere taşıyacak olan işçi sınıfının örgütlü önderliğindeki emekçi ezilen halkların mücadelesidir.

Bu nedenle sadece sömürgeciliğe karşı mücadeleden sözedilirken, işçi emekçi sınıfların mücadelesinden sözetmemek ve sömürgeci yapıyı yok saymak ne kadar hatalıysa, ayni şekilde sınıf mücadelesinden, emek mücadelesinden sözederken sömürgeciliğe karşı mücadeleden sözedilmeyip, sömürgeci devlet yok sayılırsa da benzer bir hata ve yetersizlik ortaya çıkacaktır.

Bu ikili mücadele birbirinden ayrılamayacak kadar bütünlük gösterdiği halde sadece birinden sözedenler ya TC devletinin sömürgeciliğini gizlemekte, yada sömüren, sömürgeci ve işbirlikçi sermayeyi “milli burjuvazi” olarak görmekte veya göstermektedirler.

Heriki halde de sömürgeciye ve sömürüye karşı mücadelenin başarısızlığa uğraması ise kaçınılmazdır!

Çözüm bütünlüklü ve kapsamlı bir mücadele; hem sömürgeci yapıya hem de bir bütün olarak onun arkasındaki emperyalist, kapitalist sömürü düzenine karşı tutarlı bir devrimci mücadelededir.

Ayrıca kontrol

Gelecek Gazetesi 99’uncu saysı çıktı…

Kıbrıs’ın tek Marksist-Leninist yayın organı olan Gelecek Gazetesi’nin Ekim 2019, 99’uncu sayısı “Tam ilhak paketi!” …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir