ANA SAYFA / KIBRIS / Önce gözyum, sonra bahane edip gözdağı ver!

Önce gözyum, sonra bahane edip gözdağı ver!

Son dönemde ülkemizin işgal altındaki kuzeyinde sömürgeci TC’nin emrindeki silahlı güçlerin gözdağı operasyonlarına dün akşam bir yenisi daha eklendi.

1974 yılında Türkiye Cumhuriyeti tarafından işgal edilerek sömürgeleştirilen ülkemizin kuzeyi, özellikle 1980’lerle birlikte yoğunlaştırılan kumarhane, gece kulübü, offshore bankalar üzerinden yapılan kara para aklamaya dayalı mafya örgütlenmelerinin merkezine dönüştürüldü.

Mafya örgütlenmelerine paralel bir şekilde ortaya çıkan çeteleşmeler ise, artık küçük esnafın baskı altına alınması, haraç kesilmesi ve sokak aralarında “alan hakimiyeti” kavgalarının yaşanması boyutuna ulaşmış durumda. Bu çeteler 1974 sonrası ülkemizin kuzeyine taşınan paramiliter nüfustan gücünü alarak ve işgal yönetimi tarafından ‘gerektiğinde kullanılmak’ için gelişimlerine göz yumularak bugünkü boyutuna ulaşmıştır.

Son olarak Lefkoşa surlar içinde bu çeteler arasında sokak ortasında bıçakların konuştuğu kavga bunun en görünür örneği. Ancak yaşanan bu çete kavgasında yer alan kişilerin kim olduklarına bakmak gerekiyor. Saldırganlardan bir çoğu geçtiğimiz yıl Afrika gazetesine düzenlenen faşist linç saldırısında da en ön planda yer alan, dahası içlerinden bir tanesi geçtiğimiz 1 Mayıs’ta ara bölgede gerçekleştirilen etkinliği, Surlar üstündeki Çetinkaya kulübünün yanına gelerek polislerin arasından bayrak sallayıp, ülkücü işareti yaparak provake etmeye çalışan birisi. 1 Mayıs günü polislerin “koruması altında” yapılan provakasyon sonrası elini kolunu sallayarak oradan ayrılan bu kişi aynı rahatlıkla bu kez de çeteler arası hesaplaşmada yer alıyor. Ve bu kavga sırasında çevrede bulunanların aktardığına göre, kavganın başlamasından çok sonraları olay yerine gelen polisler (ki olay yerine çok hızlı bir şekilde ulaşabilecek konumdaydılar) sadece bu kişiyi değil, kavgaya karışanların birçoğuna isimleri ile hitap edebilecek kadar iyi tanıyor.

Ve dün gece silahlı özel polis güçleri Lefkoşa surlar içinde, basın mensuplarının özel olarak devet edildiği bir operasyon düzenliyor. Hem de bu bölgeyi haraca bağlayan, bilgileri dahilindeki çetelerin elebaşlarının gelenlerinin tutuklu olduğu bir esnada!

Tüm bu gerçeklikler akıllara şu soruyu getiriyor: eğer amaç bizzat işgal yönetiminin göz yumması ile oluşan ve her gerektiğinde öne sürülen bu mafyatik örgütlenmelere karşı “operasyon yapmak” ise, bunca zaman neden beklenildi?! Dahası amaç bu çeteleşmeleri temizlemekse zaten elebaşları şuan gözaltında değil mi? Elbette bu kişilerin arkasıda çok daha güçlü birileri bulunuyor, amaç onlara ulaşmaksa gözaltında olan elebaşlarından bu kişilerin kim oldukları öğrenilip direkt onlara operasyon yapmak ve günün sonunda tümünü de tutuklamak ve ülkeden sınır dışı etmek gerekmez mi?

Ama bunun yerine basın mensuplarının özel olarak davet edildiği, sokak ortasında silahlı gösteri yapmak ve birilerine gözdağı vermek tercih ediliyor. Çünkü amaç işgal düzeni tarafından gözyumularak ortaya çıkmaları sağlanan bu çevreleri temizlemek değildir. Amaç her ihtiyaç duyulduğunda olduğu gibi bu çevreleri kullanarak ülkemizin işgal altındaki kuzeyinde daha baskıcı bir yapılanmaya gerekçe yaratmaktır. Öyle ki; onbinlerce asker, polis ve özel güvenlik biriminin bulunduğu bu küçücük coğrafyada şimdi de silahlı özel polis güçleri ile sokak ortasında gösteri operasyonları, bu da yetmezmiş gibi her yere “mobese kameraları” yerleştirilmesi gündeme getirilmektedir. Peki sormak gerekmiyor mu: yeri geldiğinde muhalif görüşlü demokrat kişilere “nokta operasyonları” yapan, onların hangi gün ve saatte nerede olduklarını dahası yanlarında kimlerin telefonlarının sinyalinin geldiğini tespit edebilen bu işgal düzeni, aynı özeni neden bu ülkeyi kirli mafya örgütlenmeleri ile çürütenlere karşı da göstermiyor?!

Göstermiyor çünkü bu düzenin temel dayanaklarından birisi tam da bu mafya örgütlenmeleridir. Ve gündeme getirilen her bir yeni “güvenlik önlemi” ülkemizi daha güvenlikli bir ortama kavuşturmak amacıyla bu kesimlere karşı değil, bu kesimlere dayanarak var olan bu düzene karşı mücadele eden devrimci, demokrat kesimleri kontrol etmek ve etkisiz hale getirmek için uygulamaya konulmaktadır. Ve eğer bu işgal düzenini dağıtıp, demokratik bir halk iktidarı kurmazsak, bir sonraki adımda tıpkı bu güçlerin bağlı oldukları Türkiye Cumhuriyeti’nde olduğu gibi, devrimci kesimlerin evlerine silahlı polis baskınlarının, hatta infazlarının yapıldığını görmemiz kuvvetle ihtimaldir.

Ayrıca kontrol

S-400’ler işgal altındaki ülkemizin kuzeyine mi yerleştiriliyor?

Bloomberg’in haberine göre Türkiye alacağı S-400 hava savunma sistemini Akdeniz’e yerleştirecek. Türkiye’nin S-400’leri Akdeniz’deki doğalgaz …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir