ANA SAYFA / YAZARLAR / Yusuf Alkım – Eleştiriden korkmamak gerek!

Yusuf Alkım – Eleştiriden korkmamak gerek!

Bağımsızlık Yolu Genel Sekreteri Münür Rahvancıoğlu dün yayınlanan “Ne yapmaya çalışıyor bu arkadaşlar!” başlıklı yazımıza cevap olarak sosyal medya hesabından bir paylaşımda bulundu. Paylaşımı yazının sonunda bulabilirsiniz. Bu paylaşıma cevaben yazıdığımız yazı ise şöyledir:

Keşke “bazı solcu arkadaşlar” yerine açıkca bizden bahsettiğini yazsan ve eleştirilerimize yanıtını bizim yazımızın altında da paylaşsan, o şekilde daha açık bir şekilde karşılıklı fikirlerimizi ortaya koyabilirdik.

Öncelikle bir şeyi düzeltelim, sizin paylaştığınız “polisteki demokrat bir emekçi” haberine öfkelenmiş falan değiliz. Siyasal yapılar arasında, hele bu yapılar devrimci, sosyalist vb çizgide olduklarını savunan yapılarsa, siyasal eleştiri ve fikir tartışması yürütülmesi olmazsa olmaz değil midir? Bizim yazımızı okuyanlar göreceklerdir ki; yazıda bir öfke falan yok, sadece temelden yanlış olduğunu düşündüğümüz siyasal bir yaklaşımın eleştirisi vardır. Ve eğer bizim eleştirilerimiz yanlışsa bunlara doğru bir şekilde cevap vermek ve bizim yaptığımız gibi yaklaşımlarımıza eleştiriler getirmeniz hem hakkınız hem de siyasal bir yapı olarak göreviniz olmalıdır. Bizim devrimci siyasetten öğrenebildiğimiz doğru yöntem böyledir, yanlışsak düzeltin lütfen.

Bu açıklamadan sonra sizin yaptığınzın tersine, yani bizim yazmadıklarımız üzerinden bize eleştiri getirdiğiniz gibi değil, bizzat sizin yazdıklarınız üzerinden kendi yaklaşımlarımıza açıklama ve sizinkilere de eleştiri getirmeyi daha doğru buluyoruz.

Denilmiş ki; “Onlara göre devrimci dediğin devletten de polisten de kamudan da uzak durur. Yoksa devrimciliğin namusuna gölge düşer. Bu kurumlardaki emekçi insanlara sırtını dönmeyen, bu kurumların halk tarafından idaresi için mücadele edenden devrimci olmaz!”

Bizim hangi yazımızda devlet ya da polis içerisindeki çalışanlardan uzak durma yaklaşımı var gösterebilir misiniz lütfen?! Bizim yazdığımız çok açıktır; bir kere burjuva devlet içerisinde kamusal bir alanda çalışan ile, burjuva devletin ezilenlere, sömürülenlere karşı korunması ve devamı için paralı bir şekilde görev alan polis, istihbarat, asker gibi “burjuva düzenin güvenliğinden” sorumlu kişiler arasında çok net bir fark vardır. Birinciler halkın eğitim, sağlık, burjuva devlet kurumları ile zorunlu olarak yürütülmesi gereken vergi, izin vs gibi daire işlerinde çalışan ve bunu yaparak burjuva devletin güvenliği ve devamlılığına hizmet eden değil, halkın ihtiyaç duyduğu zorunlu hizmetlerde çalışan kişilerken, ikincileri yukarıda da belirttiğimiz gibi burjuva devletin varlığının ve devamlılığının sağlanması için görev alan kişilerdir. Birinciler içerisinde işini yaparken kendini halka hizmet için değil de burjuva devletin, yani sömürü düzeninin devamlılığına adayanlar olabileceği gibi, ikinciler içerisinde de burjuva devletin devamlılığı için değil, bu alandaki iş olanaklarını ekmek kazanma aracı olarak gören ve burjuva devletin güvenliği ve devamı için görevini yerine getirmesi gerekli olduğunda bundan geri durabilecek kişiler vardır. Devrimcilerin görevi ise hem birinciler içerisindeki burjuva devlete kendini adayanlar da dahil olmak üzere, onları sınıf bilinciyle eğitmek, burjuva devlete karşı örgütlemek, hem de ikinciler içerisinde daha fazla sayıda kişinin üstlenmiş oldukları işin neye hizmet ettiğini, bunu yaparken halka düşman egemenlere hizmet ettikleri ve dolayısı ile halk düşmanı bu uygulamalara suç ortaklığı ettiklerini kavratmaya çalışmak olmalıdır. Bunun yolu ise onlara şirin görünmek adına onlara güzellemeler yapmak değil, açık bir şekilde bu kesimlerin sahip oldukları konumları teşhir etmek, yani düzenle çelişkilerini keskinleştirmeye çalışmaktır. Bağımsızlık Yolu’nun sergilediği yaklaşım ise çelişkileri keskinleştiren değil, yumuşatan bir tavırdır. Eleştirimiz de bunadır.

İkinci olarak yaptığınız çarpıtma Lenin ve Bolşevikler’in gerici Çarlık ordusu içerisindeki askerlere yönelik yaklaşımı ile ilgilidir. Deniliyor ki “Bu arkadaşlar bildiğimiz kadarıyla Lenin’i sever sayarlar. Peki bilmezler mi ki, Bolşevikler Çarlık Rusyasının baskıcı ve gerici ordusunun içinde herkesten çok çalıştılar, örgütlendiler?” Bu bilinçli bir çarpıtmadır, çünkü gerek bunu yazan arkadaşlar, gerekse de bu yaklaşımı doğrulamaya çalışarak yorum yapanlar gerici Çarlık ordusu içerisinde Lenin önderliğindeki Bolşevikler tarafından yürütülen çalışmaların, paralı askerlere yönelik değil, emekçi halk kitlelerinin, zorunlu olarak askere alınan evlatlarına yönelik olduğunu bilirler. Ve bu kesimler içerisinde yürütülen çalışma, onların yaptıkları işin neye hizmet ettiğinin üstünü örten değil, tam tersine sömürü düzenini korumaya ve devam ettirmeye hizmet ettiğini ortaya koyan, silahlarını Çarlık iktidarına döndürmeleri gerektiğini vurgulayan bir çalışmaydı. Öyle ki çok sayıda Bolşevik “vatan hainliği” olarak ilan edilen bu çalışmaları nedeni ile kurşuna dizilmişlerdi! Şimdi birisi çıksın ve göstersin bize lütfen, Bağımsızlık Yolu’nun sömürgeci işgal düzeninin “emekçi polisleri” ile gerici Çarlık ordusu içerisindeki zorunlu olarak yer alan emekçiler arasında yürüttüğü çalışmanın benzerliğini!

Devam edelim; “Bu arkadaşlar bilmezler mi ki “işgalciye bağlı polis sivile bağlansa, sendikalaşsa ne olur” diye sorduklarında aynı soru öğretmenler için de kamu görevlileri için de geçerlidir? Öğretmenler hergün milliyetçi müfredatı öğretip, kamu görevlileri nüfustan muhacerete, mahkemeden kaymakamlığa devletin işlerini yapmıyor mu?” Bu konuda ilk bölümde yeteri kadar açıklayıcı olarak görüşlerimizi belirttiğimizi düşünüyoruz.

Malesef arkadaşlar bizim siyasal duruşumuza eleşitiri getirmek yerine “Ne olmuştur bu emekçi insanlar örgütlenip sendikalaştığında da bizzat kendileri bu sendikalara kuyrukçuluk, yalakalık yapmadan gün geçirmezler?” şeklinde çamura vurmayı tercih ediyorlar. “Kuyrukçuluk, yalakalık” yapıyormuşuz! Kimin kuyrukçuluğunu, kime yalakalık yaptık biraz daha açık yazın da bilelim…

Benzer çirkin ve siyasal tartışmadan uzak popülist, yani tam da halk kuyrukçuluğu olan ithamalar “Bilmedikleri ise; şekilci, dogmatik ve şabloner sloganlarının radikalizm değil sekterlik olduğunu anlayacak kadar olgun bir halk ile karşı karşıya olduklarıdır.” Halk kuyrukçuluğu yapmak adına halkın özellikle 1974 sonrası ganimet düzeni ile yaşadığı çürümeyi, işgal düzenine yamanarak menfat elde etmenin marifet sayılır hale gelmesini, asimilasyon politikaları ile eritilmekte olduğunu gizleyen ve onu pohpohlayan, sizin teriminizle “tam bir yalakalık!”

Son olarak bildik tartışmadan kaçan CTP yaklaşımı, “Bununla bir sorunu olan, kendi bildiği doğruyu örgütlesin, bizi dert etmesin biz yolumuzu nasıl olsa buluruz.” Siz eğer siyasal bir yapı iseniz ve ortaya koyduğunuz yaklaşımlar ülke siyasetine, hele de devrimci siyaset adına bir etkide bulunuyorsa, kendine devrimci diyen her bir özneye düşen görev, ortaya konan siyasetleri incelemek ve gerekiyorsa siyasal eleştiri getirmektir. Biz elbette kendi bildiğimiz doğruyu örgütlüyoruz ve nasıl ki bizim yanlış gördüğünüz yaklaşımlarımızı eleştirme hakkını haklı olarak kendinizde görüyorsunuz, biz de aynı hakkı kullanarak sizin yanlış gördüğümüz yaklaşımlarınızı eleştirmeyi bir görev biliyoruz. Bu halka karşı, ülke devrimci mücadelesine karşı bir görevdir. O nedenle siz isteseniz de istemeseniz de, sadece ülkemizdeki değil, dünyanın genelinde devrimci siyaset adına ortaya konan ve yanlış bulduğumuz siyasetleri dert edinmeye devam edeceğiz. Yoksa nasıl olacak da gelişecek devrimci mücadele? Marks, Engels, Lenin ve tüm diğer dervimci önderler yanlış buldukları siyasal yaklamışları tereddütsüz eleştirmediler mi? Hatta onlar üzerine ciltlerce kitap kaleme almadılar mı, hem de kimi zaman çok ağır bir dille eleştirerek?! Yani kızmanıza, sinirlenmenize gerek yok, eleştiriden korkmaya da gerek yok, amaç halk için en doğru siyaseti ortaya koymaksa açık eleştiri ve siyasal tartışma olmazsa olmazdır, yapılan eleştirilerden dersler çıkararak daha iyi yaklaşımlar geliştirmek yapılması gerekendir…

Bağımsızlık Yolu Genel Sekreteri Münür Rahvancıoğlu’nun paylaşımı:

“Partimiz Bağımsızlık Yolu’nun polisin sivile bağlanması ve polislerin sendikalaşması yönündeki bildirisi ve ankaradegillefkosa .org’nin polisteki demokrat emekçilerin dün yaşanan olaya dair tepkilerini haber yapması bazı solcu arkadaşları öfkelendirmiş… 

Onlara göre devrimci dediğin devletten de polisten de kamudan da uzak durur. Yoksa devrimciliğin namusuna gölge düşer. Bu kurumlardaki emekçi insanlara sırtını dönmeyen, bu kurumların halk tarafından idaresi için mücadele edenden devrimci olmaz!

Bu arkadaşlar bildiğimiz kadarıyla Lenin’i sever sayarlar. Peki bilmezler mi ki, Bolşevikler Çarlık Rusyasının baskıcı ve gerici ordusunun içinde herkesten çok çalıştılar, örgütlendiler? Bu arkadaşlar bilmezler mi ki “işgalciye bağlı polis sivile bağlansa, sendikalaşsa ne olur” diye sorduklarında aynı soru öğretmenler için de kamu görevlileri için de geçerlidir? Öğretmenler hergün milliyetçi müfredatı öğretip, kamu görevlileri nüfustan muhacerete, mahkemeden kaymakamlığa devletin işlerini yapmıyor mu?

Ne olmuştur bu emekçi insanlar örgütlenip sendikalaştığında da bizzat kendileri bu sendikalara kuyrukçuluk, yalakalık yapmadan gün geçirmezler? Bilmezler mi ki poliste de kamuda da özelde de ilerici, demokrat insanlar vardır ve bu insanlar halktan yana tutum alabilmek için örgütlenmelidir…
Bilirler elbet, bal gibi de bilirler… Dahasını da bilirler, Mahirlerin, Denizlerin ve onlarca farklı coğrafyada yüzlerce farklı devrimci hareketin kendi halkı içindeki her türlü demokratik ilerleme için canını dişine taktığını da bilirler…

Bilmedikleri ise; şekilci, dogmatik ve şabloner sloganlarının radikalizm değil sekterlik olduğunu anlayacak kadar olgun bir halk ile karşı karşıya olduklarıdır. 

Evet Bağımsızlık Yolu polisin sivile bağlanmasını savunuyor. Evet Bağımsızlık Yolu polisin sendikalaşma hakkını savunuyor! Bu bizim halkın hakları için verilen bir mücadelede önümüze sürülen/sürülecek kolluk kuvvetlerinin karşısına dikilmekten tereddüt edeceğimiz anlamına gelmez, aksine o devrimci haykırışı; “erleri geri çekin, rütbeliler gelsin” haykırışını büyük bir vicdan rahatlığı ile yükselteceğimiz anlamına gelir. Bir de kendisine verilen anti demokratik bir emre itiraz edebilsin diye polislerin de haklarını savunduğumuz, savunacağımız anlamına gelir… Bununla bir sorunu olan, kendi bildiği doğruyu örgütlesin, bizi dert etmesin biz yolumuzu nasıl olsa buluruz.

Not: Kendilerine yorumdaki şarkıyı hediye ediyorum. Belki devrimci tarihimizden bir şeyler öğrenirler…”

KSP Genel Sekreteri Mehmet Birinci’nin paylaşıma yorumu:

“Ekim devriminde de Burjuvazinin ordusunu terk ederek Sovyetlere katılan ce Bolşevikleri destekleyen askerler ve bahriyeliler çok önemli bir rol oynadılar. Burjuva emperyalist devletlerin zorunlu askerlikten profosyonel orduya geçme lerinin nedeni de emekçi çocuklarının silahlarını kendilerine çevirmelerinden korkmalarıdır.”

Ayrıca kontrol

İki yüzlü milliyetçilik tacirleri!

Tüm bir ülkeyi taksim ederek halkların ürettiği değerleri çaldınız, hala daha çalıyorsunuz! Ama siz hırsız …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir