ANA SAYFA / YAZARLAR / Yusuf Alkım – Ne yapmaya çalışıyor bu arkadaşlar!

Yusuf Alkım – Ne yapmaya çalışıyor bu arkadaşlar!

Bağımsızlık Yolu’na bağlı ADL haber sitesinde önce “Polis Emekçisinden Zaroğlu ve Arıklı’ya Tokat Gibi Cevap” başlıklı bir haber paylaşıldı, ardından ise aynı örgütün “polisin sivile bağlanması ve sendikalaşmasını” talep eden bildirisi yayınlandı.

Haberde “Dün bir polis memurunun YDP’li Bertan Zaroğlu’nun hakaret ve tehditlerine maruz kalmasına ve YDP Genel Başkanı Arıklı’nın da bugün mecliste “polisi eğitmek lazım” ifadesine  bir polis emekçisinden sosyal medyada tokat gibi cevap. Polis emekçisi paylaşımında “dünkü olayda o muameleye maruz kalan meslektaşlarım yerinde olmak istemezdim” ifadelerine de yer verdi.” denilerek, söz konusu polis memurunun paylaşımı aktarılıyor.

Polis güçlerini sevgi dolu, halk için canını dişine takan ve bunu büyük zorluklar çekerek yapan “emekçiler” olarak gösteren ve oldukça uzun olan bu paylaşımda bakın başka ne gibi ifadeler var:

“Neye kime bağlı olduğumuz emeklilik yaşımız çalışma senelerimiz pek belli değil ama işimizi en iyi şekilde yapmaya çalışan insanlariz biz.”

“Bazen ülkemizi ziyaret eden siyasi heyetlerde görürsünüz bizi,bazen ise nadirende olsa uluslar arası bir bisiklet yarış organizasyonunda yada ralli organizasyonunda. Pek hosunuza gitmez alınan tedbirler. Haklısınız. Ama herşey ülkemizin tüm bu ambargolar ve engellemelere rağmen bu tür organizasyonlara ev sahipliğini yapabileceğini göstermektir amaç. Yanı ülkemizi tanıtmak.”

“Daha 36 yıl oldu KKTC kurulalı. Biz genç bir devletin güvenlikten sorumlu kurumuyuz. Çok eksiklerimiz olmasina rağmen, sayımız yetersiz olmasına rağmen biz bir şekilde vazifelerimizi yerine getirebiliyoruz.”

BIZIM BIRINCI VAZIFELERIMIZDEN BIRI DEVLETIN BUTUNLUGUNU BOLUNMEZLIGINI VE BEKASINI KORUMAKTIR. Yanı biz sistemin devletin düzenin koruyuculariyiz. Devletin her makamını o makamlarda bulunan kişileri, devlete ait binaları ve kurumları korumakla görevliyiz.”

“Bunu yaparken kişinin kim oldugu, nerde dogdugu, nerden geldigi, ırkı, dini, dili, milletti birşey degistirmez. Polis herkese eşittir ve ayrıcalık tanımaz.”

“Bazen meclis önünde bazen başbakanlıkta az yuz göz olmadık kendi insanımızla.Ama bir şekilde idare edebiliyoruz.”

“Biz siz herhangi bir konuya dikkat çekmek istediğinizde o konuyla ilgili yürüyüş toplanma yapmak istediğinizde ve izinlerinizi aldiginizda bunu emniyetli bir sekilde gerceklestirmenizi sağlayan kurumuz biz. Amiri ile Muduru ile halk icin calisan bir kurumuz biz.”

“Biz alışkınık vatandaş ile böyle sıkıntılar yaşamaya. Sıkıntı değil bizde insaniz bizde bu ülkede yaşıyoruz ve empati yapabiliyoruz.Bir şekilde idare ediyoruz.

Ama halkın seçtiği bir milletvekilinin ,halkı için uğraşan bir kurumun mensubuna bunu yapması kabul edilemez.”

Ne kadar da duygusal ve samimi değil mi?

Nereye bağlı olduğu, yani sömürgeci TC devletine bağlı olan bir kurumun “emekçisi” işini yapabilmek, yani bağlı olduğu sömürgeci devletin, ülkemizin kuzeyini sömürmeye devam edebilmesi için alın teri ile çalışıyor. Ama bu düzenin temel dayanaklarından olan paramiliter faşist çevreler onların bu konumunu yok sayıp, onlara haksızlık yapınca isyan ediyor!

Ülkemizin işgal altındaki parçasına işgalci TC’nin yöneticileri geldiğinde canını dişine takıp görev yapan, onların faşist politikalarına karşı demokratik haklarını kullanıp protesto düzenlemeye çalışanları tekme, tokat linç etmekten dahi geri durmayan, gerici, faşist odakların linç saldırısına varan hareketlerine sessiz kalan, ama demokrat, devrimci çevrelerin en basit protesto eylemlerine dahi baskı ve şiddetle müdahale etmeyi kendine görev bilen “emekçi” polislerimiz!

Kendilerini ayrılıkçı “KKTC”nin “bölünmez bütünlüğüne”, “bekasına” adayan, bu sömürgeci, işgal düzenini korumaya yemin ederek göreve başlayan cefakar “emekçilerimiz”!

Karşısındaki Türk, müslüman hatta ülkücü olunca el üstünde tutan, Kürt, Rum, Afrikalı, Asyalı, devrimci gibi “vatan hainleri” olunca fırsatı yakalar yakalamaz kin kusan “kutsal emekçilerimiz”!

Denebilir ki tüm polisleri aynı kefeye koymamak gerek, onlar da ekmek paralarının derdinde vs vs. Bu onların sömürgeci işgal düzenine hizmet ediyor oluşlarını, dahası bu düzenin güvenliği ve devamlılığının temel dayanaklarından olduklarını ortadan kaldırmaz. Ve sırf “ekmek parası kazanma” adına bu düzenin koruyucusu, kollayıcısı olmalarını haklı çıkarmaz. Bizim görevimiz ise onların bu durumlarını gözlerden kaçırmak değil, tam tersine gözler önüne sererek, eğer içerinde halktan yana olanlar varsa bu halk düşmanı yapılanmadan kopmalarını sağlamaktır!

Durum buyken, sömürü düzenin devam ettirilmesi için üstlendikleri tüm vazifelere rağmen bu “emekçilerimiz” aynı düzenin sözde de olsa “seçilmiş bir vekilin” çıkıp da onları hedef almasına isyan etmekte haksız mı yani?!

Hayır sonuna kadar haklılar, çünkü bu düzen bir bütün olarak bu “emekçilerin” ve bu sözde “seçilmişlerin” düzenidir ve bu düzeni korumak, devam ettirmek için görevlendirilenlerin kendi aralarında didişmesi, bir birlerini yıpratması kabul edilemezdir!

Çünkü onlar bir birlerini yıpratarak bu sömürü düzenini zayıflatmak değil, tersine bir birlerine destek olmak ve düzenin daha da güçlenmesi için çabalamalıdırlar!

Ama bazen oluyor işte böyle kazalar, bazılarının burnu fazla kalkıyor havaya ve unutuyorlar esas görevlerini.

Görevi sömürü düzeninin her bir çatlağını tespit ederek bu düzende delikler açmak, bu deliklerden yararlanarak düzenin halk düşmanlığını teşhir etmek olan devrimciler ne yapıyor peki? Ya da kendine devrimci diyenler dersek daha doğru olacak sanırız!

Onlar bir yandan devrimci laflar ederken, pratikte ise bu düzenin çatlaklarını kapamaya, halka sorunun düzende değil, çatlaklarda olduğunu anlatmaya çalışıyorlar!

Sömürgeci işgal düzeninin polisi sivile bağlanınca, hele bir de sendikalaşınca ülkemiz demokrasisi bir gelişecek bir gelişecek sormayın!

Ne demektir polisin sivile bağlanması?! Ya da söyle soralım; bu işgal düzeninde sivil olan kurum hangisidir acaba?!

İşgal düzenini ortadan kaldırmadan istediğiniz kuruma bağlayın polisi, ne farkeder ki? Görevi sömürgeci işgal düzeninin korunması ve devamı olan bir kurum içinde çalışanları istediğiniz kadar sendikalaştırın yada, bu neyini değiştirecektir düzenin?!

Bu olsa olsa, ayrılıkçı sömürü yapısının, yani TC’nin sömürgeci işgal düzeni olan KKTC’nin çürümüş noktalarını, bu düzeni yıkmayı öne çıkarmadan, düzen içi muhalefet yöntemi ile onarmaya soyunmak değil midir?!

“Kurumlarımızın saygınlığı”, “meclisin itibarı” derken şimdi de “emekçi polislerimizin isyanı!”

İstediğiniz kadar işgale karşı ya da devrimci geçinin, ortaya koyduğunuz siyaset sömürgeci işgal düzenini geriletip, halkı ona karşı devrimci mücadeleye örgütlemiyorsa bir şey ifade etmiyor malesef!

Ve insan sormadan edemiyor, ne yapmaya çalışıyor bu arkadaşlar acaba?!

“KKTC’ye hayır” kampanyalarından, bu düzenin temel dayanaklarından birine dönüşen CTP’nin izlediği yolu, farklı bir rotadan mı takip etmek?

Olabilir, bu onları ilgilendirir elbette, ama bunu en azından CTP’den daha dürüst bir şekilde yapsınlar, yani bir yandan kısık sesle “işgale hayır” diğer yandan işgal rejimini reddetmeden, düzen içi muhalefet yapar pozisyonuna girmeden.

Yani beklentimiz sadece az biraz daha açık ve samimi bir siyaset, hepsi bu. Ne de olsa onlar halktan yana, şeffaf ve demokratik bir yapı değiller mi? En azından bu yakıcı konuda, onlardan daha açık bir siyaset izlemelerini beklemek hakkımızdır sanırım!

Ayrıca kontrol

Fazıl Önder’i Saygıyla Anıyoruz!

1958 ortak 1 Mayıs kutlamalarının ardından EOKA ve TMT faşist saldırganlığının ilk kurbanları olan Dimitris …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir