ANA SAYFA / DÜNYA / Sudan’da dinci diktatör köşeye sıkıştı!

Sudan’da dinci diktatör köşeye sıkıştı!

13 Aralık 2018’de ekmek fiyatlarına yapılan yüksek zamları protesto etmek için Sudan’da başlayan gösteriler, dinci rejimin zorbalıkta sınır tanımamasına rağmen güçlenerek devam ediyor. 6 Nisan’da gerçekleştiren kitlesel eylemler, halk isyanının yeni bir aşamaya girdiği kanısını güçlendirdi. Sudanlı muhaliflerin bu konuda mutabık olduklarını söylemek mümkün…

Yüz binler Genelkurmay’ın önünde toplandı

Kızıl Bayrak – Gösterileri koordine eden Ulusal Değişim ve Yapılanma Eş Güdüm Komitesi bileşenleri tarafından yapılan çağrıyla 6 Nisan’da gerçekleştirilen eyleme yüz binlerce kişinin katıldığı bildirildi. Kolluk kuvvetlerinin seferber olması, yol ve köprülerin kapatılması hatta cinayetler işlemesine rağmen, kitlenin Genelkurmay Başkanlığı önünde toplanması engellenemedi. Dinci diktatör Ömer El Beşir’in konutunun da bulunduğu alanda gerçekleştirilen eylemde özgürlük, adalet, barış, onurlu yaşam talebini dile getiren Sudanlı emekçiler, dikta rejimin yıkılması şiarını da kitlesel bir şekilde yükselttiler.

6 Nisan’ın Sudan halkının tarihinde özel bir önem taşıması, eylemlere katılımın yüksek olmasında rol oynadı. 6 Nisan 1985 yılında isyan eden Sudan halkı, dönemin diktatörü Cafer el Numeyri’yi tarihin çöplüğüne atmıştı. Yüz binlerin aynı tarihte yasaklı ve özel koruma altında bulunan bir meydanda toplanmasına sembolik bir anlam yükleniyor. Sudanlı muhalifler, bu eylemden sonra el Beşir’in yıkılmasının sadece bir zaman sorunu olduğunu ifade ediyorlar.

Diktatörden “uzlaşma” çağrısı

6 Nisan eyleminin ardından kitleler adeta sokakları mesken tuttu. Paniğe kapıldığı anlaşılan dinci rejimin başı el Beşir, isyan halindeki halka ve gençliğe “uzlaşma çağrısı” yaparak “demokrat lider” kılığına bürünmeye çalıştı. Halkın ve gençliğin ülkenin geleceğini belirleme hakkına sahip olduğunu vaaz eden diktatör, yönetimin “demokratik/şeffaf” seçimlerle belirlenmesi gerektiğini söyledi.

Bu çağrıdan bir gün önce kolluk kuvvetleri beş eylemciyi katlederken, elektriğin ve internetin ülke genelinde kesildiğine dair haberler de yayıldı. Kolluk kuvvetlerinin isyan eden halk karşısında acze düşmesi el Beşir’i “güvercin” kılığına girmeye zorlarken, doğal olarak “uzlaşma çağrısı”na itibar eden olmadı.

Top ordunun sahasında mı?

Dört aydan beri eylemde olan Sudanlı emekçiler, gençler, kadınlar, hatta çocuklar ne sıkıyönetime ne cinayetlere ne işkenceye ne tutuklamalara boyun eğdiler. Taleplerinin arkasında duran emekçiler, askeri darbeyle işbaşına gelen ve 30 yıldır bir kabus gibi Sudan’ın üstüne çöken el Beşir belasından kurtulma konusunda kararlı olduklarını gösterdiler. Öyle ki, yakın zamana kadar el Beşir’in suç ortağı olan ve yakasını kurtarma derdine düşen birçok düzen siyasetçisi de eylemlere katılmaya başladı.

Polisin isyanı bastırmakta aciz kalması üzerine el Beşir, orduyu halka saldırtmak istedi. Ancak ordu diktatörün tetikçisi olmayı reddetti. Zira isyan eden halka karşı tetikçilik yapsaydı, ordu da halk nezdinde teşhir olacaktı. Son günlere kadar “bekle gör” tutumu sergileyen ordu, 6 Nisan eyleminde Genelkurmay önünde gösteri yapan kitlelere saldırmadığı gibi, eylemcilerin su gibi ihtiyaçlarının karşılanmasına da yardım etti.

Ordunun tutumunun isyan halindeki halkta bir rahatlama yarattığı belirtiliyor. Nitekim 6 Nisan’dan sonraki günlerde eylemlerin kesintisiz devam etmesi, buna işaret ediyor. Olayların seyri burjuva muhalefet temsilcilerinin “top ordunun sahasında” türünden açıklamalar yapmalarına zemin hazırlamış görünüyor. Olayların seyrinde dramatik bir değişiklik olmazsa, ordunun el Beşir’e “miadın doldu” mesajı verme ihtimali yüksek görünüyor.

Kararlılık ve açmazlar

Sudan’da emekçiler, gençler, kadınlar ve toplumun diğer kesimleri mücadele konusunda kararlı olduklarını ispatladılar. Ağır bedeller pahasına aylardır direniyorlar. Elbette halk hareketi heterojen bir nitelik taşıyor. İşçilerin, işsizlerin, emekçilerin yanı sıra orta sınıflar da isyana katılıyor. Bu kesimlerin eğitimli ve örgütlü olması, önderlik alanında etkin bir rol oynamalarına imkan sağlıyor. Bir kısmı el Beşir’in eski suç ortaklarından oluşan burjuva, dinci muhalefet de eylemleri destekliyor; elbette düzen sınırları içinde tutmak için elinden geleni de ardına koymuyor.

Yansıdığı kadarıyla halk isyanında işçileri, emekçileri, gençliğin bir kesimini esas olarak Sudan Komünist Partisi (SKP) temsil ediyor. Ancak işçi sınıfının hem nicel hem nitel açıdan gücünün sınırlı olması, SKP’nin gücünü ve etkisini de sınırlıyor.

Emekçilerin taleplerde burjuva kesimlerden ayrışamaması, ordudan beklentinin güçlenmesine vesile olmuş görünüyor. Zira burjuva muhalefetin temsilcileri orduya “halkın safında yer alması” için açıkça çağrıda bulunurken, SKP ya da başka bir ilerici güçten bu çağrıya olumsuz tepki verildiğine dair bir belirti görünmüyor. Yani el Beşir’den kurtulmak isteyen emekçiler de ordunun dinci rejime nota vermesine sıcak bakıyor ya da en azından itiraz etmiyor.

Sol muhalefetin gücünün sınırlı olması, halk isyanında oynadığı rolün de sınırlarını çiziyor. Devrimin toplumsal güçlerinin zayıflığı, var olanların ise ortak zeminde örgütlenemediği koşullarda, emekçilerin isyanı dikta rejimi yıkana kadar sürdürmelerini zorlaştırıyor. Bu koşullarda el Beşir yıkıldığında bile onun yerine gelecek olanlar da düzen güçleri olacaktır.

Halk isyanı şimdiden hem işçi sınıfıyla emekçiler hem SKP ile diğer sol güçler payına önemli kazanımlar yarattı. Ancak bu kadarı isyan eden emekçilerin temel sorunlarının hiçbirine çözüm olmayacak. Zira Sudan kapitalizmi işbaşında olduğu sürece, temel sosyal sorunların çözülmesi mümkün değil. Yine de halk isyanın birikimleri, kazanımları yakın gelecek açısında SKP ile diğer sol güçlerin güçlenmesi için uygun bir iklim yaratmış görünüyor.

Ayrıca kontrol

Kapitalizmin sahte cenneti: Norveç

Norveç halkının “genel özelliği” zenginlikten kaynaklanan rahatlıkları ve sakinlikleridir. Hatta kimilerine göre Norveç’te intihar oranının …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir