ANA SAYFA / HABERLER / Talan düzeni her yağmurda biraz daha çöküyor!

Talan düzeni her yağmurda biraz daha çöküyor!

Ülkemizin sömürgeci işgal altındaki kuzeyi bir kaz daha doğaya düşmanca oluşturulan çarpık yapılanmanın sonuçları ile yüzleşiyor. TC’nin fiili işgali ve sömürgesi durumundaki kuzey Kıbrıs’ta mülk talanının aldığı boyut, doğada yaşanan her yoğun yağışın ardından büyük yıkımların ortaya çıkmasına neden oluyor.

Dere yatakları, doğal sulaklar, ormanlık alanlar gibi doğal yapılanmalar, özellikle 1974 işgali sonrasında TC’nin sömürgeci politikalarına bağlı kuzeyde oluşturulan toprak talanına dayalı çarpık yapılaşmaya dönüştü. Bu çarpık yapılanmanın sonucunda doğa üzerinde yaratılan büyük yıkım sömürgeci düzenin bilim dışı alt yapı uygulamaları ile birleşince, normalde su kaynaklarını beslemesi bakımından sevinç yartatması beklenen her bir yoğun yağışın, büyük yıkımların yaşandığı kabuslara döüşmesine neden oluyor.

Son yaşanan yağışların ardından bir çok yerde yine sel felaketleri yaşanırken, özellikle Haspolat ile Demirhan arasındaki otoyolun sular altında kalması büyük bir tehlike yarattı. Konu ile ilgili açıklamalar yapan çeşitli çevreler yaşanan felaketin “doğal” değil, “çarpık düzen” kaynaklı olduğuna dikkat çektiler.

Bir açıklama yapan İnşaat Mühendisleri Odası (İMO), değişen iklim koşulları sebebiyle oluşan aşırı yağışların ve neye ne kadar hazırlıklı olunup olunmadığının etkilerinin, ne yazık ki gün geçtikçe daha bariz yaşandığını kaydetti ve “Bereket diye adlandırmamız gereken yağışların felaketlere dönüştüğüne bir kez daha tanıklık etmekten başka bir şey gelmiyor elimizden” dedi. İMO yaptığı yazılı açıklamada, yaşanan olumsuzlukların, yatırımların önem sırasını tekrar gözden geçirme gerektiğini hatırlattığını belirterek, şunları dile getirdi: “Bir an önce ülkenin altyapıları gözden geçirilmeli ve değişen iklim koşullarına göre mühendislik hesaplarıyla planlanmış, projelendirilmiş şekilde hızlıca iyileştirilmeye başlanmalıdır. Yakın geçmişte İMO olarak adamız için suyun önemli olduğunu ve suyu yönetebilmemiz gerektiğini bunun için de acilen sel riski haritalarını oluşturmamızın ivediliğini sıkça dile getirdik. Yeterli meteorolojik veri ve ilgili meslek disiplinlerinin çalışmalarıyla oluşacak haritalarımız olması halinde, hangi bölgeye ne kadar su gelebileceğini bilip can/mal kayıplarını minimize edecek önlemler alınabilir.”

Biyologlar Derneği ise yaptığı açıklama ile dereler ve sulak alanların binlerce yıldır ülkeye hayat veren en önemli doğal alanlar olduğunu, yer altı sularını beslediğini, tarlaları suladığını, ekmek, geçim, iş ve aş olduğunu kaydederek, “suçlu doğa mı, yoksa doğayı hiçe sayanlar mı?” diye sordu. Dernek Başkanı Hasan Sarpten, yöneticilerin, dereleri hep “gelişmeye engel oluşumlar” olarak niteleyerek, sadece sel baskınları yaşandığında önemini hatırladıklarına dikkat çekti. Sarpten, bu sebeplerden dolayı yağan her yağmurun felâkete dönüştüğünü, yaşananların adının da “doğal afet” olarak adlandırılabildiğini kaydetti. Gelmiş geçmiş tüm yöneticilerin suçu doğaya atarak kendi yapmadıklarını ya da yanlış yaptıklarını, örtbas etmeye çalıştıklarını vurgulayan Sarpten, bu lâf kalabalığı arasında suçsuz olan tek şeyin doğa olduğunu, esas suçlunun ülkede vatandaşı artık her yağmur yağdığında tedirgin kılan ve 100 kilogramın üzerindeki her sağnak yağışın sele dönüşmesine neden olan gelmiş geçmiş tüm yöneticiler olduğunun altını çizdi.

Ayrıca kontrol

DKB: Çözüm sandıkta değil, örgütlü gücümüzdedir!

Devrimci Komünist Birlik yapılan seçimlerin meşru olmadığını belriterek çözümün halkın umutlarını çalarak sahte sandıklara hapsedenlerde …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir