ANA SAYFA / YAZARLAR / Yusuf Alkım – Devrimci siyasetin ağırlığı

Yusuf Alkım – Devrimci siyasetin ağırlığı

Devrimci mücadelenin örgütlenebilmesi ve eğer bu mücadele iş ola değil, zafer kazanmak, yani öncelikle ülkeyi ve günün sonunda tüm dünyayı sosyalizme taşımak için veriliyorsa, zaferi kazanabilecek bir güç oluşturulması için üzerine düşeni yerine getirmek her bir devrimcinin temel görevidir.

Bunun için ise kendini devrimci adleden her bir kişi devrimci siyasetin temelini oluşturan Marksizm-Leninizmi en iyi şekilde öğrenmeli ve bu devrimci siyaseti öncelikle kendi pratiği ve buna bağlı olarak örgütlü olduğu yapının pratiği ile birleştirmelidir.

Kendini devrimci adleden, ancak Marksizm-Leninizmi öğrenmek için yeteri kadar çaba sarfetmeyen, ya da öğrendiği bu siyaseti doğru bir pratikle birleşitrmeyen istediği kadar devrimcilik taslasın bu boş laftan öteye gidemez.

Ülkemiz ve dünya kendisini devrimci adleden sayısız kişi ve örgütlenme ile doludur, ancak gerek ülkemizde gerekse dünyada devrimci siyaseti, yani Marksizm-Leninizmi gerçek anlamda özümseyen ve bunu pratiği ile birleşitiren kişi ya da örgütlenmeler son derece azdır.

Devrimci siyaset ve pratik her şeyden önce her bir politik adımı devrimi örgütlemek hedefi ile atmayı getrektirir. Eğer kişi ya da örgüt devrimi örgütlemeyi günün görevi değil de geleceğin uzak bir planı olarak tasarlıyorsa, yani devrimi belirsiz bir geleceğe erteliyorsa o kişi yada örgüt devrimci değil, olsa olsa devrimci görev ve sorumluluklardan kaçan devrimci lafazandır.

Ülkemiz özelinde konuşacak olursak, bir çok kişi ve örgütlenme kendini devrimci adlederken, devrimci mücadelenin ülkenin birleştirilmesi sonrasına ertelemekte, bugün aslolanın günün koşullarına bağlı olarak, burjuva koşullarda mümkün olan bir anlaşmayı elde etmek için mücadele etmek  olduğunu ileri sürmektedir.

Yaklaşık altmış yıldır farklı söylemlerle devam eden bu yaklaşım devrimci anlayıştan uzak,  dahası ülkemizin yeniden birleştirilmesinin önünde duran en önemli faktördür. Çünkü bu anlayış kitleler üzerinden etkili olmakta ve ülkemizin yeniden birleştilirmesinin sağlamanın tek yolu olan devrimci siyasetin örgütlenmesini geriye itmektedir.

Devrimci mücadelenin ön koşulu olarak ileri sürülen ülkemizin öncelikle yeniden birleşitirilmesi, ancak ülkede güçlü bir devrimci mücadelenin örgütlenmesi ile ve ülkemizi bölenlerin planlarını tersyüz etmekle mümkündür. Yani ülkemizin işçi, emekçi halklarının iradelerini ellerine almaları ve kendi çözümlerini hayata geçirmeleri gerekmektedir.

Ancak devrimci mücadelenin örgütlenmesine ön koşul olarak ülkemizin yeniden birleştirilmesini koyanlar, bunu ülkemizi bölenlerin kontrolünde yürütülen müzakerelere ve bu müzakere süreçlerinde egemenlerin temsilciliğini yapan sözde toplum liderlerine havale etmektedirler. Yani mezbahada kendisini boğazlayacak olan kasaptan medet uman kuzular gibi, ülkemizi bölenlerden medet ummakta, dahası ülke halklarımızın da onlarcayıldır devam eden şekilde boş bir beklenti içerisine girmelerine neden olmaktadırlar.

Yani onlar aslında devrimci mücadelenin örgütlenmesinin önüne şartlar koyarak kendilerini devrimci adlederken hem boş beklentiler ve sakat bir anlayış geliştirerek ülke devrimci mücadelesinin örgütlenmesine engel olmakta hem de ülkemizin yeniden birleştirilmesinin temel şartı olan devrimci örgütlenmenin gelişmesini engelleyerek, ülkemizin yeniden birleştirilmesini de engeller pozisyona düşmektedirler.

Bu anlayış gösterilebilir ya da görmezden gelinebilir bir durum değildir. Çünkü bu kesimler kişisel ya da örgütsel olarak istedikleri kadar ilerici ve de samimi olsunlar, yürüttükleri siyasetin sonuçları gerici ve ülkemize, haklarımıza zarar vermektedir.

Siyasette niyet değil, yürütülen siyasetin neden olduğu sonuçlar belirleyicidir. Kendini devrimci adleden her bir kişi ya da örgüt devrimci siyasete paralel bir duruş benimsemek ve ülke devrimci örgütlenmesini sağlamakla yükümlüdür. Bunu yapmayacak olanlarsa kendilerini devrimci olarak, hele hele Marksist-Leninist olarak tanıtmaktan vazgeçmelidirler.

Marksizm-Leninizm kimsenin üzerine zorla giydirilen bir gömlek değildir, bu gömleği giymeye kalkışanlarsa onun ağırlığını taşımayı, onu taşımanın gerektirdiği devrimci sorumlulukları yerine getirmeyi becerebilmelidir. Bunu yapamayacak olanlarsa Marksizm-Leninizme bulaşmadan, kendi bildikleri yolda yürümelidirler. Ve bunu olmadığı bir şekilde, yani devrimci ya da Marksist-Leninist olarak nitelemekten vazgeçmelidirler.

Ayrıca kontrol

Sömürgeci klikler arası kavga ve hedefte olanlar!

Sömürgeci tekelci TC sermayesinin kendi içindeki kliklerin iktidar kavgası, sömürgeleştirilmiş adamızın kuzeyinde de sürüyor! TC’nin …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir