ANA SAYFA / Anasayfa / Başkaldırmaktan başka yolumuz yok

Başkaldırmaktan başka yolumuz yok

Gelecek Gazetesi Şubat 2019, 95’inci sayısında “Gelecekten” köşesinde yayınlanan yazı…

Yaklaşık yetmiş yıldır devam eden bir sorun; binlerce müzakere süreci, onlarca anlaşma metni ve koskoca bir çözümsüzlük!

İkinci Dünya Savaşı sonrasında oluşan yeni dünya dengeleri ve İngiliz sömürgesi durumundaki Kıbrıs’ın bu yeni dengelere göre yeniden düzenlenmesi ihtiyacının ortaya çıkması…

Sovyetler Birliği’nin artan gücü, Birleşik Krallık’ın kaybettiği hegemon konumunu giderek ABD’ye devretmesi ve sömürge karşıtı mücadelenin giderek yükseldiği Kıbrıs’ta Anglo-Amerikan emperyalizminin çıkarları doğrultusunda oluşturulan sözde bağımsız, özde göbekten bağımlı yeni tip sömürge yapılanması olarak Kıbrıs Cumhuriyeti…

Üç NATO ülkesinin garantörlüğünde ve dünyada başka bir örneği olmayan, anayasal düzenleme yapma ve uluslararası siyasal ya da ekonomik işbirliğine girebilmeyi bu üç ülkenin onayına bağlayan, etnik ayrımcılığa dayalı sakat bir “cumhuriyet”…

Yıkılmak için kurulan bir yapılanma, hemen ardından yaratılan toplumlar arası çatışmalar ve sonunda ulaşılan hedef; etnik katliamlar, etnik bölünme ve kesin TAKSİM…

1940’ların sonunda dünya emperyalist liderliğini Birleşik Krallık’tan devralmaya başlayan ABD’nin, Kıbrıs’ta da etkin olmaya başlaması ile birlikte nihai hedef olan adanın taksim edilerek kontrol altında tutulması planı, adım adım hayata geçirilmiş ve bugün ortaya çıkan yapılanmanın temelleri hazırlanmıştır.

Peki bugün bu durumu oluşturan güçler farklı bir yapılanmaya mı ihtiyaç duymaktadırlar?

Bu yönde gözle görülür bir gelişme söz konusu değildir!

Peki bu durumdan rahatsızlık duyan ve bu yapılanmanın değişmesini sağlayabilecek konumda olan farklı odaklar var mıdır?

Evet bu yapılanmadan yeteri kadar çıkar elde edemeyen, özellikle son dönemde gelişmekte olan yeni emperyalist güç odakları vardır. Ancak bu güçlerin şuanki konumlarının Kıbrıs’taki yapıyı kendi çıkarları doğrultusunda değiştirebilecek güçte olduğunu söylemek, en azından bugün için mümkün değildir.

Peki neden bir kez daha sözde soruna çözüm bulma adına yeni fırtınalar kopartılıyor?

Üniter devletten, federasyon, gevşek federasyon ya da konfederasyona… Dönem dönem ada üzerinde farklı düzenleme yöntemlerini gündeme taşıyarak fırtınalar koparılırken, gerçekten birilerinin adada yeni bir düzenleme yapmaya niyetleri, dahası bunu diğer odaklara kabul ettirebilecek güçleri var mıdır? Yoksa tüm bu koparılan fırtınalar göstermelik ve halk üzerinde algı yaratma çabaları mıdır? Ya da ada üzerinde bizim aklımıza dahi gelemeyecek farklı bir amaç mı güdülmektedir?

Ne söylesek havada kalması kuvvetle muhtemeldir. Çünkü yeni bir düzenleme niyeti taşıyabilecek ve buna gücü yetebilecek olası güç odaklarının ne planlar yaptıklarına akıl erdirebilmemiz pek de mümkün değildir.

Peki tüm bu toz duman arasında bu ülkenin gerçek sahibi olan ve bir çözümün nasıl olması gerektiği noktasında esas söz sahibi olması gerekenler ne yapıyorlar?

Yani bu ülkenin işçi, emekçi halkları, geleceği, yaşamı bu topraklara bağlı olan ve bu ada üzerinde söz söyleme hakkını kendisinde gören güç odakları ile ortak çıkarı olmayanlar ne alemde?

Onlar yıllardır ellerinden çalınan iradeleri ve yitirdikleri umutlarından yoksun bir şekilde “kaderlerine razı” bir şekilde beklemekte!

Üniter devlet mi, federasyon mu, gevşek federasyon ya da iki devletli konfederasyon mu? Buna karar verecek olan bu ülkenin halkları değil ne de olsa!

Peki bu çaresizliği, kabullenişi kıracak olan nedir?

Ülke halklarını harekete geçirecek olan, işçi, emekçi kitleleri ayağa kaldırarak iradelerini kendi ellerine almalarını sağlayacak, emperyalist güç odaklarının değil, ülke halklarının çıkarları doğrultusunda, gerçek bir çözümü belirleyerek hayata geçirmelerini sağlayacak olan şey nedir?

Bu olmadan emperyalist güç odakları tarafından yapılacak olan herhangi bir yeni düzenlemenin, hangi biçimde olursa olsun, sorunu çözmeyeceği, dahası yetmiş yıla yakın bir süredir devam eden bu çürümüş ayrılıkçı yapılanmanın sürdürülmesine hizmet edeceği belli değil midir?

Öyleyse çözüm, birleşme vede ada üzerindeki halkların yeniden kardeşleştirilmesini isteyenler, bu ülkeyi bölen, halklar arasında katliamlar örgütleyerek TAKSİM’i hayata geçirenlerden medet ummaktan vazgeçmelidirler. Kendi iradelerini ellerine alarak, kendi çıkarları doğrultusunda gerçek anlamda bir çözümü hayata geçirmek için harekete geçmelidirler.

Tüm ülkeyi kapsayan, adanın dört bir yanına yayılan devrimci halk örgütlenmelerini yaratmalı, başta yakın bölgemizde olmak üzere dünya halkları ile dayanışma içerisinde ülkemizde demokratik halk iktidarını inşa etmelidirler.

Bunun başka bir yolu yoktur; Ya emperyalist politikalara ve ülkemize dayatılan ayrılıkçı yapılanmalara boyun eğmek, ya da ülkemizi, yaşamlarımızı yok oluşa sürükleyen bu dayatmaları reddederek başkaldırmaktır!

Ayrıca kontrol

Türkiye’de fabrika kapatmaları artıyor…

Türkiye’de ekonomik kriz giderek ağırlaşıyor, Japon otomotiv üreticisi Honda’nın da Türkiye’deki fabrikası kapanıyor. 1300 emekçi …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir