ANA SAYFA / HABERLER / Düzenin aynası eğitim sistemi

Düzenin aynası eğitim sistemi

Ülkemizin kuzeyinde oluşturulan sömürgeci işgal düzeni her alanda olduğu gibi eğitimi de gün geçtikçe daha da büyük bir çöküntüye sürüklemekte.

İngiliz sömürge yönetiminin adada etnik ayrımcılığı körüklemek için 1950’lerden başlayarak Kıbrıslı Türkleri Türkiye’den getirilen öğretmenler ve Türkiye eğitim müfredatına paralel yapılandırılan eğitim sistemi ile “Türkleştirme” uygulamalarına, özellikle AKP iktidarı sonrasında “Sunni İslamlaştırma” da eklenmiş durumda. Bununla birlikte üniversite eğitiminde yoğunlaştırılan özel okullara dayalı yapılanma, her geçen gün daha da yaygınlaşarak ilk ve orta eğitim kurumlarını da kapsayarak devam ediyor.

TC tarafından belirlenen eğitim politikalarına bağlı olarak kamu okulları destek ve katkıdan mahrum bırakılırken, kamu kaynakları özel eğitim kurumlarına ve İslami temelde eğitim vermek amacıyla oluşturulan ilâhiyat koleji gibi yerlere aktarılıyor. Lefkoşa’da yapılan ve kamu okullarının tersine her türlü olanaklara sahip bir şekilde eğitim veren İlahiyat Koleji’ne, TC’nin direktifleri ile yenileri eklenilmeye hazırlanılıyor.

Tüm bunlar yaşanırken kamu okulları en basit ihtiyaçlarını bile karşılayabilmek için tek çareyi öğrencilerden ve velilerden zoraki bir şekilde para toplamakta buluyor. Anayasal olarak ücretsiz ve eşit olması gereken eğitim hakkı, hem paralı hem de büyük bir eşitsizlik şekline bürünmüş durumda.

Sömürgeci işgal düzeninin bir yansıması olan bu çarpık ve çöküntü içerisindeki eğitim sistemine karşı doğru temelde bir mücadele ise ne yazık ki verilemiyor.  Ve sorun veli ile okul yönetimi veya en iyi ihtimalle sözde yetki sahibi durumundaki eğitim bakanlığı arasındaymış gibi bir algı yaratılıyor. Halbuki sorunun kaynağı bu düzeni kuran ve her alanda olduğu gibi eğitimde de sömürgeci politikalarını dayatan işgal düzenidir.

Muhalefette iken kuran kurslarından Çanakkale gezilerine, tam gün eğitimden bilimsel, demokratik eğitim hakkına kadar bir çok konuda eleştiri ve “vizyon” sahibi olan düzen partileri, yetkisiz “hükümet” koltuklarına oturduklarında muhalif duruşlarını yitirmektedirler. Ve sömürgeci TC devletinin dayattığı ne varsa onu hayata geçirmek için işgal düzeni ile işbirliği yapmaktadırlar. Onların işbirlikçiliklerini gizlemek için halkı “alternatif siyasetler”e sahip oldukları ve hükümete geldiklerinde bu siyasetleri uygulayacakları vaatleri ile kandırmakta, bu düzenin gerçek yüzünü gizleyerek demokrasicilik oynamaktadırlar.

Eşit, demokratik, bilimsel ve tamamen ücretsiz bir kamusal eğitim ise ancak demokratik halk devrimi ile kurulacak olan halk iktidarı koşullarında mümkündür. Bunun tersini söyleyenler ise sahtekâr ve halkın umutlarını gasp eden işbirlikçilerdir.

Ayrıca kontrol

Türkiye’de derinleşen kriz ve gelmekte olan büyük dalga…

Türkiye’de ekonomik veriler ve göstergeler, Sarayın ve Diyanet’in dışında bambaşka bir dünya olduğunu gösteriyor. Tüketici …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir