ANA SAYFA / DKB / Örgütler arası samimiyet ve “eleştiri hakkı” üzerine

Örgütler arası samimiyet ve “eleştiri hakkı” üzerine

21 Kasım tarihinde KSP tarafından Radyo Mayıs’ta yapılan “Çare Sosyalizm” programında KSP temsilcileri Mustafa Onurer ve Osman Zorba tarafından DKB’ye yönelik bir dizi “eleştiri” dile getirildi. Ancak cevap hakkı dahi tanınmadan yapılan bu “eleştiriler”in hiç bir maddi bir zemini yoktur ve bu tip karaçalmalar örgütler arası güveni yok etmektedir

21 Kasım tarihinde KSP tarafından Radyo Mayıs’ta yapılan “Çare Sosyalizm” programında KSP temsilcileri Mustafa Onurer ve Osman Zorba tarafından şu ifadeler dile getirildi:

“Mustafa Onurer (MO): Devrim Temizler diyerek sol lafazanlık yapanlar var…”

MO: Lenin bunlara devrimci lafazanlar derdi!

OZ: Doğrudur, işçi sınıfına ne kadar zarar verdiklerini ortaya koymak şarttır!

MO: Reformizm ile çok da farklı şeyler değil, birisi sağ, diğeri sol laflarla zarar vermektir.

OZ: İşçi sınıfını örgütlemeden, en azından sendikalar içerisinde örgütlemeden, örgütlenmenin gerekliliğini kavratmadan, işçi sınıfı devrim yapacak demek, bugün için gülünçtür!

MO: Lenin’in tabiri ile devrimci lafazanlık dediği, sol görünen ve reform mücadelesini reddeden, her türlü reform mücadelesini, devrimcilerin yürüttüklerini de reformizm kapsamına sokan anlayışların kökünde yatan gerekçeleri ortaya koymalıyız…

OZ: Bazı kesimler “ülkemizde çalışanların çoğu memur takımıdır, mersedes ya da BMW sürerler” (MO: Ganimetten beslenirler), Evet “ganimetten beslenirler, onun için uğraşmayalım bunları örgütlemek için, işte etrafta dağınık birkaç tane devrimci vardır, onları biraraya getirelim, devrimi onlar yapsınlar!” diyorlar. Bu aslında tam bir küçük burjuva siyasetidir! Bu işçi sınıfının örgütlü gücüne inanmamaktır! Bu, sabırla, günün sonunda işçi sınıfının başaracağına inanmamak demektir. İnanmıyorlar ki işçi sınıfı bu işi başaracak, bu kadar basittir!

İşçi sınıfına inanmayan ve bir an önce bazı imtiyazlar ile kendini kurtarmaya çalışan kesimler vardır. Bunlar köylüler ve şehir küçük burjuvazisinden oluşur. Bu kesimler hayatlarını sürdürmekte çok zorlanıyorlar ve biran önce biraz refaha kavuşmak istiyorum diyorlar. Onlara göre devrim demek, bir kaç kişinin bir araya gelerek, silahı alıp eline gidip dan-dun edip mevcut yönetimi yıkmaktrı. Bu hayalperest bir siyasettir! Çok eskiye dayanır aslında, Lenin döneminde Narodnikler denen bir siyasettir. Daha sonra bu bireycilik siyaseti yıkıma uğratıldı! Ama 1950’lerin sonuna gelindiğinde Castro ve Che Guavera siyaseti olarak yeniden sahneye çıktı. Maceraperest gençlerin siyaseti! Öncü savaşı başlatacağız, kitleler de peşimizden gelecek anlayışı!

“Devrimi devrimciler yapar, kitleler de peşinden gider” şeklinde bir anlayış…

Ama devrimi sınıflar yapar, devrimciler onlara sadece öncülük yapar!

Yani benzer anlayışla “Kıbrıs’ta da dağınık bir hayle devrimci var, onlar biraraya gelsin de devrim yapalım!” diyenler var..”

Çok açık bir şekilde DKB’ye yönelik yapıldığı belli olan ve tarafımıza bilgi verilerek cevap hakkı dahi tanınmayan tüm bu “eleştiriler”in maddi bir zemini olsa bizler açısında hiç bir sorun olmazdı. Çünkü bizzat bizler, örgütler arası farklılıkların açıkça eleştirilmesini hatta bunun için ortak paneller düzenlenmesini öneriyoruz.

Ancak KSP’nin bu “eleştirileri”nin tek bir maddi zemini dahi bulunmamaktadır. DKB’nin bu konulardaki siyasetinin tam tersi yönde olduğunu ortaya koyan onlarca yazılı, çizili belge ve kaynak vardır, ama KSP’nin “eleştirileri”ne dayanak olacak ne tek bir kaynak ne de bu yönde en ufak bir ima bulunmaktadır. Yani KSP temsilcileri geçmişte de DKB’ye yönelik sayısız kez yaptıkları “emperyaslit siyasetlere yama olma” “emperyalist planları destekleme” gibi kara çalmaları, daha da artırarak sürdürmektedirler.

Örgütler arası güveni ve ilişkileri yıkıcı bu yaklaşımı anlamak mümkün değildir! İki örgüt arasında gelişmekte olan ilişkileri yıkan bu temelsiz saldırıları “siyasal eleştiri hakkı” şeklinde görmek mümkün değildir. Çünkü siysal eleştirilerin belli bir dayanağı olması gerekmektedir. Örneğin DKB olarak bizler son kriz sürecinde KSP’nin ortaya koyduğu açılımı yetersiz bulduk ve buna bir eleştiri getirdik. Ancak bunu olmayan, hayali şeyler üzerine değil, KSP’nin ortaya koyduğu yazılı ve sözlü yaklaşımlar üzerinden yaptık. Elbette bu eleştirimize karşı KSP’nin kendi duruşunu savunma ve eleştirilerimiz eğer haksızsa bunun teşhirini yapma hakkı vardır ve de yapmalıdır, ancak KSP tarafından DKB’ye yönelik dile getirilenler temelsiz ve en ufak bir dayanağı dahi olmayan, yani ancak yalan ve karaçalma olarak nitelenebilecek söylemlerdir.

Bizim devrimci anlayışımız; iki örgüt arasında samimi bir işbirliğinin ancak karşılıklı samimiyet ve güven zemininde gelişebileceği şeklindedir. Ancak geçmişten beridir kimi KSP temsilcileri tarafından örgütümüze karşı takınılan tavır ve yaklaşımlar samimiyetten uzak, temelsiz ve yalan olan düşmanca ithamlardır.

İki örgüt arasında son dönemde oluşan olumlu hava ve iletişim, bir kez daha kimi KSP temsilcileri tarafından hiç bir dayanağı olmayan karaçalmalarla dinamitlenmiştir.

Ayrıca kontrol

Sömürgede reformizmin batağı!

TC Sömürge Yönetiminde yaşanan saldırı, soygun, taciz, öldürme vb. olay ve sorunlarda, sadece Üst ve …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir