ANA SAYFA / MAKALELER / Devrimci bilinci ve devrimin olanaklarını açığa çıkarmak!

Devrimci bilinci ve devrimin olanaklarını açığa çıkarmak!

Kapitalist sistemin içerisine girdiği derin kriz sadece Türkiye’yi ve ülkemizi değil, dünyanın bir çok ülkesini sarsmaya devam ediyor.

Kapitalizmin beşiği ülkelerde yaşanan bunalım işçi, emekçi ve küçük üretici kesimleri her geçen gün daha büyük bir yıkıma uğratıyor.

Bunun sonucunda ise dünyanın bir çok yerinde farklı kitle hareketleri gelişmete devam ediyor.

Fransa’da haftalardır devam eden Sarı Yelekliler eylemleri de küçük üreticilerden öğrencileri bir çok kesimi harekete geçirrerek giderek yayılıyor.

Fransız sermaye kesimleri ve onların siyasi temsilcisi olan cumhurbaşkanı Macrone giderek radikalleşen ve kontrolden çıkmaya başlayan eylemleri yatıştırmak için peş peşe geri adımlar atıyor.

Fransa’nın ardından Belçika, Bürüksel, Hollanda ve dahası Irak gibi ülkelere yayılan yayılan eylemler “Avrupa Baharı” mı yaşanıyor düşüncesini akıllara getirirken, merkezi bir devrimci liderlikten yoksun olan bu kitle hareketleri beraberinde bir dizi tartışmayı getirdi.

Kimi kesimler bu hareketleri yeni bir devrimci hareketlenme olarak yorumlarken, kimi kesimler ise eylemlerin devrimci bir önderlikten yoksun olmasını ve kitle içerisinde yer bulmaya çalışan gerici, faşist kesimleri gerekçe göstererek mesafeli bir tavır takınıyor.

Bu sayımızda paylaştığımız “FRANSIZ HALKI İSYAN EDİYOR” başlıklı yazıda da denildği gibi “Bu isyan ya da ayaklanma bir devrime dönüşür mü; bilmiyoruz. Ancak şunu biliyoruz: İsyancıların ya da ayaklanmacıların “Eylem kapısından girerken sahip oldukları düşünce ve taleplerle eylem sürecinde üstlenecekleri görevlerin uyuşmazlığı, tekellerin boyunduruğuna genel isyana dönüşmek zorunda kalacaktır.” Biz, bu satırları hareketin henüz başladığı ilk zamanda, henüz kimsenin bu hareketin yönü hakkında bir fikir sahibi olmadığı günlerde yazmıştık ve yaşam tam da düşündüğümüz gibi akmaya başladı.”

8 Aralık günü Fransa’da yaşanan eylemler ile ilgili paylaşılan bir yazıda şu ifadelere yer veriliyor:

“Esasında bir bankacı olan Macron’un eli ilk günden beri titriyor. Eylem hedefine çoktan ulaştı ama Macron’un eli titrediği için eylemciler elde edebileceklerinden çok daha azını elde etmiş olduklarını düşünmeye başladılar ve bu yüzden büyük bir tatminsizlik içindeler. Eylemciler  sürekli hedef büyütüyor. İYİDİR, İYİDİR, İYİDİR. Benzin fiyatlarıyla ne alakası varsa şimdi öğrenciler de ayaklandı.

Macron’un desteği şu anda % 17. Eylemcilerin desteği ise % 70. Halk gücünü ve Macron’un güçsüzlüğünü gördü. Şu anda artık neredeyse bir ayaklanmaya dönüşen bu eylemlere en az zararla nasıl son verilebileceği yoğun olarak tartışılıyor.

Bence Macron “diyalog” diye yalvardıkça bu eylemlerin sona ermesine imkân yok.

Bence Macron’un şu anda en büyük korkusu, bir yıldan fazla bir zamandır savaşan ve sonunda geçen yaz başında yenilen işçi sınıfının bugün yorgunluğunu atıp devreye girme olasılığının nasıl önleneceğidir.

Gerçekten de CGT militanları başta olma üzere işçiler savaşa girdiği anda ufukta devrim bile görünür.”

Bu satırları okuyan çoğu sözde devrimci “Ne devrimi, hayal görüyorsunuz” diyecektir. Çünkü bu kesimlere göre devrim birden ortaya çıkar ve bir sabah uyanmışsınız devrim olmuştur.

Ancak devrimin diyalektik bir süreç olduğunu ve kitlelerin devrimcileşip devrimi gerçekleştirme noktasına gelmeleri için bir dizi mücadele sürecinden geçerek deneyimler kazanması gerektiğini bilenler, özünde sisteme karşı gelişen her bir olayı devrimci bakış açısı ile ele almaya çalışırlar.

Sözde devrimci olanlar ve devrimi sürekli olarak geleceğin belirsiz bir zamanının süreci olarak görenler açısından böylesi bir kaygı yoktur. Çünkü onlar için devrim güncel değildir. Ne de olsa işçi sınıfının devrimci bir örgütlülük altında olmadığı, hele hele güçlü bir devrimci önderliğin olmadığı bir yerde devrimden bahsetmek “sol lafazanlık”tır! 

Yeni evreyi ve yeni evrenin devrimlerini anlayamayanlar elbette böyle düşünecekler ve devrimi sürekli olarak geleceğin nihai hedefi olarak tasarlayacaklardır.

Ancak devrim günceldir ve dünyanın herhangi bir yerinde biriken çelişkiler yeni devrimler cağının kapılarını bir anda sonuna kadar açacaktır. Ve o kapılardan dünyanın dört bir köşesine devrimci dalgalar yayılacaktır.

Bugün dünyanın herhangi bir yerindeki en küçük devrimci odağın dahi önüne koyması gereken şey ise var güçleri ile devrimin güncelliğini  bilince çıkarmak ve mümkün olan en geniş kadro ile yakın gelecekte kendi coğrafyalarını saracak olan devrimci dalgaları karşılamaya ve kitlelere devrimci bir önderlik  getrimeye hazırlanmalıdır!

Bunun için derin bir kriz yaşayan sömürü düzeni içerisinde kitleleri kazanma adına propagandalarının merkezine günü kurtarıcı reform talepleri değil, her bir fırsatta devrimin güncelliğini ve olanaklarını koymalıdırlar.

Çünkü emekçi kitleler çok hızlı bir şekilde bilinç sıçramaları yaşayabilmekte ve mevcut düzen içerisinde kalıcı bir çözüm bulunamayacağının farkına varabilmektedirler. Onlar açısından eksik olan şey devrimci bilinç ve daha da fazlası devrimin olabilirliğine dair inançtır.

İşte zaten az sayıda olan biz devrimcilerin üzerinde yoğunlaşmamız gereken konu budur; yani devrimci propagandada ısrar!

Bunun için bilinçsiz ve dahası umutsuzluk içindeki emekçi kitlelere devrimci bilinci ve devrimin olanaklarını inat ve ısrarla propaganda etmek şarttır… 

O nedenle diyoruz ki; Bu Pisliği Devrim Temizler ve Şimdi Devrim Zamanıdır!

Ayrıca kontrol

Yusuf Alkım – Kendi sorumluluğundan kaçıp, topu başkasına atmanın rahatlığı!

Bazı demokrat arkadaşlar BM’nin Pile’de gerçekleştirilen iki toplumlu barış etkinliğindeki aymazlığına sinirleniyor. Ama sinirlenmelerine gerek …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir