ANA SAYFA / YAZARLAR / Yusuf Alkım-Dert halkın huzuru değil, polis şiddetine meşruluk kazandırmaktır!

Yusuf Alkım-Dert halkın huzuru değil, polis şiddetine meşruluk kazandırmaktır!

Son günlerde sömürge düzeninin kolluk kuvetleri “huzur operasyonları” düzenleyip, yanlarında götürdükleri medya mensupları aracılığıyla, özenli bir şekilde hazırlanmış sahnelerin fotoğrafları eşliğinde bunları kamuoyuna servis etmekte. “Özel Harekat Polisi” denen ağır silahlı ekipler eşliğinde düzenlenen bu operasyonlarla ülkemizde yaşayan muhalif kesimlere adeta göz dağı verilmekte.

Sorunun kaynağı bu sömürge düzeninin kendisiyken ve daha on ay önce bu polis teşkilatlanmasının eşliğinde Afrika gazetesine faşist bir linç saldırısı yapılıyorken, birileri çıkıp “Polisin denetiminden neden bu kadar rahatsız olundu anlamadım!..” diyebiliyor ve sömürgecinin polis teşkilatlanmasından güvenlik bekleyebiyor?

Yani bazıları hala daha polis ve askeri güçlerin sermayenin sömürgeci devletinin koruyucusu, kollayıcısı olduğunu görmezden gelerek “denetimlerinden güven sağlanabileceğini” söyleyebiliyor! Peki hiç mi düşünmüyorlar, acaba bu “güvenlik birimleri” ülkemizin kuzeyini örümcek ağı gibi sarmış olan mafya örgütlenmelerine karşı hiç bir adım atılmazken, sokaklarda ağır silahlarla dolaşıp sivil halk arasında operasyonlar düzenleyerek mi huzuru sağlayacaklar diye? Ülkemizin huzurunu bozan, yerleri yurtları belli bir şekilde uyuşturucu, kumar, kara para aklama ve insan ticareti yapanlar mıdır, yoksa sokakta yürüyen siviller midir acaba?

Yani, özel kuvvetler eğitiminden geçirilmiş personelleriyle bu halk düşmanı kurumlar, her hareketleri ile halka güvenlik değil, korku, tehdit ve gözdağı veriyor!

Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı olarak adlandırılan yapılanma, faşist bir diktatörlüğe dönüşmüş olan Türkiye Cumhuriyeti iktidarının kontrolünde, içerisindeki en ufak demokrat eğilimli kadroları dahi tasfiye etmiş olan TC ordusuna bağlıdır. Ve bu yapılanmanın uzantısı olarak oluşturulan Özel Görev Kuvveti (ÖGK) ve Polis Özel Harekat (PÖH) personeli işte böylesi bir yapıya sahip olan TC Özel Kuvvetler Komutanlığı’nın eğitimlerinden geçirilmektedirler. Ve bu “özel birlikler” kuruluş amaçlarına uygun olarak, kuruldukları günden bugüne, demokratik kişilere karşı ve örgütlerin barışcıl eylemlerinin tümünde sivil halka karşı baskı ve şiddet aracı olarak kullanılmaktadırlar. Bazen ön bazen ise geride ve gerekli görmeleri halinde sivil kıyafetlerle eylem alanı içerisinde operasyon yürütmektedirler.

Yani halka karşı kullanılan silahlı, silahsız güçleri doğru tanımalıyız! Kuruluş amacı ve görevi mevcut sömürü düzenini korumak, bu sömürü düzenine karşı harekete geçecek kişi ve kitlelere karşı her türlü baskı ve şiddet yöntemini kullanmaktan bir an olsun çekinmeyecek bu yapılanmalar, halkın güvenliği ve huzuru için değil, egemenlerin iktidarının teminatı için vardırlar. Bugün halkın gözünde meşruluk kazanması için göstermelik olarak düzenlenen “huzur opreasyonları”, yarın ülke devrimci mücadelesi geliştiği oranda yerini ülkemiz muhalif ve devrimci güçlerinin infaz edildiği silahlı operasyonlara bırakacaktır! Bu yapılanmaların uzantısı olduğu TC faşist iktidarı altında bugüne kadar bunun sayısın örneği yaşanmış ve her gün bir yenisi yaşanmaya devam etmektedir! Gerek ülkemizde bugüne kadar düzenlenen kitlesel eylemlerde “güvenlik güçleri” tarafından yapılan saldırılar, gerekse bu yapılanmanın bağlı olduğu Türkiye’de sayısız katliam ve infazlar bu yapılanmaların neye hizmet ettiğini fazlası ile açığa çıkarmaktadır. Bu olgu sadece TC faşist iktidarı kontrolündeki kolluk güçleri için değil, aynı zamanda dünyadaki tüm sömürü düzeni iktidarları kontrolündeki kolluk güçleri için de geçerlidir. Şuan Fransa’dan Arjantin’e, Güney Kore’den Tunus’a dünyanın dört bir yanında sömürüye karşı ayaklanan kitlelere ölüm kusan bu yapılanmalar dağıtılmak ve yerine halkın kendi silahlı örgütlü gücüne dayanan halk milisleri getirilmelidir. Yani demokratik halk devrimleri ve sosyalist devrimler gerçekleştirilmeli, halk düşmanı tüm kurumlar ve bu kurumların koruyucu gücü olan kolluk güçleri dağıtılmalıdır!

Bugün dünyanın dört bir yanında bu tip yapılanmaların daha da faşist bir karaktere bürünerek yoğunlaştırılmasının sebebi, emperyalist sömürü düzeninin yaşadığı kriz ve emekçi kitlelerde bu düzene karşı biriken tepki ve öfkedir. Ağır bir sistem krizinden geçmekte olan dünya, bölge ülkeleri ve Kıbrıs’ta yakın gelecekte sömürü düzenine karşı kitlesel eylemlerin gelişmesi, devrimci kopuşların yaşanması olasılığı çok yüksektir. Egemen çevreler gelişmekte olan bu olguyu ve yaklaşmakta olan kitlesel ayaklanmalar dönemini görmekte ve buna göre kendi iktidarlarını koruyabilmek için tedbirler almaktadır. Onlar kendi çıkarları açısından haklıdırlar ve gerekli hazırlıkları yapmaktadırlar, ancak sorun bu olgulara karşı gözlerini kapayan ve hala daha bu düzenden medet umar pozisyona düşen sözde “demokrat”lardadır! Çünkü bu kesimler ne kadar iyi niyelli olsalar da, bu öngörüsüzlükleri ile halkın gözlerini açmasını engellemektedirler.

Bu noktada görev biz devrimcilere düşmektedir; halkı uyandırmalı ve gerçekleri görmelerine yardımcı olmalıyız. Büyük bir ayaklanmalar döneminin başındayız. Uyanmalı, yanıbaşımızdakileri sarsarak uyandırmalı ve ayağa kalkmalıyız. Bu kavga insanlığın özgürleştirilmesi için girişilecek büyük bir kavgadır. Ya çok ciddi bir örgütlenme içerisine girerek bu kavgada saf tutacağız, ya da dünyamız ile birlikte bütün insanlığı da yok oluşa sürüklemekte olan bu düzene boyun eğeceğiz.

Zaman daralıyor, kavga zamanı yaklaşıyor!

Ayrıca kontrol

Sınıflı toplumlarda kadın ve ülkemizin kuzeyindeki durum

ÜLKEMİZİN KUZEYİNDEKİ DURUM Kadınlarımızın güvenliğini, artık TC Sömürge Yönetimi polisi sağlayacakmış! Kadına Karşı Şiddetle Mücadele …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir