ANA SAYFA / KIBRIS / Emperyalist, sömürgeci üslerden, askerden arınmış bağımsız, demokratik, birleşik Kıbrıs için İLERİ!

Emperyalist, sömürgeci üslerden, askerden arınmış bağımsız, demokratik, birleşik Kıbrıs için İLERİ!

Emperyalist ABD, İngiltere, AB ve onlara bağımlı TC devleti ile Yunanistan ülkemizdeki taksimlerini ve halklarımızın birbirinden ayrıştırılmış halini kalıcılaştırmaya çalışıyorlar!

Ülkemizin güneyinde olduğu gibi kuzeyinde de kalıcı hava, deniz ve kara üsleri oluşturma planlarını psikolojik savaş araçlarını kullanarak, halklarımızın beyinlerini afyonlamaya başladılar.

TC devleti, kendi basın yayın organları yanında sömürgeleştirdiği kuzeydeki işbirlikçi psikolojik savaş unsurlarını da devreye sokarak propaganda faaliyetlerini artırmıştır.

Propagandalarında kullandıkları gerekçe ve çözümlemeleri şöyledir;

“Önümüzdeki süreçte yoğun enerji kavgalarına sahne olacak Akdeniz’de Suriye savaşını bahane ederek tüm ülkeler askeri varlıklarını arttırırken ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi tek taraflı olarak Akdeniz enerji yataklarını paylaşırken, Türkiye de egemenlik haklarını kısıtlayacak girişimlere karşı planlamalarını yapıyor. Bu doğrultuda Deniz Kuvvetleri Komutanlığı tarafından Dışişleri Bakanlığı’na sunulan öneride, Türkiye’nin KKTC’de uygun bir mevkide deniz üssü kurması gerektiği belirtildi. KKTC’de kurulacak deniz üssü, KKTC’nin egemenlik haklarının muhafazasında güvence olmasının yanısıra KKTC ve Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki hak ve menfaatlerinin korunması, deniz enerji sahalarındaki işgalleri önleyecek tedbirlerin alınması ve yeniden başlatılmak istenen müzakerelerde KKTC ve Türkiye’nin elinin güçlenmesine büyük katkı sağlayacak. Türkiye’nin KKTC’ye kurması olası Deniz Üssü’nün, İngilizlerin bölgedeki deniz üssü gibi egemen üs olarak tesisi öneriliyor. Türkiye’nin gerektiğinde uygulamaya geçirmek üzere masasında bulunan Akdeniz tedbir önerilerden biri de Türk Deniz Kuvvetleri Komutanlığı tarafından Kıbrıs’ta bir deniz üssü kurulması. 1998’de Rumların Baf Hava Üssü’nü hizmete açmaları ve 2000 yılında GKRY ile Yunanistan arasında Ortak Savunma Doktrini kapsamında bir anlaşma imzalaması ardından ilk kez 2009 yılında resmi olarak gündeme taşınan bu öneri, bugün bir kez daha gündeme getirildi. Bu tedbirin uygulanmasına karar verilmesi halinde Türkiye, KKTC’de, İngilizler benzeri egemen deniz üssü kuracak. KKTC’de kurulması planlanan deniz üssünün Türkiye’nin güneyden stratejik savunması açısından hayati önem taşıdığı vurgulanıyor. Türkiye’nin halihazırda KKTC’de hava üssü de bulunmuyor. Halen Geçitkale’deki sivil hava meydanı, bölgede güvenliği tesis eden Türk askerinin ihtiyaçları doğrultusunda aktif edilmeye çalışılıyor. Daha önce Türk yıldızları ve diğer askeri uçakların Kıbrıs’a inişlerinde kullandıkları Geçitkale Meydanı, halen mania (engel) nedeniyle kapalı durumda. Bu meydanın bakıma alınarak kullanıma açılması ya da hava üssü olarak yeniden planlanabilmesi için zaman içerisinde bölgede tesis edilmiş olan yüksek gerilim hattı ve elektrik tellerinin yer altına alınması gerekiyor. Bu konu daha önce gündeme getirilmiş olsa da henüz tellerin yer altına alınması için bir girişim başlatılabilmiş değil. Uçak inişlerinde tehlike arz eden yüksek gerilim hatlarının yer altına alınmasıyla birlikte olası KKTC’ye Türk hava üssü ihtiyacının karşılanmasında Geçitkale Meydanı öne çıkıyor. Doğu Akdeniz’de insani yardım harekatı dahil her türlü harekatı destekleyeceği gibi bu bölgede gelişen durumlara reaksiyon süresini azaltacak. Türkiye Cumhuriyeti ve KKTC tarafından, GKRY’nin uluslararası hukuka aykırı olarak addettiği savunma ve askeri işbirliğine karşılık verilmiş olacak. Coğrafi yakınlık ve tarihsel bağlar kapsamında Türkiye’nin Kıbrıs adasındaki hak ve menfaatlerinin korunmasına katkı sağlayacağı gibi KKTC’nin ve Türkiye’nin hakları konusundaki kararlılık, dünya kamuoyuna bir kez daha net şekilde vurgulanmış olacak. KKTC’deki deniz üssü ayrıca, Süveyş çıkışlı ve İskenderun Körfezi’ne bağlı deniz ulaştırmasının güvenliğine de destek sağlayacak. Dolayısıyla Akdeniz’de olası oldu bittilere izin verilmesini engelleyeceği gibi bir barış gölü olarak sakin sularını muhafazası sağlanmış olacak.” (https://www.yenisafak.com/gun…/adaya-acil-deniz-ussu-3392187)

“Prof. Dr. Ata Atun, Türkiye’nin Kuzey Kıbrıs’a üs kuracağı haberini Sputnik’e değerlendirdi. Kendisinin yıllardır Türkiye’nin Kuzey Kıbrıs’a askeri üs kurması konusunu dile getirdiğini kaydeden Atun, “Hem resmi olarak kara üssü, hem de deniz üssünün kurulması şu anki en geçerli icraat olacak” dedi. Kıbrıs’ta birçok ülkenin askeri tesisleri kullandığını belirten Atun, “Rusya, geçen sene Mari deniz limanı ile Andreas Papandreu Havaalanı’nı kullanmak için Kıbrıs Rum Yönetimi ile özel bir anlaşma yaptı. Aynı anlaşma Fransa için de var. İngiltere’nin Akrotiri ve Dikelya üsleri var, bunların hem limanı, hem havaalanları, hem de nükleer silah saklama depoları var. ABD de zaten İngiliz üslerini kullanıyor. Artık Türkiye’nin de kesinlikle Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti hükümetiyle resmi bir anlaşma yapması gerekir” dedi. Türkiye’nin Kuzey Kıbrıs’ta deniz üssünün yanı sıra hava ve kara üssü de kurması gerektiğini ifade eden Atun, şöyle konuştu:….”Hava Kuvvetleri’ne Geçitkale Havvaalanı’nı askeri üs olarak verebilir, havaalanı orada hazır. Büyük bir olasılıkla Gemikonağı Limanı’nı kullanır Türk Deniz Kuvvetleri, orada bir deniz üssü vermesi, kara üssüne de yasal bir şekilde mevcut kolordunun konuşlanması, ya da kolorduya ilaveten Türkiye Cumhuriyeti’nin ikili anlaşma uyarınca göndereceği birliğin bulunacağı bir üs anlaşması yapması, şu anda Ortadoğu’nun genel durumu içinde çok doğru bir adım olacak……Türkiye’nin Kuzey Kıbrıs’ta üs kurmasına Rum tarafının gösterebileceği tepkinin önemsenmemesi gerektiğini de söyleyen Atun, “Kıbrıs sorununda bugüne kadar ‘Rumlar ne diyecek’ diye adımlar atıldı, hepsi yanlış oldu. Bu yüzden Rum tarafının, AB’nin, ABD’nin ya da İngiltere’nin ne diyeceği, nasıl karşılayacağı önemli değil. Kıbrıs Rum tarafı Ruslar’la üs anlaşması yaparken Kıbrıslı Türkler’e soruyor mu, sormuyor. Fransa ile Limasol Limanı ve Andreas Papandreu Havaalaalanı’nı kullanmak için anlaşma yaparken Kıbrıslı Türkler’in onayını aldı mı, almadı. Münhasır Ekonomik Bölge’de doğalgaz araştırma anlaşmalarını yaparken Kıbrıslı Türkler’in onayını almıyor. Bu nedenle de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin, Rum Yönetimi’nin onayını almasına gerek yok. Diplomaside mütekabiliyet ve eşitlik ilkesi vardır” dedi”. (https://tr.sputniknews.com/…/201808281034938389-kibris-tur…/)

Emperyalistler, sömürgeci işgalci faşist TC devleti eliyle bu faaliyetlerini ileri taşırken, Yunanistan devleti eliyle de Kıbrıs’ın güneyinde ayni amaca yönelik girişimlerini ileri taşımaktadır. ABD kara kuvvetler komutanı, Amerikan Elçisi’nin ,İngiliz Yüksek komiseri, İngiliz Askeri Üs yetkilileri, Rum Milli Muhafız Ordusu’nun Yunanistan devletince atanmış generali ve kurmay heyeti ile görüşmeler yaptığını basında yeralmış haberlerden görüyoruz!

“ABD Kara Kuvvetleri Komutanı Milley Güney Kıbrıs’a uğradı Ortadoğu ziyareti çerçevesinde İngiliz egemen askerî üslerini ziyaret için kısa süreliğine Güney Kıbrıs’a uğrayan ABD Kara Kuvvetleri Komutanı General Mark A. Milley’in Rum Milli Muhafız Ordusu (RMMO) Komutanı Korgeneral İlias Leondaris’le görüştüğü bildirildi. Fileleftheros’un “Amerikan General İle Kıbrıs Sorunu ve Kıbrıs MEB’indeki Araştırmalar Masaya Yatırıldı” başlıklı haberine göre, Milley-Leondaris görüşmesi Amerikalı generalin isteği üzerine Larnaka Havaalanı’nda gerçekleşti. Görüşmeye, ABD’nin Güney Kıbrıs’taki Büyükelçisi Kathleen Doherty, İngiliz Yüksek Komiseri Stephen Lilli, ABD ve İngiltere askerî ataşeleri ve RMMO subayları katıldı. RMMO’dan yapılan açıklamaya dayandırılan habere göre, Leondaris Milley’e, Kıbrıs sorunundaki gelişmeler, MEB’deki hidrokarbon aramaları, Türkiye’nin tavrı ve RMMO’nun örgütlenme, işleyiş ve dönüşümüyle ilgili özet bilgi verdi. Görüşmede bölgedeki gelişmeler, Güney Kıbrıs’ın bölge ülkeleriyle savunma işbirlikleri, AB Ortak Güvenlik ve Savunma Politikası’na da değinildi.” (21 Ağustos 2018 – TAK)

Tüm bunlar yanında emperyalistler arasındaki çelişkiler de artarak devam etmektedir. Bölgemizde diğer emperyalist devletlerin silahlı güçlerinin de cirit atmaya başladığını görüyoruz.

Rus Donanması Kıbrıs Yakınlarında –  Rus Donanmasına ait 28’den fazla geminin, geçtiğimiz pazar akşamından bu yana Kıbrıs’a çok yakın mesafede olduğu” ileri sürüldü. Fileleftheros gazetesi, “Hellas Journal’dan edindiği bilgilere” göre, “Moskova’nın Türkiye’yle olan yakın stratejilerinden ötürü Atina ile Lefkoşa’yı düşündüren gelişmenin, Rusların bugünlerde büyük çaplı bir tatbikat gerçekleştirmeleri ve bu kadar büyük bir gücün bölgede toplanmasının oldukça sıra dışı olarak kabul edilmesi” şeklinde olduğunu aktardı. Bölgede bulunan gemiler arasında “Amiral Grigoroviç” firkateyni ile “Amiral Essen” firkateyninin bulunduğunu kaydeden gazete, Rum Deniz Kuvvetleri’nin “gözü ve kulağının” da bölgede bulunduğunu, çünkü bir Yunan firkateyninin Kıbrıs yakınlarında olduğunu ekledi.” (28 Ağustos 2018 – TAK)

Emperyalist devletler ile birlikte hareket eden Yunanistan ve TC devleti, adamız etrafındaki denizaltı enerji kaynaklarıyla ortadoğu halklarının ülkelerindeki yeraltı enerji kaynaklarını ve buralara ulaşım yollarını ellerinin altında bulundurma için birlikte hareket etmektedirler. Bölgedeki varlık, egemenlik ve bunun devamı için gerekli güvenliği sağlamada silahlı güçlere, bu güçlerin planlarını en uygun koşullarda uygulayabilmeyi kolaylaştıracak diğer üslerin de ülkemizin kuzeyinde kurulmasını planladıkları görülmektedir. Kuzey ve güneyde egemen olan işgalci güçlerle yapılan siyasi, diplomatik ve askeri görüşmelerin bu çerçevede olduğu ve taraflar arasındaki varolan sorunlar nedeniyle ortaya çıkan prüzlerin giderilmeye çalışıldığı değerlendirilebilir.

Kıbrıs adasının ortadoğudaki stratejik önemi ile çevresindeki enerji kaynaklarının da yerüstüne çıkarılıp kullanılır hale getirilmesinde emperyalist ülke ve tekellerin verdiği önemin arttığı dikkat çekmektedir.

Emperyalistlerin ve onlara bağlı sömürgeci işgalci devletlerle yerli işbirlikçilerinin adamızı, ortadoğu ülkelerini ve dünyamızı daha büyük yıkımlara yolaçacak savaşlara sürüklemekte olduklarını görerek, adamızdaki çözümü onların pazar paylaşım anlaşmalarından beklemememiz gerekiyor.

Adamızdaki emperyalistlerden, sömürgeci işgalcilerden ve sömürücü sınıflardan kurtuluşun, halklarımızın işçi sınıfımız öncülüğünde vereceği birleşik devrimci mücadele, demokratik halk devrimi ile kurulacak demokratik halk iktidarında olduğunu bilince çıkarmalıyız!

Ayrıca kontrol

Toprak Çağan – Arada kalanların edilgenliği

Yaşanılanlara karşı tepki duyma hali, başlangıç aşamasından yaşanılana müdahale etme, onu başka bir durumla değiştirme …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir