ANA SAYFA / DKB / Mülksüzleştirenleri mülksüzleştirelim!

Mülksüzleştirenleri mülksüzleştirelim!

Daha Mayıs ayında yazmıştık zamlar ve asgari ücret ile geçinmek zorunda bırakılan emekçilerin durumunu. Çok değil 3 ay geçti sadece ve bu üç ayda işçiler çok daha da yoksullaştı, yaşam koşulları daha da geriledi. Elektriğe, suya, akaryakıta gelen zamların arkası kesilmiyor. Buna bağlı tüm temel tüketim malları zam üstüne zam yiyor. Ve emekçilerin boğazından her geçen gün daha da az yiyecek geçiyor. Hele bir de dövizle borçlu olan ya da döviz üzerinden kirada kalıyorsanız vay halinize!

Asgari ücrete yapılan sembolik artışlar daha emekçinin cebine girmeden çok daha büyük kayıplarla uçup gidiyor. Türkiye ekonomisine göbekten bağımlı bir durumda olan kuzey Kıbrıs, Türk Lirası’nda son dönemde yaşanan büyük değer kayıpları nedeni ile çok ciddi bir ekonomik yıkım ile karşı karşıya. 1980 darbesi sonrasında TC’nin sömürgeci işgali altındaki kuzey Kıbrıs’ta, Özal hükümetlerinin belirlediği ekonomik politika doğrultusunda üretimden giderek koparılan ve başlarda kara para aklama odaklı olan bankacılık sektörüne dayalı bir yapı oluşturuldu. Bankacılık sektörünün tıkanması ile birlikte bunun yerini, özellikle son 15 yılda hızla büyüyen yine kara para aklama odaklı bir başka sektör olan kumarhane ve ticaret anlayışı ile oluşturulan üniversite eğitim sektörü aldı. Türkiye ekonomisine bağımlı bu asalak yapı, Türkiye’de işler iyi gittiği oranda sorunsuz gibi görünmekte, ancak Türkiye’de ekonomik sorunlar yaşanması durumunda, bu sorunlar Kıbrıs’ın kuzeyine çok daha yıkıcı etkilerde bulunabilmekte. Bu nedenledir ki; kendi çürük yapısından dolayı bugün Arjantin’den sonra dünyanın en kırılgal ekonomik yapısına sahip olan Türkiye’de giderek yaklaşmakta olan büyük ekonomik yıkım, Kıbrıs’ın kuzeyini de doğrudan ve daha da büyük boyutta etkilemesi kaçınılmazdır.

Türkiye’nin giderek içine sürüklendiği büyük ekonomik yıkım, Kıbrıs’ın kuzeyindeki asalak yapıyı tümüyle eykileyecektir. Müşterilerinin büyük bölümü Türkiye’den olan kumarhane odaklı turizim sektörü, müşteri gözü ile bakılan ve büyük çoğunluğu Türkiye’den gelen öğrencilere bağımlı olan üniversitelerin çöküş yaşaması kaçınılmazdır. Ve dahası bu sektörlere bağlı olan binlerce küçük ve orta ölçekli işletmenin iflas ederek yıkıma uğraması söz konusudur.

Elbette ekonomide yaşanacak bu yıkım sadece özel sektörle sınırlı olmayacaktır. Sermaye sahiplerine daha da büyük servetler yaratma olanağı yaratan bu asalak ekonomik yapı yıkıma uğradığında, bu yapıyı oluşturanlar yıkımın faturasını da sömürerek servet yarattıkları kesimlere ödetmektedir. Yeni vergiler, zamlar, kamusal alanların aynı kesimlere peşkeş çekilmesi vs vs. Yani giderek daha görünür olan ekonomik yıkım toplumun küçük bir azınlığı olan sermaye kesimi dışında kalan tüm katmanları geriletmesi kaçınılmazdır. Ve bu kesimlerin yaşam düzeylerine bakıldığında hali hazırda ciddi gerilemeler yaşandığı görülebilmektedir.

Bilimsel düşüncelerini ve sınıfsal bakış açılarını egemenlere teslim edenler istedikleri kadar sınıf mücadelelerinin artık geride kaldığını vaaz etsin, insanlık tarihi sınıflar mücadelesi tarihi şeklinde ilerlemeye devam ediyor. Ve tarih bir kez daha ezen ile ezileni kendi saflarına toplanmaya zorluyor. Sermaye sahibi küçük bir azınlık ve kendi bireysel kurtuluşunu bu küçük azınlığa dahil olmakta gören dar bir kesim bir tarafta, her geçen gün daha büyük yıkımlarla yüzleşen işçi, emekçi, küçük esnaf ve üreticilerin oluşturduğu ezici çoğunluk diğer tarafta. Bu ezici çoğunluğun tek kurtuluşu hali hazırda tolumsal olan üretimin, küçük bir azınlığın sermayesine sermaye katması biçiminde değil, toplumsal yaşamın ihtiyaçlarını planlı bir şekilde karşılaması biçiminde yeniden düzenlenmesidir. Yani toplumsal olan üretim ile elde edilenleri, yine toplumsal olarak birlikte tüketmesidir. Toplumsal üretimi, toplumsal çıkarlar ve gereksinimler için yapmaktır. Bunun adı sosyalizimdir. Ve bugün insanlığın gelişimi önünde ayak bağına dönüşen ve onun ilerlemesini engelleyen, dahası onu gerici, barbar düşünce ve yönetim biçimleri ile geriye çekmeye çalışan emperyalist kapitalizmden kurtulmak zorundadır.

İstesek de istemesek de, insanlık olarak her geçen gün daha da zorunlu bir seçim ile yüzleşmeye doğru ilerliyoruz; ya milyarlarca işçi emekçinin daha da yoğun bir yoksullaşması ve çağ dışı koşullarda yaşamaya mahkum edilmesi ya da mülksüzleştirenleri mülksüzleştirerek insanın insan tarafından sömürülmesini ortadan kaldırmak ve planlı bir sosyalist ekonomiyi kurmak.

Özetle; Ya  barbarlık, ya sosyalizm!

Ayrıca kontrol

Emperyalist, sömürgeci üslerden, askerden arınmış bağımsız, demokratik, birleşik Kıbrıs için İLERİ!

Emperyalist ABD, İngiltere, AB ve onlara bağımlı TC devleti ile Yunanistan ülkemizdeki taksimlerini ve halklarımızın …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir