ANA SAYFA / KIBRIS / Yakındır kopacak büyük fırtına!

Yakındır kopacak büyük fırtına!

Ülkemiz, yakın bölgemiz ve dünyadaki gelişmeler derinlerde kaynamakta olan birşeylere işaret ediyor.

Dünyanın dört bir yanındaki işçi, emekçi yoksul kesimlerde büyük bir huzursuzluk ve öfke birikiyor.

Emperyalist karaktere bürünmüş olan tekelci kapitalizm, sosyalist kampın olmadığı tek kutuplu günümüz koşullarında her geçen gün daha acımasız ve barbar bir karaktere bürünüyor.

Üretim araçlarını kendi özel mülkiyetlerine dönüştüren küçük bir azınlık, mülksüzleştirdikleri yığınları kendi belirledikleri koşullarda en azgın şekilde sömürüye mahkum ediyorlar.

Dünya nüfusunun ezici çoğunluğu sermaye sahibi asalak bir azınlığın insafına terk edilmiş durumda.

Ezilen ve sömürülen yığınlar bir yandan kendi ülkelerinin gün geçtikce daha da gericileşen sermaye iktidarlarının sosyal ve ekonomik saldırıları ile yoksullaşırken, diğer yandan uluslararası sermaye gruplarının çarkları arasında hayatta kalmaya çalışıyorlar.

Tekelci kapitalizm tüm dünyayı sömürü ağları ile sarmış ve en gelişmiş kapitalist ülkelerden, en geri bırakılmış sömürgelere kadar azgın bir kapitalist üretim ilişki ağı kurmuş durumda.

Uluslararası tekeller dünyanın her köşesinde benzer politikalar ile işçi, emekçi kitleleri onların suyunu sıkarcasına sömürüyor, sermayesine sermaye katıyor.

Ancak insanlık bundan bir buçuk asır önce kapitalist sömürüden kurtuluşun yolunu bilimsel olarak ortaya koyan Marksizm ve daha sonra bu bilimi tekelci kapitalizme, emperyalizme uyarlayan Leninizm ile tanışmış durumdadır. Bu toplum bilimi insanlığın önemli bir bölümünü bundan yüz yıl önce kapitalist sömürüden kopararak kurtuluş yolunu açtı. Bunu daha sonra Uzak Asya’dan Latin Amerika’ya ve de Avrupa’nın göbeğine kadar bir dizi ülke izledi. İnsanlığın önemli bir bölümü sosyalist üretim ilişkileri ile nasıl özgür bir yaşam, yeni bir insan ve toplum yaratılabileceğini deneyimledi.

Ancak sınıflar mücadelesi olan ve temelini diyalektik materyalizmin belirlediği insanlık tarihi düz bir gelişim hattı izlememektedir. Kimi zaman dönemsel olarak gerilemeler yaşamakta ancak bir bütün olarak ele alındığında giderek gelişen bir evrim yaşamaktadır. İşte bu temel kuraldır ki tüm önceki toplum yapılarının mahkum olduğu gibi kapitalizm de yok olmaya ve yerini daha ileri bir toplum yapısına, yani sosyalist üretim ilişkilerine bırakmak zorundadır.

İşte bugün dünyanın dört bir yanında ve hemen yanı başımızdaki Türkiye-Kürdistan ve diğer yakın coğrafyada biriken huzursuzluk ve öfkenin kaynağı bu olgulardır. Tekelci kapitalizmin yıkıcılığına karşı biriken öfke ve daha ileri bir toplum yapısını kurmaya yönelik teleplerdir.

Tekelci kapitalizm 1990’lar ile birlikte yeni bir evreye girmişdir. Bu yeni evre kapitalist üretim ilişkilerinden kaynaklanan büyük ve yıkıcı krizler ve bu yıkıma karşı dünyanın dörtbir yanındaki işçi, emekçi kitlelerin isyanları ile karakterize olmaktadır. Bu yeni evrede artık bilgiye çok daha kolay ulaşabilen ve tüm örgütsüzlüğüne rağmen internet ağları üzerinden çok hızlıl bir şekilde kendi iletişim ağlarını kurarak harekete geçebilen ve en önemlisi ana çekirdeğini işçi, emekçi kitlelerin oluşturduğu kitleler söz konusudur. Kapitalist sömürü düzeninden kurtuluşun bilimsel yolunu bilen Marksist-Leninist (ML)’lerin yeni evredeki önder rolü ise ortadan kalkmamış, tam tersine daha da önemli bir konuma gelmiştir. Çünkü kapitalist egemenler kendi sömürü düzenlerinin devamını sağlayabilmek için işçi, emekçi kitleleri yönetme konusunda çok ciddi önlemler geliştirmektedirler. Binlerce toplum bilimci ve en gelişmiş teknolojileri kendi asalak düzenlerinin devamlılığını sağlamak için seferber etmekte ve olası isyanları engellemek, engellenemeyecek noktaya gelenleri ise kendileri açısından en zararsız şekilde atlatabilmek için sayısız planlar geliştirmektedirler. Ancak yaşam diyalektikdir ve nasıl ki toprağa düşmüş olan bir tohum, üzerine beton ya da asfalt dahi dökülse onu çatlatarak filizleniyorsa, giderek daha üst bir eğitime, daha gelişmiş iletişim ve örgütlenme araçlarına kavuşan ancak bununla birlikte adım adım yoksullaştırılıp ezilen büyük kitlelerin de bu sömürü düzenine karşı isyan etmeleri, onun içinde gedikler açarak yok olmasını sağlamaları engellenemezdir.

İşte sömürü düzeninden kurtuluşun yolunu bilen M-L’lerin görevi tam da buradadır. Her sömürü düzeni gibi tekelci kapitalizmin de yıkımının kaçınılmaz olduğunu akılda tutmak, onu yıkabilecek ana güç olan işçi, emekçi sınıfların yaşadığı gelişimleri yakından takip ederek onlar içerisinde güçlü bağlar kurmak ve emperyalist düzenin yeni evresinin temel karakteri olan sürekli kirizlerin işçi, emekçi kitleleri her an harekete geçirebileceğini hesaba katarak yeni ayaklanmalara hazırlılklı olmak. Bu başarıldığı oranda gelmekte olan işçi, emekçi kitlelerin kendiliğinden hareketlerine nüfuz edilebilir ve onlara kurtuluş yolu gösterilebilir.

İşte tam da bugün karşı karşıya olduğumuz durum budur; işçi, emekçi kitlelerin sömürü düzenine karşı öfkeleri birikmekte ve her an devrimci hareketlenmelere dönüşme olanağı taşımaktadır. Durum buyken bir yanda sömürü düzeninin savunucuları, diğer yandan ise bu düzenden kopuşu öngöremeyen ve mücadelesini düzen içi muhalefetle sınırlayan orta yolcu siyasetler kitlelere düzen içi mücadele yolunu işaret etmekteler. Seçim sandıkları, demokratik tepki eylemleri vb. Ancak M-L’ler sahip oldukları bilimsel görüşleri temelinde, kitlelere kurtuluşun sandıklarda ya da düzen içi mücadele biçimlerinde olmadığını en yüksek sesle duyurmalı ve onlara sömürü düzeninden top yekün bir kopuş için devrimci mücadele yolunu göstermelidirler.

Bırakalım sömürü düzeninin savunucuları ve düzen içi muhalif “solcular” bizlere karşı hayalperestlik yakıştırmasında bulunsunlar. Birikmekte olan öfke patladığında, onları bu sayede daha da iyi tanımış olan işçi emekçi kitleler yüzlerini onlara değil bizlere dönecekler. Yeter ki bizler sömürü düzeninden gerçek kurtuluşun yolunu cesaretle ve en güçlü şekilde haykıralım.

Sanmayın yenilginin ve vazgeçmişliğin sessizliğidir şuan yaşanılan, biriken kinin ve öfkenin fırtına öncesi sessizliği, devrimin mayalanmasıdır an ve an…

Yakındır kopacak büyük fırtına!

Ayrıca kontrol

Emperyalist, sömürgeci üslerden, askerden arınmış bağımsız, demokratik, birleşik Kıbrıs için İLERİ!

Emperyalist ABD, İngiltere, AB ve onlara bağımlı TC devleti ile Yunanistan ülkemizdeki taksimlerini ve halklarımızın …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir