ANA SAYFA / YAZARLAR / Yusuf Alkım – Neden Sosyalizm, Neden İşçi Sınıfı!

Yusuf Alkım – Neden Sosyalizm, Neden İşçi Sınıfı!

Sosyalizm ve komünizm üzerine arkadaşlar arası yapılan hemen her sohbette karşılaştığım yaygın bir görüş var;

“Sosyalizm-komünizm bundan on yıllar önce Rusya’da uygulanmaya çalışılmış ve başarılı olamamış bir sistemdir. Hala daha neden geçmişte takılıp kalıyorsunuz!”

Bu düşünce toplum içinde çok yaygın olan ve sosyalist-komünist hareketin önüne konan en büyük engellerden bir tanesidir.

Bu düşüncenin ana kaynağı, egemen sınıf dediğimiz, sermaye kesimlerinin her türlü olanağı kullanarak, televizyon, radyo, sinama, gazete, dergi, internet hatta ve hatta bilgisayar oyunları üzerinden sosyalizmi- komünizmi kitlelere çarpıtarak tanıtmasıdır.

Bir diğer neden ise, yine egemen kesimlerin “sol” adına siyaset yapan örgütleri kullanarak kitleleri siyasetten soğutmaları ve a-politize etmeleridir.

****

Öncelikle sosyalizmin temellerini, neden sosyalizmi savunmak gerektiğini, bunun nasıl olabileceğini anlamak ve anlatmak gereklidir.

Sosyalizm Karl Marks’ın onu bilimselleştirmesine kadar ütopik olarak savunulan bir sistemdi.

Ütopik sosyalizmin anlamı, savunulan sosyalist düzenin kimler tarafından, neden ve nasıl kurulabileceğini ortaya koymadan savunulan yani ütopik olan bir düzen anlamına gelmekteydi.

Karl Marks’ın önemi ise sosyalizmi bilimsel olarak ele alması ve sosyalizme giden yol haritasını net bir şekilde ortaya koymasıydı.

Bilimsel sosyalizmin anlamı ise, bugüne kadar olan toplumlar tarihinin, yani insanlığın ortaya çıkışıyla başlayan ve evrimleşerek, gelişerek devam eden toplum yapısının incelenmesi, gelişmelerdeki etkenlerin neler olduğunun saptanması ve bugün yaşamakta olduğumuz kapitalist, yani özel sermayeye dayalı düzeninin gelişmesi sonucu varılması gereken bir üst evrenin ne olduğunu tespit etmek anlamındadır.

Yani sosyalist sistem toplumsal gelişmelerin sonucunda kapitalist toplum yapısının varmak zorunda olduğu yerdir.

Aksi halde kapitalist düzen gelişmeyen yerinde sayan ve başka bir şeye dönüşmek zorunda olmayan, kısacası toplumlar tarihinin sonu olan bir düzen olmak zorundadır.

Bu ise mümkün olmayan bir şeydir, çünkü yaşayan her şey ya yeni doğmuştur ve gelişmeye ve daha üst bir evreye ulaşmak zorundadır, yada artık ölmeye yüz tutmuştur, yani gerilemeye, çürüyüp yok olmaya mahkumdur.

İşte kapitalist toplum dediğimiz sistemin yıkılmasının gerekliliği burda ortaya çıkmaktadır.

Kapitalizm bugün gerilemenin, çürümenin sinyallerini vermektedir.

Bunu algılamanın en kolay yolu, sürekli olarak gelişen teknolojinin insanlığın geneline ne kadar yansıdığını, yani insanlığı ne kadar ilerlettiğini düşünerek algılayabiliriz.

Bugün kapitalist sistem gelişmenin önünde en büyük engeldir, çünkü bu gelişmeler bir grup sermaye sahibinin elinde bulunmaktadır ve bu kesimler daha fazla kar güdüsüyle bu olanakları insanlığın ilerlemesi için kullanmayı engellemektedirler.

****

Bu olguları ortaya koyduktan sonra geriye yanıtlanması gereken iki soru daha kalmaktadır.

Birincisi, neden işçi sınıfı yada sınıf savaşımı sorusudur.

Bunun cevabı Marks ile ortaya konulan toplumlar tarihinin anlaşılmasında yatmaktadır.

Marks’ın insanlığa en büyük katkısı bu noktada olmuştur, Marks doğayı ve sonrasında insanlığın gelişimini inceleyerek materyalist düşünceyi geliştirmiş ve bunu herşeyin bir biri ile bağlantılı olduğunu ortaya koyan diyalektik düşünme tarzı ile birleştirerek Diyalektik Materyalizmi bilimsel olarak ortaya çıkarmıştır.

Bunun sonucu olarak toplumsal gelişmelerin, toplumların kendi içinde barındırdığı sınıfsal mücadeleler sonucu olduğunu ve bu sınıf savaşımlarının galibinin herzaman yeni doğan ve ileriyi temsil eden sınıflar olduğunu ortaya koymuştur.

Ve kapitalist toplumdaki sınıf savaşımı sermaye sınıfı ile işçi sınıfı arasındadır ve geleceği temsil eden sınıf işçi sınıfıdır.

İşçi sınıfının gelişmesi ve sonunda da iktidarı alması engellenemez bir olgudur, çünkü bunu engellemek gelişmeyi engellemek demektir ve bu da mümkün değildir.

Sonuç olarak Marks’ın dediği gibi, “Proleterlerin zincirlerinden başka kaybedecek şeyleri yok” ve “Sosyalizm (ve sonrasında komünizm) kaçınılmaz bir olgudur!”

****

İkinci soru ise yukarda bahsedilen olgular Sovyetler Birliği deneyiminden sonra geçerliliğini yitirmiş midir?

Bunun cevabı gayet açıkdır ki; HAYIRdır. Bir şeyin ortadan kalkması yani geçerliliğini yitirmesi için onun dayandığı nedenlerde ortadan kalkması gerekir.

Yukarda da bahsettiğimiz gibi sosyalizmin dayandığı bilimsel nedenler kapitalist düzendir, yani kapitalist düzen ortadan kalkmadığı sürece sosyalizmin geçerliliği da ortadan kalkmış olamaz!

Ta ki birileri çıkıp da sosyalizmin bilimsel olarak yanlış olduğunu ispatlayana kadar!

Ve ileriyi, insanlığın gelişmesini savunan herkese düşen görev, aksi ispatlanmadıkca, sosyalizm için mücadele etmek, yani kendi gelecekleri için, ilerlemek için mücadele etmekdir.

****

Bir sonraki yazımızda ise “sol” adına siyaset yapan ve kitlelerin a-politize edilmesini sağlayan örgütleri ele alacağız.

Ayrıca kontrol

Salih Olgun – Deniz beleş, ama kurtuluş DEVRİMLE!

Sorunu doğru teşhis etmezseniz doğru çözümleyemezsiniz! Kıbrıs’ın kuzeyindeki devlet işgalci sömürgeci TC devletidir. Ve bu …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir