ANA SAYFA / YAZARLAR / Toprak Çağan – Siyasal bilinci yükseltelim

Toprak Çağan – Siyasal bilinci yükseltelim

Devrimci hareket politik üretimini, düşünce ve önerilerini öne sürerken bilinçli eylemin (siyasal devrimciliğin) kendisine ihtiyaç duyar. Bilinçli eylem devrimci hareketi belirgenliştiren, onun genel hareketliliğin karşısına değiştirici bir güç olarak çıkabilmesini sağlayan temel etkendir. Bu nedenle eylem sadece sokakta, alanda yada bir gösteride açığa çıkan görüntü değildir. Birey olarak devrimcinin yaşamla arasında kurduğu ilişkinin politik düzeyi, planlı hedefleri ve yaşamın peşisıra sürüklenmeyen öznel dinamizmi bilinçli eylemin pratik sahasıdır. Devrimci birey kollektif yaşamın içerisinde ancak örgütlülüğüyle olumsuz duruma müdahaleciliğini, değişim isteğini anlamlandırabilir. Yaratıcılık ve entelektüel birikim ancak bilinçli eylemin, devrimciliğin oluştuğu yerde anlama kavuşabilir.

Etrafımızda başkalarınca savunulan düşünceleri, sorunların çözümü için paylaşılan önerileri, dışımızda şekillenen ve bizi de davet eden eylemleri ele aldığımızda, bunların var olan durumun karşısına çıkışındaki güçsüzlüğünü hedefsiz olmasında görüyoruz. Yeni toplumu, yeni bir kuruculuğu hedeflemeyen düşünce “ıskartaya çıkardığı” düşüncelerle arasına sınırlar çekmiş olsa bile, bu eski toplumun yerine yeni olan toplumu koyabileceği anlamına gelmez. Bu nedenle de bilinçli eylemin teorik haznesine de devrimci marksizmi yerleştiriyoruz.

“Marksizm, tüm diğer sosyalist teorilerden, nesnel durumun ve nesnel gelişme seyrinin tahlilinde kesin bilimsel soğukkanlılığı, kitlelerin ve elbette şu ya da bu sınıfla bağlar keşfetmeyi ve gerçekleştirmeyi başaran kişi, grup ve partilerin devrimci enerjisinin, devrimci yaratıcı gücünün, devrimci inisiyatifinin önemini en kesin biçimde kabul etme ile mükemmel biçimde birleştirmesiyle ayrılır.”

Bilmenin, fark etmenin eyleme yenik düştüğü anlar hayatın içinde gerçek bir güç olamadığı anlardır. Bilmek, bilinç ile arasına kalın sınırlar çeker. Bilinç bir silah gibi tutulmuşken elde bilmek, biliyor olmak yük olur. İnsan iradesine tıpkı imancı bir hareketmiş gibi vakte göre görevler biçilerek tavır alınışlarla bel bağlanıldığı çağda, devrimci bilinç sürekli kalkışmaların, ileriye çıkışların yazgısında aranır olur. Eylem tam da bu toplumsal sıçramaların tekrara uzanan denemelerinde devrimci bilince muhtaçtır. 

Siyasal devrimcilik (bilinçli eylem) pratiğin yükselen nabzına devrimci hedefler, amaçlar katar. Bilmek ise sadece bir farkındalık.

Lenin’in teorisinin akademik, sadece bilgi aktaran içerikten uzak olması, onun siyasal devrimciliğe vermiş olduğu önemi ifade eder. Çünkü “devrim kitlelerin eseri” olacaksa da buna siyasal bir program katacak olan hareketin bilinçli unsurları, bu kitleleri sosyalist hedeflerle de buluşturmayı mesele olarak görecektir. Onun için ki sömürülenin pratik yaşamı ona kapitalizm karşısında kendiliğindenci (hak arayan, muhalif vb.) bir bilinç sunsa da, bu yeterli olamaz. Devrimci marksizmin “dışarıdan bilinci” birilerinin ele aldığı gibi ikameciliği, üstenciliği ya da ertelemeciliği değil, gerçek sorunlara gerçekçi yanıtlar vermeyi içerir. Bu nedenle günceldir, yaşama geçirilebildiği ölçüde güçlüdür. Rahatlıkla şu doğruyu tekrar söyleyebiliriz; ancak sosyalizmi hedefleyen bir hareket nitelikli değişimleri, yenilikleri, sıçramaları yaratabilmiştir. Tarih bu noktada öğreticidir.

Devrimci marksistler “beğenmedikleri , küçümsedikleri, tek doğru olarak kendi düşüncelerini doğru gördükleri” için değil, sınıfları ortadan kaldırma ve sınırsız bir yaşamı kurma mücadelesinde çubuğu geriye doğru büktükleri için, diğer bilgi, düşünce ve pratik eylemliliklerden “ayrıldıklarını” ifade ederler. Ve geri olan her düşünce, politika ve eylemi de devrimci zeminden teşhir ederler.

Eylemin siyasal niteliği ile pratik adımları arasındaki ilişki ilerlemek üzerinden kurulmadığı müddetçe eylemi yapmak, içinde bulunmak katılımcılıktan öteye geçmez. Sadece katılmanın sorun olmadığı durum varolan eylemdeki politik hedeflerle ortaklaşabildiğin ya da seni başka bir düzeye taşıyacak durumdur. Ama durum bunu değil sadece bir “ihtiyacı” işaret ediyorsa ihtiyacı kurguladığın koşul seni içine alır. Yani sen var olan koşulu değiştirebilmekten de ziyade o koşula katılım sağlamış olursun. Marksizm katılımcı değil, değiştiricidir. Sürekli kullanılan “koşulları dikkate almak, koşulun iyileşmesini beklemek …” gibi söylemler marksizmi bitkisel hayata sürükler. Oysa o, olumsuz koşul(ları) ortadan kaldıran diyalektiğin militan karşılığıdır. Marksizm pragmatist değil, devrimcidir. Marksizm bulunduğu yerde etkin politik güç, sürükleyici pratik hat olmak için çabalamalıdır. Geçmiş devrimlerin marksist pratik-formülasyonu kitlesine tapsaydı, kitlesinin hali hazırdaki bilinç durumu ile yetinmiş olsaydı, orada böylesi bir devrimden bahsetmemiz pek mümkün olamazdı.

Devrimci marksistler sayılarını arttırmalılar, siyasal devrimciliklerini emek ordusunun pratik faaliyeti ve bilimsel dünya görüşü haline getirmek için ileri atılmalıdırlar.

“…bahar geldi çocuklar 

çıkın kırlara 

çiçek-lenin çocuklar çiçek-lenin

güneş bütün varlığıyla tezahür etti

güneş-lenin çocuklar güneş-lenin

hayvanlar tekrar çayırlara çıktı

sütlerini için

kuvvet-lenin çocuklar kuvvet-lenin!”

  1. Hikmet

Ayrıca kontrol

Yusuf Alkım-Dert halkın huzuru değil, polis şiddetine meşruluk kazandırmaktır!

Son günlerde sömürge düzeninin kolluk kuvetleri “huzur operasyonları” düzenleyip, yanlarında götürdükleri medya mensupları aracılığıyla, özenli …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir