ANA SAYFA / YAZARLAR / Yusuf Alkım – Çıbanın Başı

Yusuf Alkım – Çıbanın Başı

Faşizim Üzerine Yazılar 1

TC son dönemde açık faşizmin uygulandığı bir yapıya dönüşmüş durumda. Bu dönüşümü dikkatli bir şekilde ele almak ve dayanaklarını ortaya koymak durumundayız.

İlk olarak belirtmek gerek ki; kendisine sol, devrimci diyen bir çok kesim de dahil, TC’de yaşanan bu dönüşümü AKP’ye hatta daha da ileri gidip Tayyip Erdoğan’a bağlayanların sayısı hiç te az değil. Peki gerçekten de bu dönüşümün nedeni AKP, hatta onun başındaki tek adam olarak Erdpğan mı? Yani sorumuz şu: kimdir bu çıbanın başı?

Faşizm olgusunu tek bir partinin iktidarına, hatta tek bir partinin başındaki kişiye bağlayanlar ne yazık ki faşizmin niteliğini anlamaktan ve dolayısı ile de ondan kurtulmanın yolunu görmekten çok uzaktalar.

Faşizm, işçi ve emekçi kitlelerin sermaye sahibi kesimlerce, ücretli olarak çalıştırılması ve arto-değer sömürüsü ile sermayedarların daha da semirmesine dayalı kaptitalist düzenin, kitleleri yönetmekte zorlandığı, ürünlerini satacak yeni pazarlar elde etmekte tıkandığı, yani kısacası kriz yaşadığı dönemlerde devreye giren, kapitalizmin en gerici, en barbar yönetim bişimidir.

Eğer kapitalizm açısından işler yolundaysa ve kitleler sömürü düzenine karşı koyuş pozisyonunda değillerse, sömürü “demokratik” yöntemlerle yerine getirilir. Kitlelerin karşı koyuşu arttığı ve “demokratik” yöntemlerin kitleleri düzene bağlamakta yetersiz kaldığı koşullarda ise baskı yöntemleri devreye girer. Bu yöntemlerin ne derecede faşist karaktere bürüneceği ise, işçi, emekçi kitlelerin sömürü düzenine ne derecede “gönüllü olarak” boyun eğeceklerine bağlıdır.

Sömürenlerin düzenini korumak için var olan egemen devlet yapılarının tümü de özünde faşist karakterlidir. Bu karakterin ortaya çıkıp çıkmayacağı ise, sömürenlerin bu faşist yönetim biçimine ne kadar ihtiyaç duyacaklarına bağlıdır.

Bunun anlamı nedir? Bunun anlamı TC’de ortaya çıkan faşist iktidarın ne AKP’ye ne de onun başındaki Erdoğan’a bağlı olmadığıdır. TC devleti çok uzun bir zaman önce faşist bir karaktere bürünmüş, son yarım yüz yıllık süreçte defalarca kendisini açığa vurmuştur. Darbeler, en barbar baskı yöntemleri, katliamlar vb. her ihtiyaç duyulduğunda devreye konulmuştur. AKP ise ayni devlet mekanizmasının, işlerin iyiye gittiği bir evrede ortaya çıkardığı ve 10 yıldan uzun bir süre kitleleri “demokratik” çerçevede sömürü altına aldığı süreçte hükümette tutulan iktidar partisidir. Dahası tüm dünyada kapitalist ekonomik krize bağlı yıkımlar yaşanırken, bu sözde demokratik hükümet altında Erdoğan’ın söylemi ile “Kriz Türkiye’den teyet geçmiş”, Kürt Sorunu olarak adlandırılan, ulusal sorunun masa başında sözde “çözümü” noktasına gelinmiştir.

İşlerin tersine dönmeye başladığı 2014 ve sonrasında ise “demokrasi havarisi” kesilen ayni parti ve onun başındaki Erdoğan, bugüne kadar TC’de ortaya çıkan en faşist partileri dahi geride bırakarak, en gerici ve barbar yüzünü ortaya koymakta zorlanmamıştır.

Tüm bunlardan çıkarılması gereken sonuç, Faşizm Çıbanının TC’deki başının AKP yada Erdoğan’ın olmadığı, bu çıbandan kurtulmanın AKP yada Erdoğan’dan kurtulmakla elde edilemeyeceğidir. Çıban gerekli olduğunda AKP yada Erdoğan’ı ortaya çıkaran, gerektiğinde ise onun yerine yıpranmamış bir yenisini koyabilecek ve sömürü düzeninin devamını sağlayacak olan TC devlet yapısıdır. Bu gerici devlet yapısı yıkılıp yerine Türkiye halklarının demokratik iktidarı kurulmadığı sürece, çıban yerinde durmaya, hatta daha da rahatsız edici ve sadece Türkiye halklarına değil, tüm dünya halklarına bir tehdit boyutuna ulaşacaktır.

Bu çıbandan nasıl bir operasyon ile kurtulabilineceği ise isterseniz bir sonraki yazımızın konusu oldun.

Not: Bu yazı aynı zamanda 28 Şuvat 2018 tarihli Afrika gazetesinde de yayınlanmıştır.

Ayrıca kontrol

H.Dede – Doğuyor inadına

Beynim hükmünü yitiriyor, kanayan kalbimin karşısında. Beni dinlemiyor… Şimdi, dağ başlarının doruğunda savruluyor eski çağ …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir