ANA SAYFA / MAKALELER / “Kıbrıs Cumhuriyeti”nin Kuruluş Yıldönümü, Emperyalizm, İşgaller ve Sömürgecilik

“Kıbrıs Cumhuriyeti”nin Kuruluş Yıldönümü, Emperyalizm, İşgaller ve Sömürgecilik

Kıbrıs, eski çağlardan beri Ortadoğu’daki stratejik önemi nedeniyle hep işgal edilmiş ve Kıbrıs halkları kendi özgür geleceklerini kendileri belirlememiş, belirleyememiştir. Kıbrıs’ın tarihi işgaller tarihidir dersek yeridir.

İkinci Emperyalist paylaşım savaşı sonrası Kıbrıs’ta daha ileri boyutlarda gelişmeye başlayan İngiliz sömürgeciliğine karşı mücadele kısa süre sonra emperyalistlerin adada Türkiye ve Yunanistan’ın sömürgeci çıkarlarını da gözeterek kurdurdukları EOKA ve TMT faşist örgütlerinin kurulması ile bastırılmış ve halklar arası iç savaşa dönüştürülmüştür. İşte Kıbrıs Cumhuriyeti denen bu devlet emperyalist İngiltere, sömürgeci Türkiye ile Yunanistan ve onların Kıbrıs’taki Türkleştirilmiş, Yunanlılaştırılmış işbirlikçilerinden oluşan EOKA ve TMT faşist örgütlerinin halklara karşı uyguladıkları ve halkları birbirine kırdırarak yürüttükleri savaş sonucunda çıkarlarını dengeleme üzerine kurdukları bir devlettir. Bu devlet Kıbrıs Halklarının tümünün eşit haklara sahip olması üzerinden değil, halkları birbirine boğazlatmaya yönelik Türk ve Yunan milliyetçiliğini egemen kılmaya yönelik, Türkleştirilmiş, Yunanlılaştırılmış işbirlikçi burjuvazilerin çıkarlarını dengelemiş, kapitalist üretim ilişkilerine sahip bir burjuva devletti.

Ülkenin bir kısmı (Dikelya, 2.5 Mil ve Ağrotur, Piskobu bölgeleri- İngiliz Üsler Bölgesi) İngiltere’nin işgaline bırakılırken, İngiltere, Yunanistan ve Türkiye kurulan devletin garantörü oldular ve Kıbrıs’a alay düzeyinde askeri birlik çıkardılar.

Kıbrıs Cumhuriyeti devleti Kıbrıs Halklarının kendi geleceklerini belirleme haklarını kullanmalarının sonucu olmadığı gibi, tümünü kapsamamakta ve sadece Türkiye ile Yunanistan’ın egemenliğindeki halklara tabi kılınmaktaydı. Kıbrıs halkları sadece iki halktan değil, Kıbrıs’ta iç içe birlikte yaşayan Maronice, Ermenice, Latince, Türkçe ve Rumca konuşan halklardan oluşmaktadır.

1960 Ağustos ayında kurulan sözde bağımsız ama özünde bağımlı devlet, kuruluşundan çok kısa bir süre sonra emperyalistler, sömürgeci devletler ve işbirlikçilerin arasındaki paylaşım kavgaları, halkları yeniden birbirine kırdıran çatışmalara dönüştürülmüştür. Çatışmalar halkları birbirine düşmanlaştırırken, biryandan da Türkleştirilmiş ve Yunanlılaştırılmış burjuvaların egemenliği altında kendi kimlikleri yok edilmeye, asimile edilmeye çalışılmıştır. Azınlıktaki diğer halklar ise kendilerini koruma ve yaşamak amacıyla egemen olan burjuvazinin isteklerine boyun eğmişler ve asimilasyona karşı pasif direniş sürdürmüşlerdir.

15 Temmuz 1974’te Yunan subayların komutasındaki RMMO’nun, EOKA-B de örgütlü sivil faşistlerle birlikte düzenlediği faşist darbe ve bunun arkasından 20 Temmuz 1974’teki TC devletinin Kıbrıs’ın kuzeyini işgali ile sonuçlanan emperyalistlerin(ABD, İngiltere) adayı bölerek gerçekleştirdikleri operasyon kuzeydeki halklara özgürleşme olarak sunulmakta, güneydeki halklara ise sadece Türkiye’nin işgali olarak sunulmaktadır.

Kıbrıs Cumhuriyetinin 57’nc i kuruluş yıldönümü 1 Ekim günü Kıbrıs’ın güneyinde Kıbrıs halklarının tümünü de temsil etmeyen AB ve Yunanistan’ın işbirlikçilerince askeri törenle kutlanıyor. Kıbrıs’ın güneyinde yapılan törende Yunan subayların komutasındaki Rum Milli Muhafız Ordusu (RMMO)’nun asker ve silahlarını resmi geçit gösterisinin Kıbrıs’ın kuzeyinde 15 Kasımlardaki “KaKaTeCe” törenlerindeki TC işgal ordularının gösterileri ile aynı içeriktedir. Bu gösterilerde, Kıbrıs’ın kuzeyinde ve güneyinde emperyalistlerin, NATO ordularının egemenliğindeki işgal ve sömürgeci devletler ve onların işbirlikçileri bu orduları bize kurtarıcı diye sunmaktadırlar. Ordularının Kıbrıs’taki varlıklarını ise ülkenin kuzeyi yada güneyindeki işgale bağlamakta ve kendi işgalci ve sömürgeciliklerini saklamaya çalışmaktadırlar.

Emperyalistlerin Ortadoğu’daki çıkarlarını koruma ve geliştirme amacıyla 1950’li yıllardan başlayarak sürdürdükleri Kıbrıs’taki yeni paylaşım planını yaşama geçirme çalışmaları, güneydeki Yunanistan ve AB egemenliği, İngiltere’nin işgali altında tuttuğu ve AB’ye dahil etmediği “üsler bölgeleri” gözlerden saklanarak törenler milliyetçiliğin ve şovenizmin körüklenmesinde kullanılıyor. Bu askeri resmi geçit törenleri ikiyüzlü burjuva siyasetinin dışa vurumudur.

Bugün adada egemen olanların işbirlikçileri aracılığıyla süren ve Kıbrıs sorununa çözüm bulmayı amaçladıkları söylenen görüşmeler, Kıbrıs Halklarını kardeşleştirmeye ve ülkeyle birlikte birleştirmeye dönük görüşmeler olmayıp emperyalistlerin(ABD, AB, İngiltere) ve onların taşeronu olan sömürgeci işgalci Türkiye ile Yunanistan burjuvazilerinin çıkarlarını dengelemeye çalışan görüşmelerdir. Ve bu dengelemeler sonucunda bir anlaşmaya varsalar dahi(ki varmaları oldukça zordur) ne kuracakları yeni federal KC devleti ne de bugünkü KC devleti ezilen halkların ve işçi sınıfının devleti olmadı ve olamaz. Kıbrıs Halklarının devleti ancak Kıbrıs işçi sınıfının öncülüğünde bağımsızlık, özgürlük ve sosyalizm için birlikte mücadele edilerek kurulacak devlettir.

Yaşasın Kıbrıs Halklarının Bağımsızlık, Özgürlük ve Sosyalizm Mücadelesi!

Ayrıca kontrol

Bağımsız Kıbrıs İçin Birleşik Mücadele!

2010 yılında başlayan ortak 14 Ağustos eylemleri ile ilgili geçmiş yıllarda yaşanan tartışmalar ve ayrışmalar …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir