ANA SAYFA / YAZARLAR / Yusuf Alkım – Türkiye Kritik Bir Yol Ayrımında – 3

Yusuf Alkım – Türkiye Kritik Bir Yol Ayrımında – 3

Türkiye’de birikmiş olan çelişkiler ve bölgedeki gelişmeler, mevcut sömürü ve baskı odaklı yapının devamlılığını tehlikeye sokmaktadır. Sistemi sürdürebilmek için farklı kesimler üzerinde kurulan etnik, dini, sınıfsal baskılar güçlü bir başkaldırının dinamiklerini hazırlamaktadır. TC egemen kesimleri ve onların iktidarına hizmet için bulunan AKP hükümeti ise bunu karşılayabilmek için gerekli tedbirleri almaya çalışmaktadır. Ancak gelmekte olanı karşılamak için bu yeterli değildir. Hali hazırda Olağan Üstü Hal ve Kanun Hükmünde Kararnameler ile sağlanmaya çalışılan önlemlerin çok daha hızlı ve etkin bir şekilde hayata geçirilebildiği bir yapıya ihtiyaç duyulmaktadır. Bunun bir yolu da 16 Nisan Referandumu ile elde edilmeye çalışılan merkezi dikta rejimidir. Ancak önemli olan nokta ise, egemenler açısından gerekli olan yapılanmanın referandum ile elde edilememesi durumunda, bunun bazı kesimlerin dile getirdiği gibi AKP iktidarının sonu anlamına gelmeyeceğidir. AKP iktidarı ile TC sömürü düzeninin iç içe geçmişliği ve geleceklerinin büyük oranda bir birlerine bağımlı olduğunu önceki bölümde açıklamaya çalışmıştık.

Peki 16 Nisan akşamı referandumda sandıktan TC rejimi açısından gerekli olan sonuç çıkmazsa ne olacak? 2015 Haziran seçimlerinden sonra olanlar bu soruya yanıt vermek için bize fikir vermektedir. AKP iktidarı ve onunla geleceği bir birbirine bağlı olan egemen sömürücü sınıflar her türlü yola başvurarak ihtiyaç duydukları yapıyı oluşturacaklardır. Bu gerçek bir askeri darbeyle de, yoğun bir savaş ve korku politikası uygulanması sonrasında yapılacak erken seçimle gerekli düzenlemeleri mecliste yapabilecek çoğunluğu elde etmek şeklinde de veya bizim şuan öngöremeyeceğimiz şekillerde de elde edilebilir. Ancak şu kesindir ki; 16 Nisan akşamından sonra gerek her türü yola başvurarak elde edilecek “Evet” ile gerekse de farklı yollara başvurarak oluşturulacak merkezi bir dikta yapılanması ile kendilerine tehdit gördükleri tüm kesimler üzerinde yoğun bir baskı ve yok etme politikası devreye konulacaktır. Yani sözün kısası AKP iktidarı ve geleceği onunla bir birine bağlanmış olan TC egemen sınıfları seçimle gitmeyecektir!

16 Nisan’da “Hayır” demeye hazırlanan milyonlarca kişi bu gerçeğin çok iyi farkındadır. Peki çıkış yolu nedir? Çıkış yolu AKP iktidarının ve TC egemenlerinin farkında olduğu ve her açıdan hazırlanmakta olduğu olguyu görmek ve ona hazırlanmaktadır. AKP ve egemenler Türkiye’nin top yekün bir ayaklanmanın eşiğinde olduğunu görmekte ve buna karşı gerekli alanları tahkim etmeye çalışmaktadır. Birçok kesimin soruduğu “Yeni Geziler olacak mı?” sorusunun yanıtı ise şudur; “Evet, hem de onu kat be kat aşan, çok daha radikal, devrimci ve hepsinden de önemli iktidarı ele geçirme odaklı bir karakter taşıyan yeni ayaklanmalar kapıdadır!”. Çünkü koşullar ezilen ve baskı altına alınan yüz binlerce, milyonlarca kesime başka bir seçenek bırakmamaktadır. Ya demokratik bir halk iktidarı kurmak için top yekün bir ayaklanma, ya da tüm ilerici dinamiği ezip uzun bir süreliğine sindirecek olan yoğun bir baskı ve gericilik dönemi!

Bu başkaldırının kıvılcımı 16’sı akşamı da parlayabilir, önümüzdeki yakın dönemde de çakabilir. Bunu yaşanacak gelişmeler ve kitlelerin ruh hali belirleyecektir. Ve tabi ki kitlelere önderlik edecek örgütlü yapıların adımları da çok önemli olacaktır.

Bizler açısından sorun biraz da buradadır. Sözde sosyalist reformist yapıların bu olguları görmek istememesi ve kitleleri buna hazırlamaktan kaçınması önemli bir sorundur. Ancak gelmekte olan süreç bu kesimlerin ilk fırtınada savrulup dağılması ve köklü devrimci siyasetlerin kitleler nezdinde görülebilir olmasının koşullarını hazırlayacaktır. Bugünden itibaren önemli olan “Peki şimdi ne yapacağız?” sorusunu soran kitleleri, “Korkuya kapılmayın, duraksamayın, hedef iktidar, kavgayı daha da yükseltin!” diyerek ileri taşımaktır. Bunu yapabilenler Türkiye, Kürdistan, bölge ve dahası giderek tüm dünya halklarının özgürlüğe ulaşmasına büyük bir katkı yapmış olacaklardır. Geriye kalanlar ise gelecekte gerektiği anda cesaretle ileri çıkamayan ve halkını önderliksiz bırakanlar olarak anılacaktır.

Şimdi Türkiye, Orta Doğu ve de Kıbrıs kritik bir yol ayrımındadır. Ya özgür bir geleceği kurmak için baş kaldıracağız ya da karanlık bir döneme boyun eğeceğiz!

Ayrıca kontrol

“Kıbrıs Cumhuriyeti”nin Kuruluş Yıldönümü, Emperyalizm, İşgaller ve Sömürgecilik

Kıbrıs, eski çağlardan beri Ortadoğu’daki stratejik önemi nedeniyle hep işgal edilmiş ve Kıbrıs halkları kendi …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir