ANA SAYFA / YAZARLAR / Yusuf Alkım – Türkiye Kritik Bir Yol Ayrımında – 2

Yusuf Alkım – Türkiye Kritik Bir Yol Ayrımında – 2

AKP iktidarı 13 yılı aşan hükümet sürecinde sıradan bir siyasi parti yapısından rüşvet, yolsuzluklar, kamusal alanların talanı gibi olanakları da kullanarak büyük bir servet biriktiren ve bunu İslami motiflerle süsleten önemli bir güç odağına dönüştü. AKP hükümetleri döneminde ortaya çıkan yeni sermaye çevreleri ve bizzat AKP’li yöneticiler ve yakın çevrelerinin biriktirdikleri muazzam servetler AKP’yi sıradan bir iktidar partisinden bizzat egemen sınıf içerisindeki önemli odaklardan birisine konumuna taşıdı. Bunun sonucunda AKP, işlevini yitirdiğinde yerine yıpranmamış farklı bir partinin konulacağı, egemen sınıfların temsilciliğini yapan sıradan bir parti olmaktan çıktı. AKP çevresinde oluşturulan sermaye birikimi ile bizzat kendisi de egemen sınıfların önemli bir odağı haline geldi. Bugün Türkiye’de hakim olan sömürü düzeninin geleceği AKP iktidarının geleceği ile iç içe geçmiş durumdadır. Türkiye ve bölgede ortaya çıkan etkenler sadece AKP iktidarını değil, TC ile birlikte bir dizi ülkedeki sömürü düzenini tehdit eder noktaya ulaşmıştır. Yani AKP iktidarının yıkılması, TC sömürü düzeninin de yıkılmasına neden olabilecek sonuçları doğurması güçlü bir olasılıktır. Bundan dolayıdır ki, AKP hükümetinin halk kitlelerini yönetebilme kabiliyetindeki gerilemeye rağmen onunla önemli çelişkileri bulunan sermaye çevreleri AKP iktidarına sarılmak zorunda kalmaktadır. Bugün karşı karşıya olunan zorlu şartlarda TC sömürü düzenine AKP’den daha iyi hükümetlik yapabilecek bir alternatif yok gibi görünmektedir. Bu koşullar TC devletini giderek daha baskıcı, merkezi bir dikta yapısına kavuşturmaya zorlamakta ve bunu yapabilecek en iyi alternatif bugün için AKP olmaktadır.

İşte böylesi şartlar altında, TC egemenlerinin ihtiyaç duyduğu devlet yapısını yasal boyutta kurabilmek için 16 Nisan günü Anayasa Referandumu yapılıyor. TC devleti hali hazırda ihtiyaç duyulan biçimde çalıştırılmaktadır. Kendi elleri ile yarattıkları IŞİD terörünü bahane ederek, 15 Temmuz darbe girişiminin kontrollü bir şekilde ortaya çıkmasına izin vererek şuan ülkeyi Olağan Üstü Hal ve Kanun Hükmünde Kararname uygulamaları ile dikta rejimlerini aratmayacak şekilde yönetmektedirler.

Kısaca bakacak olursak; şuan 20’ye yakını imtiyaz sahibi ve yazı işleri müdürü olan 160’a yakın gazeteci gözaltındadır. Türkiye devrimci hareketinin yüzlerce önder kadrosu uzun yıllardır F tipi hapishanelerde tutsak tutulmaktadır. Kürt hareketi ile bağlantılı olarak 10 binin üzerinde kişi tutukludur. Bunlar içerisinde HDP’li Eş Başkanlar da dahil 11 milletvekili, 85 belediye başkanı ve 750’yi aşkın parti yöneticisi bulunmaktadır. 15 Temmuz sonrasında 113 bin kişi gözaltına alınmış, 47 bini ise tutuklanmıştır.

Türkiye demokrasisinin durumu işte budur. Ülkenin geleceğine yön vermek iddiası ile yapılacak referandumda rejime karşı mücadele eden kesimlerin önderleri tutsak alınmış, özellikle metropoller dışındaki bölgelerde siyasi çalışma yapacak neredeyse tek bir kadro bile bırakılmamıştır. 2015 sonuna doğru Öz Yönetim ilan edilen Kürt kentleri tak ve top atışları ile yerle bir edilmiş, yüzlerce genç katledilerek, on binlerce kişi yaşadıkları bölgelerde göç ettirilmiştir. Onlarca Kürt köyünün sandıkları oy vermeyi zorlaştıracak şekilde başka yerlere taşınmıştır. Bunlara ek olarak on binlerce Suriyeli mülteciye, AKP’ye yakınlıklarına bağlı olarak, referandumda oy verme hakkı tanınmıştır. Her seçimde olduğu gibi sayısız seçim hilesi yine devrede olacaktır.

Özetleyecek olursak, 16 Nisan’da burjuva demokrasisinin en kötü, en anti-demokratik oylamalarından birisi yapılacaktır. Tüm bunlara rağmen TC egemenleri için gerekli olan “Evet” sonucu çıkmaması durumunda ise devreye konulacak “B Planları” da hazırlanmaktadır. Bunların en göze çarpanı IŞİD’in referandum öncesinde sandıkları şeytanın oyunu olarak nitelemesi ve tüm takipçilerine 16 Nisan günü kaos yaratma çağrısında bulunmasıdır. Bunun anlamı her şeye rağmen sandıktan istenilen sonuç elde edilemezse IŞİD’in yaratacağı “kaos” gerekçesi ile referandum sonuçlarının bertaraf edilebileceği ve dahası AKP eliyle gerçek bir askeri dikta rejimi ile karşı karşıya kalabileceğimizdir. Tüm bunların anlamı TC egemenleri ve AKP iktidarı gelmekte olan ve onların sömürü düzenini yerle bir edebilecek dalgaya karşı koyabilmek için zorunlu olan merkezi baskı yapılanmasını, her türlü yola başvurarak kurmak çabasındadır. Ve bunun için her türlü hazırlığı yapmaktadır.

Yarın: Sandıkla gitmeyecekler ve devrimcilere düşen görevler…

Ayrıca kontrol

“Kıbrıs Cumhuriyeti”nin Kuruluş Yıldönümü, Emperyalizm, İşgaller ve Sömürgecilik

Kıbrıs, eski çağlardan beri Ortadoğu’daki stratejik önemi nedeniyle hep işgal edilmiş ve Kıbrıs halkları kendi …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir