ANA SAYFA / HABERLER / İzban İşçileri: Haklı Davamızdan Geri Dönmeyeceğiz

İzban İşçileri: Haklı Davamızdan Geri Dönmeyeceğiz

izban-iscileri-hakli-davamizdan-geri-donmeyecegiz-1478982973İzmir’de Aliağa-Torbalı arasında banliyo seferleri işleten Iz-Ban A.Ş. ile Demir-Yol Iş sendikası arasındaki toplu iş sözleşmesinde yaşanan anlaşmazlık üzerine 7 Kasım’da grev kararı alan 304 işçi 6 gündür grevde.

Emek Kılınç-İzmir

Alsancak İzban istasyonu önünde grev alanı kuran işçilerle 5. Gününde, makinist Mücahit Yavuz ve gişe görevlisi Buket Akkaya ile grev ve Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’nun greve yönelik girişimleri üzerine röportaj yaptık.

6 yıllık İzban makinisti Mücahit Yavuz ile OHAL’e rağmen greve çıkmaları ve genel durumla ilgili konuştuk.

izban-iscileri-hakli-davamizdan-geri-donmeyecegiz-2-1478982973Öncelikle konuşacağımız konu; İzban’da kaç işçi çalışıyor, grev kaç işçiyi kapsıyor?

İzban’ın 340 çalışanı var, sendika üyesi ise 304 personel var, yani %100 katılımlı bir grevden ve kazanımdan bahsediyoruz.

Grevden önceki süreç nasıl işledi, grev kararı nasıl alındı? Grev nasıl gelişti?

Aslında bu konuda “burdaki işçiler neden bu kararı aldılar” diye işverenimize sormamız lazım. bizim taleplerimiz çok çok büyük rakamlar değil.

Bizim İzban’la 3. Toplu İş Sözleşmemizdi, son TİS için 6 Haziran’dan beridir 6 oturum gerçekleştirdik ve bu süreçte masada anlaşabilmek için bizler birçok hak ve kazanımımızdan tavizler verdik. İşe çıkarken “olmazsa olmaz” dediğimiz 6-7 kalemden vazgeçtik, yeterki masada çözülsün, işçiler rahata kavuşsun istiyorduk.

Bu grev kararı son sözleşmede alınmadı, İzban’ın kuruluşundan yani 2010’dan yönetimin beri çalışma koşulları, diyalog tarzı ve ücret konusunda izlediği yanlış politikaların bir patlaması oldu ve en son yapılacak olan TİS’e yansıdı, bunu yapmak zorunda kaldık.

Grev yapmak hakikatten kolay birşey değil ama zaten 340 çalışanı olan bir işyerinde 304 kişiyle bu kararı almak haklı bir davanın sunucunda olduğunu ortaya koyuyor.

Söylenecek çok söz var ama en önemlilerden biri haklı olduğumuzu düşünüyoruz. Buradaki arkadaşların yüz ifadelerine baktığımızda hiçbir kuşku ve terddüt görmüyoruz.

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’nun greve yönelik açıklamaları ve yan taşeron firmanın grev kırmak için işe başlatılması hakkında grevin sözü nedir?

Taşeron meselesi yeni bir mesele değil, İzban kurulduğundan beridir bizlerle aynı şartlarda çalışan Devlet Demiryolları’ndan emekli makinistler var.

Biz bu zamana kadar “abi” dediğimiz insanların bu şekilde, grev kırıcı olarak kullanılacağını hiç düşünmemiştik, böyle bir girişim olsa bile buna destek verecekleri aklımızdan geçmemişti.

Fakat zaten bizim onlardan bir beklentimiz de yok, 14-15 kişilik bir grubun bizim grev kararımızı bozguna uğratacak bir önemi de yok, ama en azından şunu anlamaları iyi olurdu, biz burada ekmek davası peşindeyiz, bize gelip bu süreç içerisinde konuyla ilgili konuşmaları gerekirdi, farklı şekilde desteklerinin olduğunu görmek isterdik.

Peki onları da grevinize katmak için çağrıda bulundunuz mu?

TİS görüşmelerinden gidişatın greve doğru olduğu belliydi, sürecin içinde onlar da bizime birlikte yaşıyorlardı. Bilemiyorum belki kendilerince haklı sebepleri vardır.. Hepbirlikte aynı çatı altındayız, yüzyüze bakıyoruz, herkesin her sorundan haberdar olduğu biryerdeyiz, “abi” , “usta” dediğimiz, bize kendi kazanımlarını nasıl elde ettiklerini anlatan ustalarımızdı onlar.. biraz hayal kırıklığı oldu..

Peki, genel olarak OHAL sürecinde oluşumuz, özelde ildeki valiliğin basın açıklaması ve eylemlere yasak getirmesi grev kararına nasıl etki etti?

Bizim zaten en büyük sıkıntımız ve talihsizliğimiz OHAL sürecinde bu kararı almak oldu. Bu süreçte bizim tereddütlerimiz vardı, kararı aldıktan sonra uygulayabilecek miyiz, sonuçta valilik bunu erteleme hakkına sahipti, bazı şeyleri yapmadan icraate dökmeden olup olmayacağını bilemezdik. Bizim üzerimize düşen süreci başlatmak ve sonra yaşayarak görmekti. Şükür ki süreç bizim lehimize işliyor. Bizim farklı plan ve eylemlikiklerimiz olacaktı, belirli yerlerde kamuoyunu bilgilendirmek için çadırlar açıp dergiler bildiriler dağıtmak istemiştik. Ama kararı basına ve halka duyurmak için açıklama yapmak istediğimizde bile polisin baskısı sonucu istediğimiz şekilde olmadı.

Bu süreçte de haklı davamızı haksız konuma düşürmemek için eylemimiz tek merkezden devam ediyor. İnşallah ilerleyen süreçte daha fazla inat edilmez, belediye ve Ulaştırma Bakanlığı, artık birlikte mi otururlar bir taraf kendi başına mı karar verir, onu biz bilemeyiz, onların problemi, işi daha fazla uzatmadan bu süreci sonlandırırlar diye düşünüyorum.

Tüm arkadaşlarım adına gurur duyduğumu belirtmek isterim, çünkü bu haklı davadan hiçkimse geri adım atmadı.

İzmir halkı ve STK’lardan grevin beklentileriyle bitirelim.

İçinde bulunduğumuz durumda sadece İzban’ı ilgilendiren, İzban çalışanlarının mağduriyetinden dolayı yapılmıi bir eylem değil. Bu sonuçta Aziz başkanın bir açıklaması vardı, “istedikleri ücreti verirsem sadece İzmir’de değil Türkiye’de dengeler bozulur” demişti. Biz artık şunu daha iyi algılamaya başladık bu zamana kadar demek ki bir kalıbın içine konmuşuz, o kalıbın içinde yaşamaya mahkum edilmişiz, yukardan istenen neyse onu alıp yetinmeyi öğrenmişiz. Bu saatten sonra dengeler bozulacaksa bozulacak.  Çünkü artık kalıp kalmadı, biz kalıbı kırdık. Bu kalıbı sadece İzban adına değil Türkiye’deki tüm sınıfdaşlarımız için de kırdığımıza inanıyorum.

Burda yaşananın da sadece İzban ‘ı ilgilendiren bir durum olmadığını, yarın diğer sendika üyelerine de yapılacağının bilincinde olmalarını ve greve tam anlamıyla destek vermelerini, gerçek anlamda bir tepki vermelerini istiyorum.

Diğer sendikalar ve STK’lar yanımıza gelip farklı şekillerde kamuoyu bilgilendirmesi yapıyorlar, onlara da çok teşekkür ediyorum.

izban-iscileri-hakli-davamizdan-geri-donmeyecegiz-4-14789829733 yıllık gişe görevlisi Buket Akkaya ise İzban’daki kadın çalışanların durumlarından ve grevin kadın halinden bahsetti.

Çalışma koşullarınız nasıl? Erkek çalışanlardan farklı olarak yaşadığınız sorunlar neler?

Aslında burada çok fazla kadın çalışanımız yok. 6 makinistimiz var, 30 kadın çalışan varız ya da yokuz.

Kadın dayanışması kendi aramızda mevcut. Ancak kadın olarak çalışmak zaten Türkiye’de çok zor, kaldı ki bizim saatlerimiz de çok zor. Sabah 7’de işimize gelmek için 5 buçukta yola çıkmamız gerekiyor, ki bu karanlık bir saat, çıkışımız da 23.00 sıralarını buluyor, bu saatlerde elbette tacizlere uğruyoruz, gişelerde de aynı şekilde tacize maruz kalıyoruz. Ama elbette bunun işverenin de önleyebileceği birşey olmadığını biliyoruz, Türkiye’nin durumu bu maalesef, kadın çalışana karşı böyle bir durum var..

Grevde çoğunluk erkek, grevin kadın rengini ve halini biraz ortaya koyabilir misin? Kadınların grevden ve işverenden beklentisi ne?

Bazen metro’daki kadın çalışanlarla konuşuyoruz, onlar akşam 8’e kadar çalışıyor gişelerde, gece 11’den 8’e çekildi saatleri, kadın oldukları için evlerine geç gitmemeleri gerekiyormuş, ee, biz de kadınız, biz 11’e kadar çalışıyoruz maalesef.

Yoğun olmayan istasyonlarda bile 11e kadar çalışıyoruz, aslında yoğun olan istasyonlarda hepbirlikte çalışsak daha iyi verim alır motivemizi yükseltiriz, yolcularla da daha iyi ilgilenebiliriz.

Burda biz kadınlar birbirimizi motive ediyoruz, erkek arkadaşlarımızla da keza öyle. Dün Feminist Dayanışma Derneği’nden geldiler, bize çok güzel destek ve moral verdiler, İzmir halkından yine çok güzel destek alıyoruz, çiçek getirenler oluyor, elleri boş gelmiyorlar.

Bizi üzen şudur, herhangi bir partiye taş atmak niyetiyle değil bir seçmen olarak objektif biçimde konuşmak istiyorum, bize destek vermeye gelen birçok STK yanında 2 siyasi parti var fakat kendi belediyemizin partisi bize desteğe gelmedi. Biz bekliyoruz ki Aziz Kocaoğlu kendi gelmese bile, tabi geçen akşam kendisinin yaptığı konuşmadan sonra büyük bir hezimete uğradık, en azından belediyemizden birileri bize destek olduklarını belirtseler biz mutlu oluruz. İzmir halkı zaten bizim yanımızda, aldığımız tepkilerden, sosyal medyadan görüyoruz.

Haber: Siyasi Haber

Ayrıca kontrol

DKB ve Stasis’ten Ortak Açıklama ve Hareket

Kıbrıs’ın kuzeyinde örgütlü Devrimci Komünist Birlik ve güneyde örgütlü Stasis, Kavazoğlu ile Misiaoulis’in katledilişlerinin 52. …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir