ANA SAYFA / YAZARLAR / Zerggeş Börklüce – Özü bulmak…

Zerggeş Börklüce – Özü bulmak…

Zergges ozu bulmak“Ara kitleler”in bir savaş düzeninde normal yaşam ilişkilerini sürdürebilme hakkı, savaşın ana unsurlarının, onları bu savaşa istemli ya da istemsiz çekme çabasına bağlı olabilir. Bu bir dikkat çekme de olabilir, mağdur etme de… Hatta sosyolojik-çıplak savaşımların hesapsız intikam duygusu bunu tek bir mücadele biçimine de çevirebilir.

Savaş; yoğunlukları ile sonuç haline geldiği ekonomik ve politik koşulların dışında bir durum değilse, arada kalan kitlelerinde bu savaşı hissetme, tanılama, bu savaşa taraf olma, politik yönelimlerini buradan belirleme ve bu savaşı halklar lehine durdurma hareketini örmesi gerekir. Arada kalmak bu meselenin en korunaksız yanı…

Marks, “İnsana dair olan hiç bir şey bize yabancı değildir, hümanizm dışında!..”, diyerek aslında hem bu yakınma halinin insanda bıraktığı derin açmazı dile getirdi, hem de hayatı sadece “yaşamak” üzerinden kurgulayan salt-insancıl kuru aforizmaylada arayı açtı. Ve bunu gerçeklere karşı, bu gerçekleri radikal, üzücü, kırıcı faaliyetlerle insana karşı ifade eden sistemin karşısına, insanları, ondan daha fazla , radikal, yıkıcı karaktere sahip olmaya çağırarak yaptı. Malum düzen “yıkım düzeni”ydi. İnsanlık yıkılmamalıydı. Bu ise yıkarak olabilirdi.

Bu savaş; canlı bombalarla, silahlarla, terörizmle, insan olmamakla açıklanabilecek bir savaş değil. Ölenlerin sayıları ve masumiyeti ile de. Çünkü bu savaş; rahminden çıktığı düzenin insanlığın yaşam hakkına doğru fırlattığı politik bir kaos. Bu kaosu ideolojik bulanıklık altında yaşıyoruz. Suriye, Rojava, Rusya, uçak, hendek, terör, din,, tır, silah vs. derken olaylar akıyor ve biz savruluyoruz.

Sınıf politikası burada muazzam bir ihtiyaç. Bunun işlenmesi aslında terörün ne olduğu, neyin sonucu olduğunu açıkalayabikecek ve arada kalanların şaşkın ve korkakça haline cesurca enjekte edilebilecek bir müdahale aracı.

Şuan düzen kitleler tarafından tanımlanamayan, onları korku ve kargaşa haline sürükleyerek yalnızlaştıran kaos ortamını iktidarda kalabilmek için sağlıyor. İstanbul, sermayenin bu merkezi üssü savaş paranoyasını, korkaklığını, mağduriyetini, kaybını yaşayan insanlarla ayakta kalabilir mi?

Peki İstanbul, bu merkezi üs ayakta kalamayacaksa, düzen hayatta kalabilir mi? Sürekli ölüler doğurarak belki!

İstanbul’un insan yanını fethetmek devrimci sınıf politikaları ile olabilir. Özümüzü bulalım. Buna ihtiyacımız var.

Ayrıca kontrol

Bağımsız Kıbrıs İçin Birleşik Mücadele!

2010 yılında başlayan ortak 14 Ağustos eylemleri ile ilgili geçmiş yıllarda yaşanan tartışmalar ve ayrışmalar …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir