ANA SAYFA / HABERLER / KTÖS: Onurlu duruş sergilemeyenler ceketi asıp gitmelidir!

KTÖS: Onurlu duruş sergilemeyenler ceketi asıp gitmelidir!

KTOS_ElcilKTÖS “Su Hakkı Gaspını 23 Maddede Özetledik” başlığı ile yazılı bir açıklamada bulunarak su konusundaki dayatmanın gerçek boyutlarını ortaya koydu. KTÖS Genel Sekreteri Şener Elcil imzası ile yapılan açıklamada eğitim, sağlık, barınma, yaşam hakkı gibi su hakkının da toplumsal bir mesele olduğuna dikkat çekilerek ücretsiz olarak vatandaşlara kamu hizmeti olarak ulaşması gerektiğinin altını çizdi.

Yazılı açıklamanın tamamı  şöyle:

“Hükümetin su, eğitim, sağlık gibi temel insan hakkı olan hizmetleri vatandaşına kesintisiz, kamusal ve ücretisiz olarak ulaştırmak için irade koymasını beklerken, kouyu muğlakta bırakması bizler için hayal kırıklığıdır.

Bununla birlikte Kıbrıs’ın kuzeyinde yaşayan tüm insanların su hakkının AKP, özel sektör ve yerli işbirlikçilerin muazam çabası ile gasp edilmeye çalışıldığını görmek bizleri endişelendirmektedir. Cumhuriyetçi Türk Partisi Liderliğinin ise tavla teslim olarak halkın su hakkını özelleştirmek için uğraş vermesi; ; İTEM Yasası, Bileşik Faiz, sözde Sosyal Güvenlik Yasası ve Göç Yasası gibi bir başka toplumsal ihanetin habercisidir.

Su hakkının özelleştirilmesi ile belediye çalışanlarının yaşayacağı süreç KTHY, ETİ, DAİ, DAK, bankalar krizi ve benzerlerinin bir devamı olmaya adaydır. Suyun özelleştirilmesi ile toplumun yaşayacağı sürecin felaketle sonuçlanacağını ABD, Kanada, Hindistan, Malezya, Bolivya, Türkiye, Endonezya vb gibi ülkelere bakarak algılayabiliriz.

İki toplumun yeniden birleşmek için toplumlararası görüşmeleri devam ederken, Türkiye’nin Kıbrıs ile ilgili istirdat (yeniden geri alma) politikalarının devam ettiğini görmek, Türkiye’nin çözüm konusundaki samimiyetsizliğini de göstermektedir. AKP’nin Kıbrıslı Türklerin ve Kıbrıslı Rumların barajlarının, toprağının tapusunu istemesi; yeraltı su kaynaklarının, drenaj hattının, atık suların kullanımı ve suyun dağıtımının mülkiyetini talep etmesi ise tabiri yerinde ise yeni bir uluslararası kriz ve ‘istila’ demektir.

Türkiye Cumhuriyeti, ‘su hakkı’ üzerinden Kıbrıs’ın kuzeyinde yaşayan tüm insanlara istirdat politikaları ekseninde şantaj uygulamaktadır. Bu şantaja boyun eğecek, böyle bir teslimiyet belgesini imzalayacak, halkına ihanet edecek politikacı veya siyasi parti istemiyoruz. Bu şantaja karşı direnecek, toplumsal mücadele verecek her siyasetçi, siyasi parti, kişi, kurum, sendika ve sivil toplum örgütü ile ortak direnmeye hazırız.

Bu topraklar, bu su kaynakları Kıbrıslı Türkler ve Kıbrıslı Rumların coğrafyasıdır. Hiçbir kişi, parti veya hükümetin toplumun onayını almadan Kıbrıslıların ortak değerlerini bir ülkeye veya bir özel şirkete peşkeş çekmesi, su hakkı gibi insan hakkı olan bir meseleyi özel şirketin mülkiyetine devretmesi kabul edilemez.

Bu coğrafya bizimdir ve bu toprakları Kıbrıslılar yönetecektir. Bizim potansiyelimiz, yeteneğimiz, irademiz ve toplumsal hafızamız bu toprakların ortak yönetimine hazırdır. Kıbrıslıların onuru ve toplumsal hakları siyasi, ekonomik menfaat uğruna satılamaz. Bu onurlu duruşu Sn. Özgür’de, Sn. Kalyoncu’da hissetmelidir. Hislerinde bir zayıflık varsa ceketi asıp, çekip gitmesini de bilmelidirler.

Türkiye’nin bizlere dayattığı antlaşmanın daha fazla bağımlılık olduğunu; su hakkının, su kaynaklarının gaspı olduğunu, AKP özel sermayesinin istilasının bir devamı olduğunu algılamayanlara, okuduğunu anlaşmayı anlamayan bakanlara daha iyi anlatmak için teslimiyet antlaşmasını 23 maddede özetledik.

Bu anlamda teslimiyet belgesi imzalanırsa;
1. Üçüncü ülkelere suyun satışı Türkiye’ye aittir. Herhangi bir hak iddia edilemez.
2. Tek işletmeci tarafından dağıtım yapılacak ve işletilecek.
3. İşletmenin yönetiminde bir tek devlet temsilcisi olacak.
4. İşletmeciden başka bir şirkete izin verilmez.
5. Belediyelere ve devlete ait tesisler karşılıksız olarak işletmeye devredilecek.
6. Tüm ülkede tek fiyat tarifesi uygulanacak.
7. Zirai kullanım amacıyla yeni kuyu izinleri verilecek.
8. Mevcut zirai kullanım amaçlı kaynaklara sayaç takılıp, geçerli tarife üzerinden su satılacaktır.
9. İçme-kullanma suyu, atık su ve yağmur suyu işletmesi ile zirai sulama işletme hakları tamamen tek bir şirkete verilecek.
10. Suyun fiyatı belli değildir.
11. İşletmeci istediği kadar personeli yurtdışından getirebilir. Kilit personelin adaya gelişinde ön izin aranmaz.
12. İlgili işletmeciye alım garantisi veriliyor. Bu yük maliyenin üstüne yıkılıyor.
13. Tüm kamulaştırmalar devlet tarafından yapılıp, işletmeciye devrediliyor.
14. Elektrik bedeli endüstri tarifesi üzerinden alınacak.
15. İşletmeci isterse kendi enerji kaynağının kendisi kurabilir, maliyetini faturalara yansıtabilir.
16. Belediyenin su ve arıtma tesislerinde şu anda çalışan personeli özel şirket isterse işe alabilir.
17. İşletmeciye vergi muafiyeti veriliyor.
18. İşletme yatırım için ülkeye ithal edeceği her şey ile ilgili K.D.V. ve Gümrük vergisinden muaftır.
19. Belediyelerin tahsilat işleri işletmeye devrediliyor.
20. Belediyelerin ekonomik kaynakları gasp edilecek.
21. Belediyelerin bu alandaki çalışanlarını CAS çalışanlarının durumuna benzer bir süreç bekleyecek.
22. Kıbrıslı Rumlar ve Kıbrıslı Tüklerin ortak vatanın toprağının bir kısmı, su hakkı ve su kaynaklarının tümü yabancı bir ülkeye veya özel şirkete devredilecek.
23. Uzlaşmazlık halinde İstanbul Tahkim Merkezi ‘ne başvurulur.

Bu bağlamda 23 maddenin özetinde su hakkının, su kaynaklarının devletin, suyu dağıtım hakkının ise yerel yönetimlerin mülkiyetinde olması kırmızı çizgimizdir. Özel şirketlerin tasarrufunda olacak hiçbir uygulamayı kabul etmeyeceeğiz, her türlü direnişi göstereceğiz. Bu adada yaşayan herkesi toplumsal onurumuza sahip çıkmaya çağırıyoruz.”

Ayrıca kontrol

DKB ve Stasis’ten Ortak Açıklama ve Hareket

Kıbrıs’ın kuzeyinde örgütlü Devrimci Komünist Birlik ve güneyde örgütlü Stasis, Kavazoğlu ile Misiaoulis’in katledilişlerinin 52. …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir