ANA SAYFA / DÜNYA / Davos: Asalak ve çürüyen kapitalizmin zirvesi

Davos: Asalak ve çürüyen kapitalizmin zirvesi

davos-zirve-kapitalizm-AADavos Zirvesi dünyasının asalaklarının zirvesidir. Gitgide daha da asalaklaşan ve çürüyen kapitalizmin adreslerinden biridir.

62 ülkenin devlet ve hükümet temsilcilerinin, büyük kapitalist tekellerin yöneticilerinin, politikacıların ve militarist şeflerinin bir araya geldiği Dünya Ekonomik Forumu-Davos Zirvesi başlamış bulunuyor. Mizansenlerde bir parça değişiklikler yapılabilir, ancak, onların gündemleri, esasa ilişkin olarak önceki zirvelerdekinden farklı olmayacaktır. Zirvenin basına ve medyaya açık perdesinde başka, karanlık ofislerde başka şeyler konuşulacak, kararlaştırılacak ve planlanacaktır.

Bilindiği üzere, bugüne dek alınan önlemler yeterli olmadı. Küresel kriz devam ediyor. Şimdi yeni bir kriz beklentisi var. Çok yönlü olduğu vurgulanan bu krizin, bizzat sistemin efendileri tarafından da, 2008’dekinden daha derin, daha şiddetli ve tüm sonuçlarıyla daha yıkıcı bir kriz olduğu ileri sürülüyor. Bunun kendisi, kendiliğinden, Davos Zirvesi’nin öncelikli sorunlarından birinin, bu krizin gitgide ağırlaşan yüklerinin başta dünya işçileri olmak üzere, dünyanın yoksullarına nasıl fatura edileceğini anlatmaktadır. Demek oluyor ki, zirvede ilk elden, sömürünün nasıl daha katmerli hale getirileceği, işçi ücretlerinin nasıl daha aşağılara çekileceği, dünya nüfusunun %99’unu oluşturan yoksulların nasıl daha da yoksullaştırılacağı, buna karşın kendilerinin nasıl daha da zenginleştirileceği konuşulup kararlaştırılacaktır. Her ülkede ve elbette ki o ülkenin kendisine özgü koşullarında uygulanacak politikalar belirlenecek ve bunların ruhuna uygun, hepsi de birer sömürü ve soygun niteliğinde iktisadi ve sosyal yıkım paketleri hazırlanacaktır.

Devrimci bir program, yön, hedef ve bunların toplam sonucu olarak, devrimci bir önderlikten yoksun oldukları için, yapılan müdahalelerle dizginlense ya da gerçek hedefinden saptırılsa da, ABD ve İngiltere’den ekonomisi zayıf Yunanistan, İtalya, İspanya, Portekiz ve İrlanda’ya tüm kapitalist metropollerde sınıf ve emekçi kitle hareketleri eksik olmuyor. Ardı arkası kesilmeyen iktisadi ve sosyal yıkım saldırıları her defasında yeni ve daha şiddetli proleter kitle hareketlerini tetikliyor. Ve dahası, tüm göstergeler bu nitelikte sınıf ve kitle hareketlerinin çoğalacağı yönündedir. Bunları, geri ve yoksul ülkelerdeki emekçi halk isyanları tamamlıyor. Özetle, dönem aynı zamanda halk isyanları dönemidir.

Tüm bunları dünyanın %1’ini oluşturan zenginleri de biliyor. Biliyorlar ve bildikleri için de, bu zirve de bu muhtemel gelişmelere karşı ne tür önlemler alacaklarını konuşup kararlaştıracaklar. Rutin yöntemlerin yeterli gelmediğinden hareketle, yeni baskı ve sindirme politikaları belirleyeceklerdir. İlk hedefleri ise, temel hak ve özgürlükler olacaktır. Kaldı ki, zaten epeyce budanmışlardır, şimdi kırıntılara el atacaklardır. Hal böyle olunca, otomatikman polis devleti uygulamaları daha da azdırılacak, düne kadar demokrasinin mabedi olarak sunulan tüm devletler birer koyu polis rejimine dönüşecektir. O kadar ki, Charlie Hebdo, Paris Katliamı, mülteciler sorunu ve son olarak da genelde göçmenlerin ve en çok da Müslüman kökenlilerin üzerine yıkılan, yılbaşı gecesi Almanya’nın Köln kentindeki cinsel taciz ve tecavüz rezaleti örneklerinde olduğu gibi, her fırsat bunun için değerlendirilecektir. “Toplumun huzuru, güvenliği” ve “teröre karşı mücadele” yalanı ile, hem de işçi ve emekçileri ayartmak amaçlı, son derece aldatıcı “vatan savunması” demagojisi ile yapılacaktır.

Tam da bu nedenledir ki, ırkçı-faşist saldırganlık tüm Avrupa’da günlük yaşamın bir parçası haline gelmiştir. Neo-Naziler sokaklara salınmıştır yeniden. Hiçbir engelle karşılaşmaksızın sokaklarda göçmen avına çıkmaktadırlar. İnsan yaşamı büyük bir tehdit altındadır. Faşizm tehlikesi yakın bir tehlike olmaya doğru seyretmektedir. Krizin faturasında bu da gündeme gelecektir. Davos’ta bir araya gelen petrol, silah ve savaş tekelleri muhakkak ki bunu da dillendireceklerdir. Geleceğe dair bu yönlü hazırlıkların çerçevesini de belirleyeceklerdir.

Hiç kuşku yoktur ki, bu zirvenin en kirli ve karanlık işleri, üst katlardaki gizli odalarda, yani karanlık ofislerde konuşulacaktır. Rutin yöntemlerle krizin üstesinde gelinemediği söylenecek, bu durumda da, her zamanki gibi, dosdoğru militarizmin azdırılmasının, silahlanmanın çılgınlık boyutlarında sürdürülmesinin, Ortadoğu ve Doğu Avrupa’daki emperyalist ve gerici savaş ile halkların birbirini tükettiği iç savaşların, yenileriyle sürdürülmesinin gereğine değinilecek ve nihayet, emperyalistler arası nüfuz mücadelesinin seyri konuşulacaktır. Bu yönlü hazırlıklardan söz edilecektir. Faturası ise bir kez daha dünya işçilerine ve yoksullarına kesilecektir. İşçilerin ve emekçilerin kursağından alınarak savaş bütçelerine aktarılacaktır, devletin tahkimatı için harcanacaktır.

Özetle, dünyanın zenginlerinin toplandığı Davos Zirvesi’nin ruhunu bunlar oluşturacaktır. Davos Zirvesi dünyasının asalaklarının zirvesidir. Gitgide daha da asalaklaşan ve çürüyen kapitalizmin adreslerinden biridir.

Kaynak: Kızıl Bayrak

Ayrıca kontrol

DKB ve Stasis’ten Ortak Açıklama ve Hareket

Kıbrıs’ın kuzeyinde örgütlü Devrimci Komünist Birlik ve güneyde örgütlü Stasis, Kavazoğlu ile Misiaoulis’in katledilişlerinin 52. …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir