ANA SAYFA / HABERLER / KTÖS: Biz bize yeteriz, esir olmayacağız!

KTÖS: Biz bize yeteriz, esir olmayacağız!

KTOS_ElcilKTÖS Türkiye’den getirilen suyun yönetimi konusunda uzun süredir yürütülen tartışmaları değerlendirerek “Paranızı da, paketinizi de, memurlarınızı da, suyunuzu da istemiyoruz. Bizim kendi kendimizi yönetecek potansiyelimiz de kullanacak suyumuz da vardır. Esir olmak istemiyoruz.” dedi. KTÖS Genel Sekreteri Şener Elcil imzası ile yapılan yazılı açıklama şöyle:

“Kıbrıs’ın kuzeyine Türkiye’nin su satma projesi, Kıbrıslı Türkleri para ile terbiye etme siyasetine dönüştü.

1974 yılından beri adamızın kuzeyini koloni haline getirmeye çalışan Türkiye hükümetleri AKP hükümeti ile birlikte sömürgecilik faaliyetlerine yoğunluk vermişlerdir. Bir yandan Sunni İslam dayatmaları ile camiler ve dini yatırımlara hız verilirken, diğer yandan ise ekonomik bağımlılığı artırmak için AKP’ye yakın şirketlerin adanın kuzeyini yatırımlarla ele geçirmesine olanaklar sağlanmaktadır.

Son dönemde su sıkıntısı ileri sürülerek adanın stratejik olarak TC’ye bağının artırılmasına yönelik, Kıbrıslı Türklere su satılması projesi hayata geçirilmiştir. İnsani olarak düşünüldüğünde Kıbrıslı Türkler bu projede karlı değillerdir. Ancak bu proje ile AKP’ye yakın belli sermaye gruplarının tekel olarak Kıbrıslı Türklere su satışı yapması öngörülmekte aynı zamanda su kullanılarak adanın kuzeyinin mülklerine, yeraltı kaynaklarına hepsinden önemlisi siyasi iradesine el konulmak istenmektedir. Bu ülkenin insanları sağcısından solcusuna, dini bütününden ateistine kadar TC egemenlerinin protokol adı altında yaptığı aşağılamalara ve dayatmalara karşı rahatsızlığını çeşitli yöntemlerle ifade etmektedir. Bugün artık gelinen noktada Kıbrıs’ın kuzeyinde onurlu bir varlık olduğunu haykırmanın ve TC egemenlerine, asker-sivil bürokratlarına ve yerli işbirlikçilerine “dur” demenin vakti gelmiştir. KTÖS tarihten gelen misyonunu devam ettirerek kritik bir aşamaya doğru gittiği görülen Su Satma Projesine karşı halkımızın varlığını ve kurumlarını savunmaya devam edecektir.

CTP-UBP hükümetinin konuyla ilgili kararlı duruşunu kırmak için bütçeye yapılan kredi katkısının durdurulması, yıllardan beri sendikamızın ortaya koyduğu görüşlerin doğruluğunun bir kez daha kanıtlamaktadır. “Para veren emir de verir” anlayışına dayalı bu sömürgecilik siyaseti TC’nin Kıbrıs’ta yaşayan insanlara zerre kadar değer vermediğini toprağımıza değer verdiğini göstermektedir. Kıbrıs Türk ekonomisinin gelişmesine fırsat vermemek için, Kıbrıs Cumhuriyeti’ndeki haklarımızın kullanılmasına engel olan, bize ambargo uygulayıp ürünlerimizi satmamıza sıkıntı çıkaran, Yeşil Hat Tüzüğü’nü çalıştırmayan, TC hükümetleri, adamızın kuzeyine sistematik nüfus yığarak bütçe yükünü artırarak bilinçli bir siyasetle bağımlı bir ekonomik yapı yaratmışlardır.

 

Nüfus rakamlarına bakıldığında; (Kişi)

1960  1978  1996  2006 2011 2013
104,321 146,740 200,587 256,644 286,257 301,988

TC’nin yıllara göre bütçeye yaptığı “katkıya” (kredi) bakıldığında; miyon TL

2004 2005 2006 2007 2008 2009 2010 2011 2012 2013 2014
345 516 628 565 750 929 867 838 804 928 893

TC’den yapılan ithalat rakamlarına bakıldığında; milyon $

2004 2005 2006 2007 2008 2009 2010 2011 2012 2013 2014
513 818 947 1,045 1,173 924 1,173 927 1,235 1,156 1,186

Hesap ortadadır. Kıbrıs’ın kuzeyi bir koyup beş kazanılan, çok iyi bir kolonidir.

Adamızın kuzeyini kara para aklama cenneti olduğu düşünülürse “imamın ordusu için” bulunmaz bir fırsattır.

Su Satma Projesi de Kıbrıs Türk toplumunun yararına değil, tamamen AKP’li şirketlerin menfaati ön plana çıkarıldığından ve kendi nüfusuna bile yetmeyen bütçe katkısı ile hükümet tehdit edilmektedir. Bilinmelidir ki, Kıbrıslı Türkler “papazın ordusuna” geçit vermediği gibi, dini ve milliyetçiliği kendine siyasi malzeme yapan “imanın ordusuna” da geçit vermeyecektir.

Paranızı da, paketinizi de, memurlarınızı da, suyunuzu da istemiyoruz. Bizim kendi kendimizi yönetecek potansiyelimiz de kullanacak suyumuz da vardır. Esir olmak istemiyoruz.”

Ayrıca kontrol

Bağımsız Kıbrıs İçin Birleşik Mücadele!

2010 yılında başlayan ortak 14 Ağustos eylemleri ile ilgili geçmiş yıllarda yaşanan tartışmalar ve ayrışmalar …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir