ANA SAYFA / DÜNYA / Hollanda: DAF’ta 12 saat, Nedcar’da 24 saat grev!

Hollanda: DAF’ta 12 saat, Nedcar’da 24 saat grev!

hollanda-daf-grev-1-AABu süreci politikleşme süreci izleyecek ve gerek metal sektörü işçileri, gerekse de diğer sektörlerdeki arayışlar, sınıfın sendikanın dışında bir partiye ihtiyacı olduğu noktasında buluşmaya doğru gidecektir. Bu nedenle zaman işçi sınıfını politikleştirme ve ona güven verme zamanıdır. Her söz ve kararlı duruş işçilerde hızla bir güvene dönüşüyor. Öyleyse sınıfın gücüne ve önderliğine inanan herkes görev başına!

28 Nisan 2015 Metal sektöründe yaşanan TİS sürecinde tıkanmadan sonra eylemler hız kazanarak devam ediyor. Birkaç kez ülkesel düzeyde ve genelde bölgesel düzeyde grev ve eylemler yapıldı. Bu süre zarfında işveren sendikası, sürekli oyalama ve “biz TİS’i imzalamayacağız 2013’te söylediğimize uygun davranacağız” sözleriyle, şantaj ve tehditlerle süreci götürüyor. DAF başta olmak üzere birçok iş yerinde grev ve protesto eylemleri yapıldı. Gelinen aşamada eylemler daha radikal boyutlar alarak devam ediyor. Önümüzdeki süreçte mücadele daha da sertleşecektir. Bunu şimdiden görüyor ve sınıfın bu konuda kararlı duracağından ve de yapacaklarından kuşku duymuyoruz. Eylemler, grevler saatleri aşarak günler süren iş bırakma ve protestolara dönüşüyor.

Sendikalardan çağrı
8 Aralık günü sabah 06.00’tan itibaren Eindhoven şehrindeki DAF ve Born şehrindeki Nedcar fabrikalarının giriş çıkış kapılarında FNV ve CNV sendikaları bildirilerle dağıtarak işçileri eyleme çağırdı. Nedcar’da 11 Aralık 2015 için 24 saatlik grev çağrısı yapıldı. DAF’ta ise işçilere gelecek sms ile birlikte anında iş bırakmaya hazırlık çağrısı yapıldı. Bildiriler dağıtıldıktan sonra her iki iş yerinde de işçilerde büyük bir heycan ve bekleyiş başladı. TİS sürecinin imzalanmamasından duyulan rahatsızlık ve bugüne kadar yapılan eylemlere rağmen işveren sendikası FME’nin oyalama ve imzalamama gibi açıklamaları nedeniyle işçilerde giderek büyüyen bir tepki gözlemleniyor.

Nedcar’da 24 saat grev
6 Şubat 2012 tarihinde, Japon firması Mitsubishi Motors, firmanın iflas eşiğine geldiği iddiasıyla ‘kapatma kararı’ aldığını açıklayarak o sabah işbaşı yapan işçileri evlerine göndermişti. İşçiler buna tepki göstererek giriş-çıkış kapılarında direnişe geçmişti. Ardından FNV sendikası ve SP (Sosyalist Parti) direnişe destek vermişti. Yapılan direniş işyerinin kapatılmasına engel olmuştu. Şirket, 1 Ocka 2013 tarihi itibarıyla Nedcar adını alarak MINI BMW araçları üretimini sürdürüyor. İşçiler çoğunlukla sendikada örgütlü ve deneyimli işçiler. 08 Aralık sabah dağıtılan bildirilerden sonra 11 Aralık 2015’te de işçiler greve çıktı.

1500 işçi ve emekçinin çalıştığı Nedcar’da 300 emekçi kantorlarda (büro) çalışıyor, 1200 işçi de üretimde bantlarda çalışıyor. 24 saat yapılan greve 782 işçi grev formu doldurarak çıktı. Oldukça kararlı ve coşkulu başlayan grev işçilerin fabrikanın önünde toplanmasıyla başladı. Gelen işçiler büyük bir coşku ve sıcaklıkla birbirini selamlıyordu. Üretimde çalışan 1200 işçinin yaklaşık yüzde 75’i greve katıldı. Birçok bölüm durdu ve bazı yerlerde bantlar dönmez oldu. Bazı bölümlerde greve katılım oranının daha da yüksek olması ve toplam tablo, işvereni “üretimde risk almama ve yanlış üretim olmasın” bahanesiyle diğer bölümlerdeki işçileri de eve göndermek zorunda bıraktı. Böylece grev tüm bir fabrikada üretimi durdurmuş oldu.

“Üretimden gelen gücümüzle haklarımızı alacağız!”
Grevci işçiler toplanıp grev forumlarını doldurduktan sonra, işyeri temsilcisi ve ileri işçiler mikrofonu alarak TİS süreci ile ilgili kısa konuşmalar yaparak grevle ilgili düşüncelerini ve bundan sonra izlenecek mücadele süreciyle ilgili fikirlerini aktardılar. Bizler de DAF kadro üyeleri olarak Nedcar’da çalışan sınıf kardeşlerimize dayanışma mesajı gönderdik. İşçiler mesajı büyük bir sevinç ve alkışla karşıladı. Ardından FNV Sendikası adına Petra Bolster mikrofonu alarak işçileri selamladı. Bu coşku ve kararlılık karşısında duyduğu memnuniyeti dile getirdi. “Diğer sınıf kardeşleriniz de her geçen gün grev ve eylemlerle TİS sürecinin tıkanmasını protesto ediyor” diyerek konuşmasını şöyle sürdürdü:

“İyi bir TİS sözleşmesi için, işçiler üretimden gelen gücünü kullanıyor. İşçilerin bundan sonra mücadele etmeden bir şey kazanma şansı yoktur. Çünkü işverenler kazanılmış haklara saldırıyor ve işçilerin geçmişte mücadele ederek kazandığı hakları geri almak istiyor. İşverenler, işçilerin haklarını böyle gasp ediyor. Biz ise bu kazanılmış haklarımızı koruyacağız ve TİS sürecini mutlaka kazanacağız. DAF işçileri metal sektöründe çalışanlara yol gösteriyor. Bugüne kadar toplam 10 günden fazla grev ve eylem düzenlediler. Her eylem ve proteso büyük bir coşku ve kararlılıkla oluyor. Önümüzdeki süreçte çeşitli işyerleri olarak birlikte grev ve eylemler örgütlüyeceğiz. Sonuna kadar mücadeleye varmısınız? [İşçiler, “Eylem, eylem, eylem!” sloganlarıyla karşıladılar.] Greve katılımı engellemek için işverenin her türlü yalan, şantaj ve tehdide başvurmasına rağmen sizler buradasınız ve birlikte direneceğiz, kazanacağız.”

DAF’ta sancılı bir hafta
8 Aralık günü sabah saat 06.00’da dağıtılan bildirilerden sonra DAF yönetimi ise alarma geçti. Şantaj, tehtid ve mağduriyet yalanına başvurarak ilk olarak iki bildiri çıkardı. Yazılan her bildiri işçiler tarafından anlaşılmaması için çok özel bir şekilde yazılmıştı. Bizler ise, bildirilerde yazılanların hiçbir ciddi dayanağı olmadığını, bu yazılanlarla işverenin amacının işçileri korkutmak olduğunu işçilere anlattık. Bildirilerin özünü işçilere anlattık. Kısa sürede atağa geçerek işçileri bilgilendirdik. Sonrasında DAF ikinci şantaj yoluna başvurdu. İnternet sayfasından “4 Ocak 2016 tarihinden itibaren üretimde yüzde 5 düşüş olacak. Şimdi yapılan 200 TIR, 190 TIR’a inecek. Onun için de 200 taşeron firma işçisi çıkarılacak” duyurusu yaptı. Amaç; bir yandan taşeron firma işçilerinin greve katılımını engellemek, diğer yandan da işçilere işlerin iyi gitmediğini söylemek. Ardından da “FNV sendikası bize yönelik özel grevler örgütlüyor. Bizim yapabileceğimiz bir şey yok sorun FME ve FNV sendikaları arasında çözülmeli. Böyle giderse işyeri grevlerden dolayı iflas edecek” yaygarası yaymaya başladı. Bu türden söylenenlere ise işçiler gülüp geçtiler.

DAF’ın SMS korkusu ve işçilerde heycanlı bekleyiş
DAF yönetimi, ne zaman geleceği belli olmayan sms mesajının korkusu içerisinde bekleyişe geçti. İşyerinde tam bir panik ve telaşa yol açtı. Sürekli izlemeler ve korku kendini her alanda dışa vuruyordu. Her vardiya değişiminde korkuları yeniden başlıyordu. Hangi vardiyada grev yapacağımızı bilmiyorlardı, onun için de sürekli alarm ve panik içindediler. Geçen haftayı böyle bir bekleyiş ve korkuyla geçirdiler.

Bizler ise 14 Aralık günü ‘artık sms heycanını bitirelim’ dedik. Ve ertesi gün de akşam vardiyasında saat 17.30’da kadrolara sms geldi, saat 19.30’daki ilk araya hazırlanmaları için. Bu bilgiyi bir şekilde alan DAF yönetimi hızla alarma geçti. Bölümlerde şefler ve sorumlular toplanmaya ve boy göstermeye başladılar. Haber ve fısıltı dalga dalga yayıldı. İş bırakma eylemi DAF’ta ilk kez yapılıyordu. Şeflerin ve sorumluların gözü önünde, işçiler, sorunsuz olarak makinelerini ve bantları durdurarak sendikanın grev önlüklerini giyerek dış kapıya yürüyeceklerdi. Saat 19.30’da arayla birlikte, işçiler bildiride uyulması gereken kurallara uyarak iş bıraktı ve dış kapıya yürüdü. Cesaret ve cüret tablosu görülmeye değerdi. Grev sabah saat 07.00 ye kadar. Biz, FNV işçi temsilcileri, ayrı bölümlerde işçiler grev yerlerini terk edene kadar bekledik. Çünkü şefler ve sorumlular herhangi bir boşluktan faydalanmak, grevi kırmak için hazır bekliyorlardı. Bazı küçük sorunların dışında eylem başarılı bir şekilde yaşandı. Akşam vardiyası olduğu için DAF’ın diğer vardiyalarda çalışanları telefonlarla arayıp bantların dönmesini sağlama şansı yoktu. DAF ana giriş kapısında grev çadırı önünde toplanan işçiler grev formlarını doldurarak evlerine gittiler. Akşam vardiyasında 300 den fazla işçi formu doldurdu. Grev çadırında FNV sendika yöneticileri ve bazı kadrolar gece vardiyası için bekleyişi sürdürdü.

Akşam vardiyası greve 300’den fazla işçiyle katıldı. Üye olmayan işçilerden de iş bırakıp eve gidenler olurken gece vardiyası ile birlikte üretimin %50 düştüğü tahmin ediliyor.

Küçük metalde işçilerden anlaşmaya ret!
23 Ekim tarihinde prensip olarak 26 aylığına % 4.05 zam üzerinde anlaşılan toplu sözleşme işçilere referanduma sunuldu. Yapılan referandum % 84 işçiler tarafından reddedildi. Yapılan yüzdelik zam dağılımını kabul etmeyeceklerini referandumla gösterdiler. İşçiler, verilen zammın enflasyonla silineceğini ve bu dağılımı kabul etmeyeceklerini bildirerek 2016 yılında yeniden grev ve direnişe başlayacaklarını söylediler. Yeni yıla kadar FME sendikası zammın dağılımı hakkında bir degişiklik yapmazsa önümüzdeki yılın başında küçük ve büyük metal, eylemlerini ortaklaştırarak sürece birlikte müdahale edeceklerinin sinyallerini veriyorlar. Gelişmeleri yaşayarak görecegiz…

Eylemler radikalleşecek!
Yaklaşık yedi aydır süren eylem ve protestolara rağmen işveren sendikası FME sözleşmeye yanaşmıyor. Yeni yılın başlangıcıyla eylemler iş bırakma, iş yavaşlatma, vb. daha ileri eylemlerle mücadele giderek sertleşecektir. Bu eylemler sınıfa kendisi için dövüşmesini öğretiyor. İşçiler birliğini sağlıyor. Patron yalakalığı yapanların küçük bireysel çıkarları uğruna sınıf kardeşlerini nasıl sattıklarını işçiler yaşayarak mücdele içinde öğreniyor. İşçiler içinde küçümsenmeyecek bir kesim yeni arayış ve tartışmalar sürdürüyor. Bunlar umut verici. Bu arayış ve tartışmalar sadece metal sektöründe yaşanmıyor. Diğer sektörlerde de aynı tartışmalar yaşanıyor. Bir önceki 2013 TİS sürecinde SP (Sosyalist Parti) seçim öncesi olduğu için her eylem ve direnişte işçilerin yanındaydı yayınlarıyla eylemi desteklediklerini ve seçime katılarak SP’ye oy vermeleri çağrısı yapıyordu. Bu geçen yedi aylık sürede hiçbir politik parti işçilerin yanında olmadı. Sadece diğer sektörlerdeki sınıf kardeşlerimiz yanı başımızda oldu. Örneğin sağlık sektörü, temizlik sektörü, küçük metal gibi… İşçi sınıfı hızla bir sınıf partisine ihtiyaç olduğunu süreç içinde yaşayarak görecektir. Bu süreci politikleşme süreci izleyecek ve gerek metal sektörü işçileri, gerekse de diğer sektörlerdeki arayışlar, sınıfın sendikanın dışında bir partiye ihtiyacı olduğu noktasında buluşmaya doğru gidecektir. Bu nedenle zaman işçi sınıfını politikleştirme ve ona güven verme zamanıdır. Her söz ve kararlı duruş işçilerde hızla bir güvene dönüşüyor. Öyleyse sınıfın gücüne ve önderliğine inanan herkes görev başına!

Politik bir işçi hereketi için ileri!

A.Solmaz
FNV-DAF İşyeri İşçi Temsilcisi
15 Aralık 2015, Eindhoven / Hollanda

Kaykak: Kızıl Bayrak

Ayrıca kontrol

El-Sen’den Toplumsal Direniş Çaşrısı!

Kıbrıs Türk Elektrik Kurumu Çalışanları Sendikası(El-Sen), geçmişte bir çok kamu kuruluşunun batırılarak birilerine peşkeş çekilmesinde …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir