ANA SAYFA / YAZARLAR / Volkan Yaraşır – Kapitalist krizin yeni evresi

Volkan Yaraşır – Kapitalist krizin yeni evresi

capitalism-is-crisis-575x383Kapitalizmin multi karakter gösteren, yapısal/genelleşmiş krizi farklı fazlardan geçerek derinleşiyor. 2007-8’de ABD merkezli başlayan krizin, finans sektörün borcunun kamuya mal edilmesi, otomotiv sektöründe iflas eden devlerin kurtarılması ve düşük faizle küresel piyasalara dolar enjekte edilmesiyle (3.9 triyon Dolar tahmin ediliyor) birinci aşaması/fazı tamamlandı (ABD parasal genişleme politikalarıyla bir anlamda krizi ihraç etmeye çalıştı).

Krizin ikinci aşaması ya da iç fazı kapitalizmin ulaştığı yüksek entegrasyon düzeyiyle bağlantılı olarak, 2009 yılında Avrupa’ya bulaşması, sıçramasıyla gerçekleşti. Avrupa ABD modeline uygun bir tavır sergiledi. AMB, piyasaya Euro enjekte etmeye başladı. Parasal genişleme politikasıyla Avrupa’nın güneyini kamu borç krizi ve bankacılık kriziyle sarsan ve senkronize bir karakter taşıyan krizin yıkıcı etkileri kontrol edilmeye çalışıldı. Aynı zamanda Almanya merkezli daha homojen bir AB’nin yaratılması yönünde adımlar atıldı.

Krizin yeni fazına 2014 yılı sonunda FED’in parasal genişlemeye son vermesi ve 2015 yılının ortalarında Çin borsasında spekülasyon balonun patlamasıyla geçildi. Kriz küresel yayılımını böylece tamamladı. Ve kriz derinleşti.

ENTERKONNEKTE SİSTEM VE YIKICI TÜRBÜLANSLAR

Krizin yeni aşaması çevre ülkelerin kriz anaforu içine girişiyle kendini dışavuruyor. Rusya krizi ve Çin borsa krizi bu sürecin başlangıcı oldu. Yeni dönemde FED’in faiz artırımı kararı alması yeni bir konjonktürün önünü açtı. FED’in yeni kararlarıyla sıcak para akışının durması ve gerçekleşecek sermaye kaçışları, çevre ülkelerin zaten kırılgan olan ekonomilerini alt üst edebilir. 2016 yılı içinde çevre ülkelerde şiddetli alt üst oluşlar ve ani çöküşler yaşanabilir. Döviz şokları, borç maliyetlerinin artması, borç çevriminde yaşanan problemler ilk semptomlar olarak görülmelidir.

Kapitalist sistemin enterkonnekte yapısı krizlerin bulaşma ve sıçrama, birbirini etkileme ve tetikleme özelliğini artırıyor.

KRİZDEN ÇIKIŞ YOK

2008 sonrası kapitalist devletler kredi genişlemesiyle krizin yarattığı sorunları ötelemeye çalıştı. Artık bu hamlelerin sonuna gelindi. Hatta batık krediler, emlak balonları, kredi türev piyasalarının genişlemesi 2008 krizini tetikleyen aşamaya ulaştı ve geçiyor. Aşırı finansallaşma üretken yatırımları tahrip edecek sonuçlara yol açıyor. Dünya ekonomisinde büyüme yavaşladı (resesyon seviyesi sınırında) ve dünya ticaret hacmi gerilemeye başladı. Tablo giderek kötüleşiyor.

2016 yılı, Çin’de yaşandığı gibi büyük finansal anaforları ve özellikle çevre ülkelerde ani ekonomik çöküşleri beraberinde getirebilir.

Krizin yeni fazı periferi merkezli şekilleniyor. Özellikle gelişmekte olan piyasalar içinde yeni kırılgan 5’li diye tanımlanan ülkeler izlenmelidir. Yani başta Türkiye olmak üzere Peru, Venezuela, Arjantin, Kolombiya. Türkiye kriz riskinin en çok arttığı ülke olarak dikkat çekiyor. Uluslararası finans kuruluşlarının son raporları Türkiye ekonomisinin çoklu kırılganlık özelliğinin altını çiziyor.

TÜRKİYE VE VENEZUELA’YA DİKKAT

Önümüzdeki dönem çevre ülkeleri kamu borç krizi, bankacılık ve emlak krizi gibi kriz dalgalarıyla karşı karşıya kalabilir. Yüksek ihtimalle tek tek ülkelerde açığa çıkacak bu krizlerin tersten  merkez ülkeleri sarsması beklenmelidir (kriz Latin Amerika’da senkronize bir karakter gösterebilir. Venezuela genel seçimler sonrası siyasal kriz riskinin yükselmesi, petrol fiyatlarında şiddetli düşüş ve hiper enflasyonla bölgedeki kriz merkezine dönüşebilir ve bu durum bölgedeki diğer yüksek ekonomik kırılganlık gösteren ülkeler için domino etkisine yol açabilir ).

Bu gelişmelerin jeo-politik sonuçları ise bölgesel savaşların ve yıkımların yaygınlaşması olacaktır. Şiddetli alt üst oluşların, savaşların ve ekonomik çöküşlerin yaşanacağı yüksek bir konjonktür içine giriyoruz.

Ayrıca kontrol

“Kıbrıs Cumhuriyeti”nin Kuruluş Yıldönümü, Emperyalizm, İşgaller ve Sömürgecilik

Kıbrıs, eski çağlardan beri Ortadoğu’daki stratejik önemi nedeniyle hep işgal edilmiş ve Kıbrıs halkları kendi …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir