ANA SAYFA / YAZARLAR / Yusuf Alkım – Ekim Devrimi ile kazandıklarımız ve bugün yitirdiklerimiz

Yusuf Alkım – Ekim Devrimi ile kazandıklarımız ve bugün yitirdiklerimiz

soviet revolutionBugün insanlık bir yanda bundan 98 yıl önce, dünyanın en geri kalmış coğrafyalarından birisinde, yani Rusya’da dahi gerçekleşecek sosyalist bir devrimi ile yaratılabileceği kanıtlanan ilerleme olanakları, diğer yanda ise bugün dünyanın neredeyse tamamında hakim olan kapitalist düzenin insanlığın gelişmesinin önüne set çekmesi ikilemi ile karşı karşıyadır.

Bugün içerisinde yaşadığımız kapitalist sistemin, insanı bir yandan parçası olduğu doğaya, diğer yandan da en yakınındaki kişilere ve dahası kendisine dahi yabancılaştırdığını görmek çok da zor değil. İnsanlık hızla doğal yaşamdan uzaklaşırken, aynı zamanda en yakınındaki diğer insanlardan da uzaklaşmakta, sosyalliğini yitirmekte, dünya nüfusunun giderek daha çok kesimi kapitalist üretim ilişkileri içerisinde ücretli köleye dönüşmektedir. Bu dönüşüm insanlığı sadece ücretli köleye çevirmekle kalmıyor, onu kültürel, sanatsal, sportif, sosyal her türlü ilişkiden ve çalışmadan da uzaklaştırıyor. İnsanlık daha kaliteli ve haz duyulan bir yaşama değil, günlük yaşamının ağırlıklı bölümünü yoğun bir çalışma geriye kalanı kısmını ise bir sonraki gün çalışabilmek için dinlenmeye ayırmak durumunda bırakılmaktadır.

Hâlbuki bundan yaklaşık yüz yıl önce, yukarıda da belirttiğimiz gibi nüfusunun çok büyük bir bölümünün son derece geri bir sanayiye ve ona bağlı ekonomik gelire,  çok düşük bir eğitim, sağlık ve barınma koşullarına, yok denecek düzeyde olan sosyal ve sanatsal yaşama sahip olan bir coğrafyada, Rusya’da bu çark kırılmıştı. Milyonlarca yoksul sadece yönetilen pozisyondan yöneten pozisyona geçmekle kalmamış, aynı zamanda çok hızlı bir ekonomik, sosyal, kültürel gelişime kavuşmuştu. Öyle ki 1917’de gerçekleşen Sosyalist Ekim Devrimi’nden sadece 20 yıl sonra; dünyanın en geri kalmış ülkelerinden birisi olan Sovyetler Birliği coğrafyası, dünyanın en gelişmiş ikinci ülkesi konumuna gelmişti. Yüzde 1’lerde olan okuma yazma oranı yüzde 100’e yaklaşmış, ülkenin dört bir yanında on binlerce eğitim, kültür, sanat, spor merkezleri oluşturulmuş ve halkın yaşam düzeyi onlarca kat artırılmıştı.

Sosyalist düzenin temelini oluşturan planlı ekonomi çerçevesinde oluşturulan 5 yıllık planlara bağlı olarak dünyanın altıda birini oluşturan büyüklükteki bir coğrafya insanlığın her türlü ihtiyacının düşünülerek aşama aşama hazırlandığı bir yapıya büründürüldü. Birkaç sermayedarın sermayesine daha fazla sermaye katmak için çalışmak yerine, kendisi ile birlikte tüm toplumun ihtiyaçlarını planlı bir şekilde üretmek için çalışmaya başlayan insanlık büyük bir şevkle Sovyetler Birliği’ni tarihte görülmemiş bir hızla dünyanın en ileri ülkelerinden birisi konumuna getirdi. Bu öylesine bir şevkti ki 5 yıllık planlarla belirlenen hedeflerin tümüne de çok daha kısa sürelerde ulaşıldı. Ve bu yapılırken Sovyet toplumu kapitalizm koşullarında olduğu gibi sadece üretim için çalışmadı, aynı zamanda ileri bir kültürel, sanatsal, sosyal, sportif yaşama da kavuştu.

Bu yapının yıkılabilmesi için faşist Nazi Almanya’sı kapitalist merkezler tarafından desteklendi ve güçlendirildi. Daha sonra ise ikinci Dünya Savaşı’nda Sovyetler Birliği’nin üzerine salındı. Sovyetler Birliği’nin bu saldırı karşısında dayanamayacağı ve yıkılacağı umuluyordu. Öyle ki savaşın başladığı sürece kadar tüm gücünü Sovyet insanının gelişimine harcayan Sovyetler Birliği hızlı bir şekilde tüm gücünü yaklaşmakta olan faşist Nazi saldırısına karşı hazırlanmaya aktarmak zorunda kaldı. Tüm hazırlıklara rağmen, öncesinde Avrupa’nın büyük bir bölümün işgal ederek güç biriktiren Nazi Almanya’sı savaşın başlaması ile birlikte Sovyet topraklarını hızla ele geçirdi. Sovyetler Birliği’nin önemli bir bölümü işgal edildi ve altyapısı büyük yıkımlara uğratıldı. Sovyet halkı yurdunu korumasını ve Nazi ordularını püskürterek yıkıma uğratmayı bildi. Ancak bu 20 milyonun üzerinde Sovyet yurttaşının canı ve Sovyet topraklarının büyük yıkımlara uğraması pahasına yapılabildi. Savaşın sonucu sömürenler cephesinin beklentilerinin aksine sonuçlandı ancak savaşın yarattığı yıkımlar ve Bolşevik kadroların muazzam kayıpları ondan sonraki yıllarda Sovyetler Birliği’nin içten ele geçirilerek yıkıma uğratılmasının temellerini oluşturdu. Buna rağmen Sovyet halkının sosyalizme sırtını dönmesini sağlamak için yaklaşık kırk yıl gerekti. Bu süre zarfında sosyalist düzen adım adım çökertildi.

İşte bugün Sovyetler Birliği’nin olmadığı koşullarda insanlığın karşı karşıya kaldığı barbarlık tablosu bu şekilde ortaya çıkarıldı. Yeni Ekim Devrimleri ile elde edebileceklerimiz ve bunu başaramadığımız oranda kaybettiğimiz gelişmiş yaşam olanakları gözlerimizin önünde duruyor. Ve bununla birlikte yeni Ekim Devrimleri için mücadelemizi her alanda yükseltmek görevi her geçen gün daha da ağır bir şekilde kendini dayatıyor.

Ayrıca kontrol

“Kıbrıs Cumhuriyeti”nin Kuruluş Yıldönümü, Emperyalizm, İşgaller ve Sömürgecilik

Kıbrıs, eski çağlardan beri Ortadoğu’daki stratejik önemi nedeniyle hep işgal edilmiş ve Kıbrıs halkları kendi …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir