ANA SAYFA / SGB / SGB, “Sınıfa” Çağırıyor!

SGB, “Sınıfa” Çağırıyor!

sgb
SGB, “Sınıfa” Çağırıyor!

     Başlangıçlar kendi gerekliliklerini birçok neden içerisinde bulur. Birikimlerin, ihtiyaçların ve zorunlulukların sonucudur. Bu anlamıyla her başlangıç; aslında var olan hareketin içerisinde yer tutan güç ve güçlerin yeni bir cepheden mücadeleye kattığı taze bir soluktur. Sınıfın Gençlik Birliği, bu soluğun sahibi olabilmek için gençliğin cephesinden atılan bir adım olarak yerini alıyor.
Evet, böylesi bir soluğa ihtiyacımız var. Kıbrıs’ın işçi ve öğrenci gençliğinin emperyalist-kapitalist kuşatmayı yarabilmesi, bu kuşatmanın var ettiği “yabancılaşma, çürüme ve bireysel kurtuluş” yıkıntıları karşısında siyasal bir güç olarak yer alabilmesi için kendi öz örgütüne ihtiyacı var.
Öğrenci gençlik bir “sınıf” olarak ifade edilmiyor. Fakat onun kendi karmaşıklığı, toplumlar içinden sınıf çelişkilerini ve sınıfsal konumlanışı derinden hisseden gençlerin sermaye sınıfının karşısına onurlu bir sınıfın devrimci bölüğü olarak çıkacağını da bize gösteriyor. Tarih buna kanıttır! Kapitalizm bu kadar çöreklenmişken hayatımıza, geleceksizliği ve güvencesizliği bu kadar “yazgı” olabilmişken, gençliğin meselenin adını koymaması beklenemez. Biz, bu ayrıcalıklı sınıfın; tüm zenginlikleri kendi “tezgâhına” taşıyan, tüm üretim araçlarını, iş alanlarını, okulları kendi çıkarları üzerinden “işleten”, bilimi tekkeci anlayışla uydurmacılığa evrilten soysuzların karşına dikilmek zorundayız. Bu dikilmenin elbet sınıfsal bir diyeti ve karşılığı var. İşte bu yüzden Sınıfin Gençlik Birliği (SGB) diyoruz. Hiçbir şey ve hiç kimse sınıflar dışı değil, biz de öyle!

Gençlik dinamizmi taşır. Bu bilinen bir doğrudur. Bizim bu dinamizmi bilinçli bir harekete, yerini bilen, kimliğini taşıyan, örgütlü bir harekete yöneltmemiz gerekiyor. Kapitalist düzenin kendi siyasal örgütlenmesinden yoksun gençleri var olan dinamizm ve arayış içerisindeki yapıları ile her türlü geri alışkanlıkla buluşturduğu ve bunu bir yaşam biçimi haline getirdiği ortada. Bu kimileri için kanıksanacak bir durum ve toplum yasası olabilir (!) Bizim için değil! Onlar; kendi düzenlerine kalifiye eleman yetiştirme çabalarının üzerine oturttukları eğitim sistemleri, cepleri şişsin ve palazlansınlar diye Kıbrıs’ın her tarafına saçtıkları kumarhaneleri ve bet ofisleri ile kendi geleceklerini bu kokuşmuş işgalci düzenlerinin geleceğinde buluyorlar. İşgalci burjuvazinin ve onun kukla hükümetinin insanlığa verebileceği hiçbir şey yoktur.

Krizleri yapısaldır, kokuşmuşlukları küreseldir, gelecekleri yoktur! Gelecek sosyalizmdedir!

SGB, devrimin ve devrimciliğin burjuva hayat egemenliğinde insani bir hedef ve kopuş olduğunu biliyor. İnsanın insanlık üzerindeki egemenliğine son verme mücadelesi ne kadar da onurlu! SGB, bu mücadeleyi ancak sosyalizmin sonuna kadar götürebileceğini de biliyor. Yüzünü burjuva demokratizmin iki yüzlülüğüne değil, kurtuluşun biricik çözümü olarak sosyalizme çeviriyor. Bu anlamda bireysel kurtuluş safsatalarına, sol-liberalizmin “muhalefetçilik” üzerinden kendini var etme çabasına karşı da gençliğe gerçek yolu göstermek, SGB’nin görevlerinden biri olacaktır.

İşçi gençlik bir gerçekliğimiz ve yaslanmamız gereken bir zemindir!
İşgal düzeninin, sermaye güçleri için bir pazar hâkimiyeti olduğu ortada. Onlar bu pazara ve dünyadaki tüm pazarlara hâkim olmak istiyorlar. Bunu; ülkeleri sınırlarla bölerek, onları ekonomik ve

siyasal olarak kendilerine bağımlı hale getirerek, işçi ve emekçi sınıfları yoksunluklar içinde bırakarak yapıyorlar. İlhak ve işgal düzenleri buna kanıttır! Ganimet düzeninin üzerindeki tortu kalkıyor ve yeni kuşağın gençlerinin emek sömürüsü ile karşı karşıya kalacağı bir yaşam boy gösteriyor. Bu gerçeklik görülmelidir. Özel sektörlerin “genç emek gücü” sömürüsü ile hacim genişletmesi, gençleri kötü koşullar altında çalışmak zorunda bırakması gerçekliğimizdir. İşçi gençlik; ne kadar dağınık ve kopuk bir iş sahasında filizlense de sosyalist hareketin dikkat kesmesi gereken önemli bir sınıf kitlesini oluşturuyor. Bu dava onların davasıdır! Onları kendi davalarının parçası haline getirmeliyiz. SGB, işçi gençlin sorunlarını gündeme alacak, bu sorunları düzene karşı devrimci bir eleştirinin konusu haline getirecektir.

İşsizlik ve geleceksizlik gençliğin yazgısı olmamalıdır!
Hizmet sektörü ile sömürü çarklarını döndüren kapitalist işletmelerin genç nüfusun iş ihtiyacını karşılayamayacağı ortadadır. Sanayisi, geniş üretim alanları olmayan Kıbrısın kuzeyinin kapitalist üretim ağı, gençliğe kendi yetenek ve istekleri doğrultusunda çalışabilecekleri iş sahalarını vermiyor.
Üniversitelerden mezun olan ve olacak olan gençlerin istihtam sorunu ve isteklerini gerçekleştirememe durumu yaşayacak olmaları, gençliğin mevcut sistemle aralarındaki ilişkinin içeriğini belirleyecektir.
Dünyada gelişmekte olan anti-kapitalist harekette öne çıkan gençliğin tablosuna baktığımızda işsiz olan, üniversitelerde egitim alıp kalifiye eleman olma durumuna yükselme hayalleri kuran fakat hüsrana uğrayan gençliği görüyoruz. Öfkeliler!.. Bizde de olacaklar, hazırlanalım! SGB, işsiz gençliğin isyankar havasına devrimci-politik bir bilinç ve örgütsel bir karşı koyuşu katmayı görev biliyor.

Öğrenci gençlik akademik özgürlüğü politik özgürlükle kazanabilir!
Özel üniversitelerin tekeline girmiş bir eğitim sisteminin olduğu yerde bilim ve gelişim beklenebilir mi? Gençlik özel üniversitelerin (ticarethanelerin) müşterisidir! Para babalarının eğitim yuvalarına (!) muhtaç edilen gençliğin akademik sorunları var. Sadece Kıbrıs’ta mı? Şili, Fransa, Türkiye, Yunanistan… Kapitalist hükümdarlığın sürdüğü her yerde öğrenci gençlik akademik sorunları için başkaldırıyor. Yetmiyor, bu başkaldırı çıkış nedenini aşıyor, devrimci bir eylemin işaret fişeği oluyor.
Emekçi çocukları üniversitelerin kapılarından içeri ya giremiyor, ya da girip te okuyabilmek (!) için çalışmak zorunda kalıyorlar. Eğitimin ezberciliğini, bilimsellikten uzak olmasını artık tekrarlamak istemiyoruz. Bu bir kapitalist yasa! Bu yasayı kabul etmiyoruz.
Devlet üniversitesinin dahi olmadığı, öğrencilerin eğitim ihtiyaçlarını karşılamakta zorlandığı, yük vagonunun “mal” taşıma bölümünde seyahat eder gibi okullara ulaşmak zorunda kaldığı memleketimizde öğrenci olmak lüks işidir.
SGB, emekçi çocuklarının üniversitelerdeki haklı sesini yükseltmeyi ve akademik özgürlüğün politik özgürlüğü temel alan siyasal bir hatla kazanılabilme mücadelesini örgütlemeyi görev biliyor.
Kapitalizmi karşımıza alacağız. Onun sorunları ile uğraşmak… Buna enerjimiz de zamanımız da yetmez. Biz, bu kapitalist yaşam okullarından başka bir sınıfın öğrencileri olarak “dersler” çıkaracağız. SGB, gençliği bu sınıfa çağırıyor!

Genç göçmen işçilerle sıkı bir bağ ve genç işçilerin örgütü!
Türkiye’den ve değişik ülkelerden binlerce genç çalışmak ve üniversitelerde okumak için Kıbrıs’ın kuzeyine geliyorlar. Göçmen işçilik, yasa dışı çalışmayla başbaşa bırakılma, barınma ve vatandaş olma girişimlerinin burjuva siyasetçiler tarafından soygunculukla sonuçlanması işçi gençliğin yaşadığı sorunlardan bazılarıdır. Öğrencilik için gelenlerin yaşadığı barınma ve ekonomik sorunlar da bu sorunlardan ayrı değildir.
Turizm sektörü, inşaat alanları “göçmen genç işçilerin” yoğun çalıştığı yerler. Mobing uygulamaları, güvencesiz ve kölece çalıştırılma koşulları genç işçilerin ortak sorunlarıdır. SGB, göçmen işçilerin sınıf birlikteliklerini örmeyi hedef olarak önüne koyuyor. Göçmen işçilerin, yüzsüz burjuva ağızlar tarafından “umut tacirliğine” hapsedilmesine karşı göçmen işçileri safına çağırıyor.

Gençlik; anti-emperyalist mücadelenin enternasyonalist genç üyeleri!
Kıbrıs’ın, işgalci güçlerine yönelik verilecek olan mücadelenin farklı boyutları var. Emperyalistlerin fiziki olarak yer kapladığı adanın, siyasal olarak kendi sınırlarının dışında da emperyalistlere alan açtığı, Ortadoğu ve çevresindeki katliamların gerek askeri gerekse lojistik çıkışının ada üzerinden yapıldığı biliniyor. Kıbrıs onların savaş gemisidir! Kıbrıs gençliği, Kıbrıs sorununun devrimci çözümü noktasındaki mücadeleye atılırken, bu mücadelenin bütün dünya halkları için verilen insani yönünü bir an olsun unutmamalıdır. Kıbrıs’ın topyekûn işgalcilerine karşı verilen kavga, sadece ada ve onun iki toplumunun özgürlüğünü sağlamayacak; aynı zamanda emperyalistlerin Ortadoğu ezilen halklarına yönelik yürüttüğü savaşın önemli bir mevziini koparıp alacaktır. Böylece; Suriye ve Filistin halklarına, Kürt halkına ve emperyalizmin kirli emellerini üzerinde hisseden tüm yoksul halklara gösterilecek bir enternasyonalist dayanışmanın özünü işte bu “anti-emperyalist” mücadele oluşturacaktır. Burada ada içindeki iki toplumun devrimci genç kitlesine rol düştüğü gibi, Kıbrıs’ta yaşayan, çalışan, okuyan Kürt gençlerine de önemli rol düşüyor. Onlar, Kürdistan’ın siyasal denklemlerini çözebilecekleri bir alanı, kendi uluslarının kaderini belirleme noktasında yaşamsal refleksleri sağlayabilecek bir alanı, artık “misafiri” olmadıkları bu adada bulabilirler. Kobane’ye , Rojava’ya, Şengal’e kısacası Kürdistan’a ve Ortadoğu’ya saldıran, bu saldırının “beslemelerini” üreten sömürgenler, “Nato’su ve tüm işbirlikçi kurumları ile buradadır. Anti-emperyalist mücadelenin enternasyonalist tarafı adadaki Kürt halkının da önünde bir görev olarak durmalıdır. Kıbrıs Birleşik Devrimi’nin bu halkın tecrübesine ve siyasal deneyimine ihtiyacı var. Bunun için Kürt gençlerinin ilk başta Kıbrıs özgünlüğünü yakalaması ve “adadan”, Ortadoğu’ya ve Kürdistan’a seslendiğini kavraması gerekir. Karşılıklı etkileşimin yaratacağı devrimci canlılığa, gençliğin bu yöndeki parlak girişkenliği vesile olacaktır. SGB, devrimin kitlesini sadece Kıbrıslılarla sınırlamıyor. Devrim, sınırları ortadan kaldıracağını söylüyor. Devrim, kendi sınırlarına yetinmeyip başka ülkelerin sınırlarına yönelen ve o sınırları işgal atında bölen, başka sınırları kendi gözü dönmüşlükleri ile ilhak eden, toplumların kültürlerini asimilasyona uğratan sermaye güçlerinin saltanatını ortadan kaldıracağını duyuruyor. SGB, gençliğin kaynaşmasından çıkacak birlikteliğin var edeceği devrimci dinamizmi değerli görüyor. Kulağını hiç kimseye değil, ama devrime veriyor ve Kıbrıs’ın bil cümle işçi-emekçi-devrimci gençliğine sesleniyor; “Devrim için birleşin!”

Burjuva hegemonyayı parçalamak için devrimci bir yaşam örgütleme çabası!
Burjuva sınıfın yaşam standartları, onun ayrıcalıklı halinin ona sunmuş olduğu imkânlar elbette tüm kurumları ve araçları bu sınıfın elinde tutması ile açıklanabilir. Burjuvazi iktidardadır! Onun iktidar olma hali, toplumdaki tüm katmanlara ve üzerinden ayrıcalık sağladığı proleter, emekçi sınıflara yönelik ideolojik-politik bir saldırıyı da gerçekleştirmesini beraberinde getirir. Alt-sınıflar, işçiler, emekçiler ve gençlik burjuvazinin bu hegemonyasının çeşitli sonuçları ile karşılaşırlar. Özellikle kendi sınıfına ve bu sınıfın ortak çıkarlarına yabancılaşma bunun en talihsiz belirtisidir. Burada sınıf bilincinden uzaklaşma, burjuva yaşama ve onun sunduklarına(!) özenme, olayları ve olguları yorumlarken burjuva sınıf açısından bakma vb. görülür. Yani proleter, emekçi karakter terk edilir, burjuvazinin gömleği giyilmeye çalışılır. Yaşamda gördüğümüz bunalımların, sosyolojik depremlerin nedeninin tanımı burada yatar. Burjuvazi kitleleri hem yıkıma uğratır, hem de onları ideolojik, politik ve kültürel yönden kendine bağlar. Bu sıkıcı durum ancak proleter, emekçi kitlelerin kendi bağımsız sınıf politikaları ile buluşmaları ile ortadan kaldırılabilir. Bu görev devrimcilerin, sosyalistlerindir!
Toplumun geri olduğunu, sınıf bilincinden uzak olduğunu, pasifist olduğunu mu düşünüyorsunuz? O zaman artçı değil de öncü olduğunuzu söylüyorsanız harekete geçin! Çünkü bu topluma gökten vahiy inmeyecek! Devrimci politikanın, proleter, emekçi sınıfın örgütünün etkin bir güç olarak sahne almadığı her coğrafyada burjuva hegemonyasının bulandırıcı egemenliği kesinkes görülür. Bundan kaçamayız.

“Devrim için koşullar ne kadar uygun olursa olsun, eğer bu koşulları devrimin lehine çevirebilecek bir güç yoksa; o toplum için için çürür” (Lenin) Hakikattir! Marksizmi, onun devrimci politikasını, devrimciliğin yaşam biçimini, üretkenliğini, hareketliliğini özümsememiz gerekiyor. İçselleştirilmeden sadece “solcu olmak” gerekir mantığıyla ele alınan yaklaşım, ruhsuzdur, barutu çabuk tükenir. Üretkenlik, burjuva düzen sınırlar içerisinde başlayan “yeni insan” inşasının da nüvesidir. Burjuvazinin kültürü ile burjuvaziye karşı savaşılmaz. Bu da bir hakikattir!
Mükemmeliyetçi değiliz. İnsanları kendilerini toplumdan yalıttıkları bir fanusa çağırmıyoruz. Fakat burjuva hegemonyanın kırılması için devrimcilerin daha atılgan ve üretken olması gerekiyor. Öz disiplini taşıması gerekiyor. Örnektir; Kıbrıs’ta sürekliliğini sağlamaktan da öte çıkarılan merkezi bir sosyalist gençlik yayını yok. Edebiyat alanında, şiir alanında bir ürün yok. Aktif bir teorik-pratik çalışma yok! O zaman gençliğin politize olmama sorunu, çürüme durumu karşısında bu gençlikten ne bekleyebilirsiniz?
Bizler idealist değiliz. Kendiliğindenci hiç değiliz! SBG, devrimci yaşam biçimin üretkenliğinin, girişkenliğinin ve gerçekliğinin gençlik içerisinde verilen bir mücadele ile ancak sağlanabileceğini düşünüyor.
Burada gençliğin siyasal hedefleri, gençliğin mücadeleye kazanılması, onun örgütünün inşa edilmesi ve büyütülmesi için bazı konulara değindik. Burada bitirmiyoruz. Eksiklerimiz, sorunlarımız ve hedeflerimiz çok.
“Harekete geçmeyen zincirlerini fark edemez” (Rosa Luxemburg) Harekete geçmeye çağırıyoruz. O zaman yeni insanlar, yeni imkanlar, yeni araçlar bulacağız. Yeni hedefler belirleyeceğiz.
Kıbrıs’ın kuzeyinden güneyine tüm işçi-emekçi gençliğine, yolu öğrenci olarak bu adayla kesişenine, göçmen işçi olarak kendi emeğini “yaşamak için” Kıbrıs’ın patron sınıfına satanına, artık misafirlikten de öte Kıbrıs’ın “fiili” vatandaşı olan farklı uluslardan işçi-öğrenci gençliğe sesleniyoruz;
SGB, “sınıfa” çağırıyor!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir