ANA SAYFA / DKB / 19 Nisan Seçimleri ve DKB’nin tavrı

19 Nisan Seçimleri ve DKB’nin tavrı

devrim temizlerlogo19 Nisan’da kuzey Kıbrıs’ta gerçekleştirilecek olan “Cumhurbaşkanlığı” seçimleri ile ilgili olarak Devrimci Komünist Birlik sürecin ta başında kendi içerisinde kapsamlı bir değerlendirmede bulunmuş ve kendi seçim stratejisini belirlemiştir.

DKB kendi örgütlenme sürecini ve gücünü de dikkate alarak 19 Nisan Seçimleri’nde kendi bağımsız adayını çıkarmama, sömürgeci işgal rejimi karşıtı güçlerin ortak bir program çerçevesinde tek bir aday belirleme yönünde adım atmaları durumunda ise var gücü ile bu güç birlikteliğine destek olma kararı almıştır. Rejim karşıtı diğer güçlerin bu yönde herhangi bir girişimi olmaması sonucunda ise DKB 19 Nisan Seçimleri’nde herhangi aktif bir tavır sergilememenin, ülke mücadelesi bakımından daha olumlu olacağını tespit etmiştir.

DKB’nin 19 Nisan Seçimleri ile ilgili herhangi aktif bir tavır almama kararı şu olgulara dayanmaktadır:

  • DKB henüz bir kadro örgütüdür. DKB’nin şuan içerisinde olduğu örgütlenme süreci; kendi kadrolarını oluşturma ve bu kadrolar üzerinden dar kapsamda da olsa belli bir ilişki ağı kurmayı hedef almaktadır. DKB bu hedefe ulaşmak için çalışma yürütülürken, ülkedeki mücadele süreçlerine duyarsız kalmaz. Gücü oranında taraf olmayı ve etkisi dahilinde, doğru siyasetleri başta işçi, emekçi sınıflar olmak üzere kitlelere ulaştırmayı görev bilir.
  • 19 Nisan seçimlerinin gerçekleşeceği ülkemizin kuzeyindeki mücadele koşullarına bakıldığında, başta işçi, emekçiler olmak üzere kitlelerin sömürgeci işgal rejimine karşı ciddi bir güvensizlik ve siyasete karşı güçlü bir duyarsızlık içerisinde oldukları görülmektedir. Halk kuzey Kıbrıs’taki rejimin anti-demokratik yapısının bilincindedir. Büyük bir kesim ise bu yapının değiştirilebileceğine inanmamaktadır. Ya siyasal gündeme tam bir duyarsızlık içerisindedir ya da bu yapıdan nasıl bireysel menfaat elde edebilirim çabası gütmektedir. Mevcut anti-demokratik yapının bilincinde olan ve muhalif duruş sergileyen dar bir çevre ise, rejim karşıtı güçlerin dağınıklığı ve güçlü bir muhalefet örgütleyememesi nedeniyle ciddi bir moral çöküntü içerisindedir. Türkiye’de Gezi Ayaklanması, Kürdistan’da Kobanê direnişi, Yunanistan’da SYRIZA hükümeti, İspanya’da Podemos’un yükselişi gibi gelişmeler ülke muhalif güçlerine de moral kaynağı olmaktadır. Bu örneklerde sol güçlerin bir araya gelerek güçlü bir hareket yaratmaları ilham kaynağı olmakta ve benzer iş ve güç birlikteliklerinin ülkemizde de hayata geçirilmesi yönünde görüşler güçlenmektedir.
  • DKB mevcut koşullardaki örgütsel gücünü, ülke, bölge ve dünyadaki devrimci mücadelenin durum ve düzeyini dikkate alarak, bu döneme yönelik strateji ve taktiklerini belirlemektedir. DKB başta Kıbrıs sorununun çözümü olmak üzere, bir çok temel sorunun çözümünü Kıbrıs Devrimi ile bire bir ilişkili olarak ele almaktadır. Ülkemiz üzerindeki emperyalist hegemonyayı ve ona bağlı oluşturulan sömürgeci işgal düzenini dağıtacak olan Kıbrıs Devrimi gerçekleşmeden ne Kıbrıs sorununun ne de diğer bir çok temel sorunun çözülemeyeceği tespitini yapmaktadır. Kıbrıs Devrimi ise başta Türkiye, Yunanistan ve Kürdistan olmak üzere diğer bölge ülke devrimleri ile birlikte gelişecek ve zafere ulaşacak olan bir süreçtir. Bu bağlamda DKB Kıbrıs Devrimi’nin gerçekleştirilebilmesi için ülkemizin tümünü kapsayan ve emperyalist hegemonya altında oluşundan kaynaklı zarar gören tüm sınıf ve katmanları kapsayan bir Anti-Emperyalist Birleşik Cephe’nin kurulmasını gerekli görmektedir. Bunun için ise başta Kıbrıs’ta yaşamını kuran her milletten işçilerin bağımsız devrimci sınıf örgütlenmesinin elde edilmesi zorunludur. Böylesi bir devrimci sınıf örgütlenmesi öncülüğünde diğer sınıf ve katmanlar anti-emperyalist devrim mücadelesine kazanılabilirler. Bu yönde yürütülen mücadeleyle bağlantılı olarak başta Türkiye, Yunanistan ve Kürdistan olmak üzere bölge ülkelerindeki devrimci güçlerle de iş ve güç birlikteliği geliştirilmeli ve günün sonunda tüm dünyayı kapsayacak olan bölgesel bir enternasyonal örgütlenme inşa edilmelidir. DKB bu tespitler ışığında belirlediği hedeflere ulaşabilmek için, kuzey Kıbrıs’ta gerçekleşen seçim süreçlerini ele almakta ve güne uygun seçim stratejileri belirlemektedir. DKB buna bağlı olarak son iki seçimde (28 Temmuz 2013 Genel Seçimler ve 29 Haziran 2014 Yerel Seçimler) sömürgeci işgal rejimine karşı olan güçlerle prensipli bir şekilde elde dilebilecek en geniş güç birlikteliğinde yer almış ve ülke mücadelesinin ilerletilmesine katkı koymaya çalışmıştır. Her iki seçim sürecinde de bir çok deneyim ve önemli kazanımlar elde edilmiştir. Tüm olumsuzluklara rağmen seçimlerde elde edilen sonuçlarla, bir ölçüde de olsa ülke muhalif kesimlerinde belli bir moral gücü depolanması sağlanmıştır.
  • 19 Nisan Seçimleri’nde aday olanlar içerisinde KSP dışındaki tüm adaylar yukarıda ortaya koymuş olduğumuz tespitleri reddetmekte ve ne Kıbrıs ne de diğer ülke devrimleri için mücadele etmemektedirler. Onlar mevcut sömürgeci, işgal rejimiyle çatışmadan, onun ortadan kaldırılması için kararlı bir devrimci mücadele vermenin gerekliliğini reddederek, en fazla onun makyajlanarak devamına hizmet etmek için adaydırlar. Bu koşullarda onlara en ufak bir desteğimiz dahi söz konusu olamaz.
  • 19 Nisan Seçimleri’ne katılma yönünde rejim karşıtı güçler içerisinden tek adım KSP tarafından atılmıştır. KSP 5 Ocak tarihinde yaptığı basın açıklaması ile 19 Nisan Seçimleri’ne kendi adayı ile katılacağını duyurmuştur. 12 Ocak tarihinde ise yapılan ikinci bir açıklama ile kendi adayını ilan etmiştir. KSP bu adımı atarken rejim karşıtı herhangi bir örgütle hiçbir görüşmede bulunmamıştır. KSP kendi adayını ve seçim manifestosunu ilan ettikten sonra ise diğer örgütleri ziyaret ederek destek talep etmiştir. KSP’nin ziyaret ettiği örgütler arasında her ne kadar KSP tarafından haberi yapılmamış olsa da DKB de vardır. DKB, KSP ile yaptığı görüşmede KSP’ye yönelik eleştirilerini ve rahatsızlıklarını komünist bir tavırla ve açıklıkla ortaya koymayı uygun görmüştür. Bu eleştiriler ve rahatsızlıklar, DKB’nin 19 Nisan Seçimleri’ne kendi bağımsız adayı ile katılma olanağı varken bunu yapmama nedenleri ile bağlantılıdır. Seçim süreçleri dışında başta işçi emekçi kitleler içerisinde aktif bir çalışmaya ve güçlü bağlara sahip olmayan, seçim dönemlerinde ise önceden yapılan bu çalışmalara dayanmadan tek başına aday göstermenin yaratacağı olumsuz sonuçlar, olumlulardan çok daha fazladır. 19 Nisan Seçimleri’ne bir haftadan az bir süre kalmıştır. Ocak ayının başında seçimlere katılacağını duyuran KSP, aradan geçen üç aydan uzun bir sürede, bir dizi medya programında yer alma ve basın açıklamalarında bulunma dışında ne gibi bir çalışma yapmıştır/yapabilmiştir? Bu programları ve yayınlanan seçim bildirilerini küçük bir aydın kesim dışında kaç kişi takip etmektedir? Bunun dışında sokakta fiili ne gibi bir çalışma yapılabilmiştir? İşçi, emekçi kitlelerle yüz yüze temas etme, onların sorunlarını ve görüşlerini dinleme, onlara devrimci siyasetleri anlatma ve kalıcı ilişkiler kurma yönünde ne kadar adım atılabilmiştir? Böylesi bir propaganda yöntemiyle, ülke mücadele koşulları ve kitlelerdeki bilinç ve duyarlılık düzeyi dikkate alındığında elde edilebilecek seçim sonuçları ne olacaktır? Seçim sonuçlarından anlaşılması gereken sadece alınacak olan çok düşün oy sayısı değildir, aynı zamanda bunun muhalif kesimlerde yaratacağı moralsizlik, umutsuzluk ve seçim sürecinde yaşanan polemik tartışmalarının yaratmış olduğu tahribat da hesaba katılmalıdır. KSP yanlış bir seçim stratejisi belirlemiştir. Sömürgeci işgal rejimine karşı olan güçlerin bu temelde oluşturacağı ortak bir program çerçevesinde tek bir adayla seçimlere katılması için çaba göstermek yerine, kendi bağımsız adayı ile kendi bildiği ve inandığı temelde bir seçim manifestosu belirlemeyi tercih etmiştir. Sadece bununla da kalmamış; seçim propagandasının temeline net bir devrimci propaganda ile birlikte sistem eleştirisi, işçi, emekçi kitlelerle bağ kurulması ve bilinçlendirilmesi yerine, bir ölçüde de olsa “sol” söylemler kullanan diğer adayların eleştirisi ve bu adaylar etrafındaki radikal, muhalif unsurların KSP siyasetine kazanılması konulmuştur. Ancak bu stratejinin yarardan çok zararı vardır. Çünkü böylesi bir propaganda bu kesimleri o adaylardan ve onların siyasetinden uzaklaştırarak devrimci siyasetlere yakınlaştırmamakta, tam tersi ya o adayı ve siyasetini KSP’ye karşı daha da sahiplenmesine, ya da “Sol hep bir biri ile kavga eder” algısına kapılarak mücadeleden daha da uzaklaşmasına yol açmaktadır. DKB mevcut koşullarda girilen seçim süreçlerinde propagandanın temeline diğer “sol” görünümlü partilerle siyasal polemik ve tartışmayı değil, işçi, emekçi kitlelere yönelik, onlara sınıf bilinci taşıyan ve devrimci siyasetlere yakınlaştıran açık bir rejim teşhirini koymanın gerektiğini savunmaktadır.

DKB bu tespitlerden yola çıkarak;

  • Aktif boykot çalışması yürütebilecek örgütlü bir güç, tıpkı seçimlere katılarak sandıkları egemenlere karşı bir silaha çevirebilecek bir gücün olmayışı gibi, yoktur. Bu koşullarda aktif boykot çağrısı yapmanın doğruluğuna inanmamaktadır.
  • KSP adayı dışındaki adaylardan herhangi birisinin seçilmesi durumunda sömürgeci işgal rejimi ile çatışmadan köklü bir adım atabilmesi mümkün değildir. Bu adayların ise hiçbirisinin böyle bir duruş sergileyebilecek kapasitesi yoktur.
  • KSP ise seçim propaganda çalışmalarında; genel çerçeve olarak rejime karşı bir duruş sergilese de, net bir devrimci propaganda yürütmemiş, hatalı bir seçim stratejisi belirleyerek, diğer adaylarla çatışmacı bir tarzla polemik yürütmeyi ve onları destekleyen muhalif, radikal kesimleri kazanmayı hedeflemiştir. Bu strateji ile elde edilecek olan olumsuz sonuçlar ülkemizdeki devrimci mücadeleye zarar verecektir. DKB, KSP’nin bu hatasına ortak olmamıştır ve bundan sonra da olmayacaktır.
  • DKB, 19 Nisan’da ve görünen odur ki 26 Nisan’da ikinci turu yapılacak olan seçimlerde herhangi bir adayı desteklememektedir.
  • Gerek 19 Nisan’dan sonraki seçim süreçlerinde gerekse de tüm diğer mücadele alanlarında güçlü bir devrimci odağın oluşturulması temel sorundur. DKB bu uğurda kendi belirlediği örgütlenme ve mücadele yürütme planını adım adım hayata geçirmeye çalışmaktadır. Seçim süreçleri ya da dönemsel mücadeleler geçicidir, devrim mücadelesi ise aslolandır. DKB anlayışla ülkemizdeki tüm devrimcileri el ele vererek Kıbrıs, Türkiye, Yunanistan, Kürdistan ve tüm diğer bölge, dünya ülkelerinin devrimi için mücadeleyi adım adım birlikte örmeye çağırıyor.

Ayrıca kontrol

TC’nin ilhak tehditine, DKB’den mücadele kararlılığı

Yunanistan’da milliyetçi çizgide yayın yapan Proto Thema gazetesi, İsviçre zirvesindeki çıkmaz nedeniyle Türkiye’nin kuzey Kıbrıs’ı …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir