ANA SAYFA / YAZARLAR / Deniz Gezer – Kıbrıs işçi sınıfının mücadele zemini…

Deniz Gezer – Kıbrıs işçi sınıfının mücadele zemini…

Emperyalist paylaşım savaşlarının birincisinin arifesinde, İngiliz sömürgesi olan adamız da tarih sayfalarından silinmeyecek süreçlere kendisini hazırlamaktaydı. Dünyanın dört bir yanını kaynayan kazan haline getiren hammadde arayışından, adanın nasibini alması ilk olarak 1912 yılllarında gerçekleşmiş, ABD’li maden mühendisi Gunther, Kıbrıs için araştırma başlatmıştı.

Bir yıl süren tetkikler neticesinde Fugasa Tepelerine Kıbrıslı Türk ve Rum işçilerin iş gücü ile  İngiliz sömürgesinden özel izin alınarak yerleştirilen sondaj makinası yerini almıştı. Aynı yıl sürdürülen ve 1916 yılında tamamlanacak olan demir yolu çalışmalarının ardından New York Eyaleti yasaları çerçevesinde CMC olarak bilinen şirket kurulmuştu. Bu sıralar 350 Türk ve Rum işçi çalıştırılarak Yeşilyurt yakınlarında depolanan bakır, narenciye ihracı için kullanılan Gemikonağı limanından ihraç edilmeye başlandı. Sömürgeci güçlerin adadaki bu faaliyetlerini kolaylaştırmak ve günden güne daha fazlasını sömürmek için oluşturdukları alt yapı 1924 yılında yeni bir liman inşa edilmesi ile sonuçlandı. Daha sonrasında görülen tesisleşme, kıyı boyunca ekilen okaliptüs ağaçlarının yetersizliği sonucu yaygınlaşan sıtma hastalığından dolayı bir hastane ve bir fabrika kurulması ile sürdü.

1926 yılı, yalnızca tamamlanan fabrikaya değil, ada tarihinin en büyük ve en önemli direnişlerinden birine öncülük edecek olan Kıbrıs Komünist Partisi’nin kuruluş yılına da ev sahipliği yapar. Büyük toprak sahipleri ve sömürenler karşısında, sosyal haklar ve eşitlik mücadelesinin yanı sıra İngiliz sömürgesine karşı bağımsızlık kavgası vermeyi hedefleyen KKP, Kıbrıslı Rum ve Türk işçilerin sınıfsal temelde birleştikleri ilk yapılanmadır.

Takvimler 1928 yılını gösterdiğinde adadaki emekçilerin sayısı 25.000’e ulaşırken maden işçilerinin sayısı 6 ile 7 bin arasında gidip gelmekteydi. Açlık sınırında olan ücretlendirmeler, emekçilerin ancak hayatta kalabilecek oranda kazanabilmelerine sebep oluyor, işçiler mandıralarda ve kulübelerde yoksul koşullarda hayatlarını sürdürüyorlardı. Erkekler 3 şilin, kadınlar ise 1-7 kuruş arasında günlük ücret almaktaydılar. Ancak kan emici sömürgecilere bunlar da yetmedi. Kötü sağlık koşullarından dolayı hayatlarından olan işçilerin açlık sınırındaki bu kazançları 4 yıl içinde daha da düşürüldü. 1932 yılına gelindiğinde ise aldıkları ücret, 1906 yılındaki kazançlarına eşdeğer rakamlara ulaşmıştı.

Sağlıksız çalışma koşulları, işten çıkartmalar ve yüksek çalışma saatleri sebepleri ile İngiliz sömürge hükümetine, Leymosun İşçi Merkezi tarafından gönderilen raporlar sonucunda, çeşitli taleplerde bulunuldu. Bu talepler özetle şöyle sıralanabilir; 
-8 saatlik işgünü, görevde iken meydana gelen kazalarda işçilere ve ailelerine tazminat ödenmesi hükmü.
-Herhangi bir işçinin haksız olarak görevden atılması durumunda tazminat ödenmesi,
-Çalışan kadın ve çocukların korunması
-Kasaba ve köylerde işçi ve tarım işçilerine uygulanmakta olan polis kovuşturmasına son verilmesi.

Talepler gönderilirken 1927 yılında yapılan ve yaklaşık olarak 1000 işçinin katılım göstermiş olduğu bir grevde madencilerin 10 saatlik çalışma zorunluluğunun 9’a indirildiği ve işçilerin kazanım elde edildiği bilinmekteydi.

Kısa sürede İngiliz sömürge hükümetinin icraatlarından rahatıszlık duyduğu işçi hareketleri, daha da büyüyerek 1929 yılındaki 6000 işçi katıldığı başka bir grevle devam etti. İstenilen yerden ekmek alınabilmesi, daha kısa çalışma saati ve daha fazla ücret talepleri ile gerçekleştirilen eylem tam anlamı ile başarıya ulaşmadı, ancak ekmek fiyatlarının düşmesi ve kalitesinin artırılması ile sonuçlandı. Başarısız olmasına rağmen işçi hareketi için bir dönüm noktası niteliği taşıyan ikinci grevin iki yıl ardından gerçekleşen 1931 olayları sonrası, KKP’nin iki liderinin de içinde bulunduğu grupların tutuklanması ile baskıcı bir sürece girildi. Yeni vali daha katı önlemler alarak, çeşitli yasa değişiklikleri ile KKP’yi yasa dışı ilan etti ve bir çok Kıbrıslı Rum ve Türk komünisti hapse veya sürgüne gönderdi. Ancak yeni düzenlenen yasalar altında ezilen işçi hareketini yıkmaya yetmedi. 1936 yılında Amerikalılara ait şirkette, 3000 Kıbrıslı Rum ve Türk madenci polis ve asker baskısına rağmen örgütlenerek, daha az çalışma, sağlıklı ve yaşama koşulları, daha fazla ücret taleplerini dile getirdiler.

1940’ların başında Kıbrıs işçi hareketi, daha çok hayat pahalılığı konusuna odaklandı. 1942 yılında gerçekleşen grevde birçok işçi artan fiyatlar karşısında alım gücünün artırılması talepleri ile çeşitli eylemler düzenledi. Bu anlamda gerçekleştirilen grevlerde önemli kazanımlar elde edildi. Bu taleplerin kazanımlarının elde edilebilmesi için bir yıla yakın mücadele eden Türk ve Rum işçiler mücadelelerine devam etme yönündeki kararlılıklarını her fırsatta ortaya koydular.

30 Ekim 1943 yılında 8 sendika temsilcisi, yasa dışı toplantı yaptıkları gerekçesi ile 6 ay hapse mahkum edildiler. Ardından devam eden grevler, genel greve kadar taşındı. Genel grev kapsamında 2500 işyeri kapandı. 23 Gün süren grevin ardından 19 Mart günü Lefkoşa’ya gelen işçilerin sayısı 15000’i bulmuştu. 23 Mart tarihinde sona eren grevlerin ardından, aile tahsisatı, ödenekli izin, emekli ikramiyesi ve kısmen kazanılan sosyal güvenlik hakları kazanıldı.

1944 yılına bu kez 6 ay süren maden grevleri sonucunda ise önemli ücret artışları söz konusu olmaya başladı. İşçi sınıfı, her yeni deneyimin ardından daha örgütlü, daha girişken eylemlere yöneliyor, hak kazanmanın mümkün olduğu her geçen gün daha da anlaşılır duruma geliyordu.

1946 yılına demiryolu işçileri damgasını vuracaktı. Gerçekleşen grevler, yalnızca işçi sınıfına deneyim kazandırmıyor, sömürge hükümetinin de çeşitli önlemler almasına sebep oluyordu. Bu anlamda İngilizler, henüz taleplerine ulaşmaksızın demiryolu işçilerinin grevlerini sona erdirmeyi hedeflediler. Amaçları sayısı diğer grevlerdeki kitlelere oranla daha az olan işçileri bir şekilde grevden koparmak, grev kırdırmaktı. Sömürgecilerin tutmuş oldukları 48 grev kırıcısının engellemeleri sonucunda demiryolu işçilerinin bu hareketlenmeleri başarısızlıkla sonuçlandı.

Gerçekleştirilen her grevden sonra daha tecrübeli daha örgütlü mücadele eden işçi sınıfı, 1947 yılında ada tarihinin en önemli grevlerinden birine hazırlanıyordu. PEO ile KTİBK arasında anlaşma imzalandı. Bu anlaşma doğrultusunda Kıbrıslı Türk ve Rum işçilerinin sınıfsal temelde mücadelelerine devam etmeleri adına önemli kararlar alındı. Yapılan anlaşmanın hemen ardından CMC çalışanlarının haklarına yönelik bazı talepler, şirkete iletildi. Bütün bu gelişmeler, ada tarihine damgasını vuracak olan en büyük grevlerden birini hazırlar nitelikteydi. Bir sonraki grev tam anlamı ile 4 ay 4 gün sürecekti. 2000’den fazla işçi, sendikanın daha önce de iletmiş olduğu taleplerini elde edebilmek için çok önemli bir kararlılık gösterdiler. 3 Mayıs günü, sömürge devletinin faşist saldırıları sonucu ortaya çıkan polis çatışmasında, işçilerin üzerine ateş açılması sonucu 8 işçi yaralandı. 8 Mayıs günü gerçekleşen çatışmaların başrolünde ise polis değil, sömürge devletine hizmet eden grev kırıcılar vardı. Kıbrıslı Türk ve Rum işçilerin omuz omuza verdikleri kavga, 6 işçinin grev kırıcılar tarafından yaralanması ile sonuçlandı.

16 Mayıs günü Lefke’de gerçekleştirilen geniş katılımlı bir toplantı sonucunda grevin durdurulmasına karar verildi. Kıbrıs’ta sendikal hareketin dönüm noktalarından olan ve aylarca süren 1948 maden grevi, Kıbrıslı Türk ve Rum işçilerin ortak savaşımları sonucu zaferle sonuçlandı. CMC maden grevi sendikal mücadeleye yeni deneyimler kazandırdı. Bu grevlerde Kıbrıs işçi sınıfı bir bütün olarak acılarını ve sevinçlerini paylaştıkları gibi, aynı çalışma koşullarını, aynı mücadeleyi ve aynı ekmeği paylaştılar.

Canlarıyla kanlarıyla kavga vererek, omuz omuza çarpıştılar. İşgalci-sömürgeci güçlere karşı birlikte direndiler ve “Kıbrıs İşçi Sınıfı Tarihi”ni birlikte yazdılar.

Ayrıca kontrol

Salih Olgun – Kafa Karışıklığı

Kuzeydeki egemenlik konusunda kafa karışıklığı olanlar Maraş konusunda da ayni kafa karışıklığı içinde. Sömürgeci TC …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir