ANA SAYFA / YAZARLAR / Yusuf Alkım – Durumumuz ve gelmekte olana hazırlanmak

Yusuf Alkım – Durumumuz ve gelmekte olana hazırlanmak

Kıbrıs’ın objektif koşulları dikkate alındığında, mücadele bağlamında izlenmesi gereken yaklaşımlar ile ilgili bazı noktaları netleştirmek gerekiyor.

Öncelikle Devrimci Komünistler olarak bizlerin ana hedefi ülkemizde ve dünyada sosyalist devrimi gerçekleştirmek ve sınıfsız, insanın insan üzerindeki sömürüsünün yok olacağı, insanlığın tüm özgürleşmesinin önündeki tüm engellerin ortadan kaldırılacağı bir düzeni, komünist toplum yapısını kurmaktır.

Tüm mücadelemiz bu stratejik hedefe ulaşabilmek içindir ve bu mücadele içerisinde gerek dünyanın gerekse ülkenin mevcut durumunu da dikkate alarak belli taktiki adımlar atmayı becerebilmeliyiz.

Dünyadaki mevcut durum birincisi dünya devrimci güçlerinin durumu, ikincisi ise emperyalist kapitalizmin bugün sahip olduğu güç bakımından iki yönden ele alınmalıdır.

Dünya devrimci güçleri açısından bakıldığında durum çok da iç açıcı değildir. Sovyetler Birliği’nin dağılması ile birlikte çok uzun bir dönemdir siyasal-ideolojik bakımdan çok ciddi bir bunalım sürecinden geçilmektedir. Geçmiş sosyalist inşa deneyimine yaklaşım noktasında çok farklı ve çarpık yaklaşımlar ile birlikte kendini Marksist-Leninist olarak tanıtan onlarca farklı siyasal yapılanma mevcuttur ve bu yapılanmaların neredeyse tamamı işçi, emekçi kitlelerden kopuk, kendi kendini yeyip bitiren bir döngü içerisindedir.

Diğer yandan emperyalist kapitalizm tarihinin belki de en ciddi krizi ile karşı karşıyadır ve onlarca yıldır kabuğuna çekilmiş olan işçi, emekçilerin sınıf temelli başkaldırıları bu kriz neticesinde dünyanın dört bir yanında yeniden alevlenmektedir. Ancak devrimci güçlerin dağınıklığı ve işçi, emekçi kitlelerin yeniden hareketlenmelerine devrimci bir önderlik getiremeyişleri nedeniyle bu hareketlenmelerin devrimci yönde gelişmesi ciddi zorluklarla karşılaşmaktadır. Dahası egemen emperyalist güçler bu hareketlenmeleri kendi iktidarlarının devamını sağlamak için zayıflayan noktaları yenilemenin bir aracına dönüştürebilmektedirler.

Ülkemize bakacak olursak durum çok daha vahimdir. İşgal, ülkenin bölünmesi ve bölünen ülkenin kendi içerisinde de yerli-yabancı ayrıştırması ile sınıfsal çelişkilerin üstünün örtüldüğü ve emperyalist kapitalizmden kaynaklanan siyasal, ekonomik, toplumsal sorunların kaynağını yabancı nüfusa bağlayan bir yapı ile karşı karşıyayız.

Ülke işçi sınıfının zayıflığı ve sınıfsal bilinçten, örgütlülükten son derece uzak oluşu ülke devrimci mücadelesinin ve dolayısı ile işgal karşıtı mücadelenin gelişmesini engelleyen en önemli faktörlerin başında gelmektedir.

Ülke işçi sınıfının zayıflığı karşısında iki ayaklı bir ittifak siyaseti güdülmek durumundadır. Birinci ayak ülke içerisindeki işçi sınıfı dışındaki işgalden zarar gören kesimler ile geniş ama sağlam bir ittifak, ikinci ayak ise ülke dışındaki başta Türkiye, Yunanistan, İngiltere olmak üzere ve bölge ülkelerdeki devrimci güçlerle güçlü bir enternasyonalist ittifakın kurulmasıdır.

Bu ittifakların kurulabilmesi ve doğru çizgide yoluna devam edebilmesi için ise öncelikle mevcut olan ülke işçi sınıfının mümkün olan en geniş oranda siyasal örgütlenmesinin elde edilmesi gerekmektedir.

Dünyada yaşanan kapitalist kriz ve buna bağlı olarak gelişen hareketler ülkemizdeki siyasal ve ekonomik krizle de birleşince ciddi etkilenmeler ve hareketlenmeler yaşanması kaçınılmazıdır.

Bu hareketlenmeler içerisinde ülke işçi sınıfının hareketlenmesi ve siyasal örgütlenmesini sağlaması için ciddi olanaklar oluşması mümkündür. Bunun elde edilebilmesi için ise mücadeleye önderlik edebilecek ve ülke işçi sınıfının siyasal örgütlenmesini sağlayabilecek güçlü ve sağlam bir devrimci çekirdeğin oluşması gerekmektedir.

Toparlayacak olursak stratejik hedefimize ulaşabilmek için bugün karşı karşıya olduğumuz koşulları dikkate alarak olası her türlü imkanı devrimci önderliğin oluşturulması için kullanmayı becermek zorundayız. Kitleleri bir sabah uyandığımızda aniden devrimcileşmiş olarak bulmayacağımızı, süreç içerisinde yaşananlarla birlikte ve dahası bizim yürüteceğimiz kararlı ve onları bilinçlendirici, kazanıcı adımlarla devrimcileşeceğini akılda tutmalıyız. Ve bugünün görevinin işte bu bilinç taşıyacak olan, kitlelerle bağ kuran, onlarla birlikte hareket eden kadroları oluşturmak olduğunu bilerek doğması kaçınılmaz olan şafağa hazırlanmak durumundayız. Aksi takdirde doğan şafak baskının, gericiliğin şafağı olacaktır.

Ayrıca kontrol

Bağımsız Kıbrıs İçin Birleşik Mücadele!

2010 yılında başlayan ortak 14 Ağustos eylemleri ile ilgili geçmiş yıllarda yaşanan tartışmalar ve ayrışmalar …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir