ANA SAYFA / HABERLER / KSP’de Merkez Komite ve bazı üyeler toplu şekilde istifa etti

KSP’de Merkez Komite ve bazı üyeler toplu şekilde istifa etti

Kıbrıs Sosyalist Partisi Merkez Komitesi ve bazı üyeler, KSP’den istifa etti. Bu sabah itibarıyla gerçekleşen istifalarla ilgili KSP eski Genel Sekreteri Yusuf Alkım detaylı bir açıklama yaptı. Açıklamanın tam metni şöyle:

“Tüm ilerici, demokrat kamuoyuna;

KSP, kurulduğu gün itibarıyla ülkedeki devrimci harekete önemli bir ivme kazandırmış, Kıbrıs sorununun çözüm yolu başta olmak üzere sosyalizm ve komünizmin inşasına değin yürütülen burjuva aldatmacalara açık parti çalışması alanında Marksist-Leninist bir direniş göstermiştir.

KSP, Kıbrıs sorununun çözüm yolunun BM gözetiminde, AB üyesi, garantörlerin varlığının korunduğu, büyük sermayedarların sınıf egemenliğini devam ettirdiği, kısacası emperyalist-kapitalist sistemden kopmadan bulunacak bir uzlaşma, empoze veya savaş ile mümkün olamayacağını, bu siyasetin iflasının 40 yılı aşkın süredir kanıtlandığını savundu.

KSP, birçok işgalci emperyalist ve devreye giren diğer emperyalist güçler ile yerli burjuvazinin çıkarlarının uyuşturulması için işçi ve emekçilerin güç ve enerjisinin sözde bir “barış-çözüm” uğruna heba edilmemesi gerektiğini, ulusal bir sorun olan Kıbrıs sorununun yaratıcılarının sorunu çözemeyeceklerini savundu, bu da yaşam tarafından kanıtlandı.

KSP, Kıbrıs’ın kurtuluşunu emperyalist anavatanlarda, burjuva-emperyalist anlaşmalarda gören, bir emperyalistten kurtulmak için başka bir emperyaliste yamanan sağ ya da sol görünümlü tüm işçi-emekçi düşmanı siyasetleri açık parti çalışması alanında teşhir etti, bunlarla siyasi-ideolojik mücadele verdi.

KSP, Kıbrıs’ın kurtuluşunun Türkiye-İngiltere-Yunanistan işçi ve emekçileriyle Kıbrıs işçi ve emekçilerinin kuracağı, tüm emperyalist üs ve askerlerin adadan atılıp, Kıbrıs’taki hak iddialarına son verecek, başta Kilise ve Vakıf olmak üzere büyük özel mülkiyete son verecek Anti-Emperyalist Birleşik Cephe Hükümeti Programı ile gerçekleşeceğini savundu.

KSP, ülkede işçi sınıfı olmadığını savunanlardan tutun, tek ülkede sosyalizmin ve hatta komünizmin kurulamayacağını savunan akımlara, işçi sınıfını milli temelde bölecek siyasetlerden sendikal bürokrasiye kadar bir çok zararlı tutuma karşı mücadele verdi.

KSP, faşist örgütlenmelere, saldırılara karşı birlik ve mücadele bayrağını elinden hiç bırakmadı.

KSP, halkların birliği ve kardeşliği bayrağını en önde taşıdı. Kıbrıslı Türklerin barış istencine destek verdi, barışın elde edilmesinin yolunu, onlarla birlikte sokakta mücadele ederek anlatmaya çalıştı.

Ancak Annan Planı ve referandum sürecinin ardından toplum genelinde oluşan moral bozukluğu KSP’ye de yansıdı. Önder kadrolara dek sirayet eden bu ruh hali, örgütün içe kapanmasına, pasif, eylemsiz, kendi kabuğunda, sınıfla bağ kurmaya çalışmayan ve kendiliğindenci bir yapıya neden oldu. KSP’nin devamlı propaganda ettiği “emperyalistler Kıbrıs sorununu çözemezler” tezinin pratikte ispatlandığı o koşullarda moral bozukluğu değil kendine güven, pasifizm değil stratejinin doğruluğunun kanıtlanmış olmasının verdiği enerji olmalıydı. Burjuva-emperyalist çözüm için verilen mücadeleye halktan kopmamak ve “çözemezler” tezinin ispatının halkla birlikte, halkın kendisinin yaşayarak görmesini sağlamak ve bu sürecin vebalinin KSP’nin üzerine atılması yönündeki anti-propagandaya müsaade etmemek için gösterilen desteğin özü unutuldu. İdeolojik bulanıklık, KSP 2. Kongresi ve Annan Planı sürecine dair verilen özeleştiri ile aşılmaya çalışıldı. Bu girişim, partinin belli kesimleri üzerinde etkili olurken, belli kesimleri üzerinde ise etkili olmuş izlenimi verilmesine rağmen aynı ideolojik bulanıklığın, burjuva-emperyalist çözüme olan inancın yıkımının verdiği pasifizm ve konformizmin hüküm sürmeye devam etti.

Burjuva-emperyalist “çözüm” sürecinin etkileri ise ne yazık ki halen geçmiş değildir. KSP içerisinde; oluşturulan doğru siyasetin kitlelere götürülmesi, sendikal ve sınıfsal bağlar kurulması, hareketin örgütlenmesi, birimler temelinde çalışma yürütülmesi, etkin, Leninist anlamda militan bir partinin yaratılması, kısacası her Marksist-Leninist partinin yürütmesi gereken çalışmaları yürütmek isteyen ekiple, kendiliğinden harekete bel bağlamış, sınıf içinde en gerici koşullarda dahi yapılması gereken çalışmaların önüne set çeken, bunu da ülke ve dünya hareketindeki gerilemeyle teorileştirmeye çalışan, enerjisi, maneviyatı ve belki de inancı çöktüğü için kendilerinin yapmaya dermanlarının ve isteklerinin olmadığı her işin bu dönemde kimse tarafından yapılamaz olduğunu savunan, dernekçi anlayıştan çıkamamış, birimleri hiçbir zaman oluşturamamış bir ekibin mücadelesi baş gösterdi.

Bu ekip, getirilen çoğu projeye, öneriye teorik kılıflar uydurarak pratiğin önünü kesti. Bu ekip, o derece tutarsız bir yol izledi ki, örneğin 3 ay önce feryat figan karşı çıkıp anti-Leninist ilan ettikleri projelere 3 ay sonra her ne hikmetse sarıldı. Bu ekip, kendi konformizmleri ve burjuva-emperyalist anlaşmanın gerçekleşmemesinin verdiği siyasi-ideolojik moral yıkıntısının sorumluluğunu kendi kafa karışıklıkları, stratejilerine olan güvensizlikleri ve verilen özeleştiriye olan inançsızlıklarında aramak yerine, devrimci, anti-emperyalist siyasetin kitlelere götürülmesi için yapılan girişimlere, projelere, önerilere saldırdı.

Örgütü kemirip dağılmasına neden olan anlayış, KSP siyasetinin Annan Planı sürecinin yenilgiye uğramasıyla haklılığının kanıtlandığı ortamda, bu siyaset kitlelere götürülüp benimsetilmedikçe yıkıma uğrayacağını, birileri yıllar sonra bayrağı devralana kadar silineceğini görmedi, gösterildiğinde de görmek istemedi.

Dernekçi, küçük grupçu anlayış; eleştiri adı altında saldırı ve hakareti, tartışma adı altında karşı grubun altını oymayı, ideolojik hassaslık adı altında niyet okumayı, “öküz altında buzağı aramayı”, cımbızlama metotlarını, yalan ve iftirayı seçti. Parti krizi derinleşti.

Yaklaşık üç ay önce yapılan KSP 3. Kongresi de bu krize çare olamadı. Kongre sonucunda yeni Merkez Komitesi (MK), çoğunluğun desteğiyle yeni bir ekipten oluştu. Yeni MK’nın hedefi, doğru temelde iş yapmak, kendileri ve parti kitlesinin siyasi-ideolojik eğitimini hızlandırmak –ki bu eğitim hayat boyu devam eder. Bir Marksist, kendisi için ‘ben oldum’ diyemez- KSP’nin pratik alandaki açmazlarını çözüme kavuşturmaktı. Yeni MK, doğru temelde iş yapıldıkça sorun yaşanan arkadaşlarla da ortak bir zeminde buluşulacağına, tekrar birlikte ve yoldaşça mücadele edileceğine inanıyordu. Ve KSP’yi birlikte iş yapmanın zemini olarak görüyordu.

Ancak süreç beklenildiği gibi ilerlemedi. Sorun yaşanan arkadaşlar, kurdukları hiziple yeni MK’ya karşı programatik şekilde saldırıya geçtiler. Hedefleri yeni MK’yı gözden düşürmek, altını oymak, etkisini kırmak, sürekli boş tartışmalar ve provokasyonlarla iş yaptırmamak, yalan ve iftira üzerine kurulu etiketlerini yapıştırarak MK’yı destekleyenlerin desteğini kırmaktı. Çoğunluğu elde ettikleri anda da derhal kongre toplayarak yeni MK’yı partiden tasfiye edeceklerini ise çeşitli platformlarda açıkça dile getirdiler.

MK’nın Leninist örgüt ve örgütlenme anlayışını, demokratik merkeziyetçiliği yine Leninizmin adını kullanarak yıkmaya, birimler temelinde örgütlenmeyi lafta kabul edip dahil edildikleri her birimde hakaret, saldırı, provokasyon ve yıkıcı çalışma yaparak, dar dernekçi zihniyeti tekrar partide hakim kılmaya çalıştılar. Hizip kurmak, provokasyon yaratmak, yıkıcı eylem ve parti yönetici organlarını tanımamak gibi suçların altına imza attılar.

Kariyerizm, konformizm ve KSP siyasetine inançsızlığın teorik kılıflara büründüğü bir dönemden geçildi/geçiliyor. Siyasi çöküş, ideolojik belirsizlik ve inançsızlık tüm partide olmalıymış gibi hareket edilerek kendi tükenmişliklerini Marksizm diye yutturmaya çalışıp hizipleşerek yıkıcı adımlar atmak, KSP tarihinde bir ilkti. Leninist bir partide böylesi durumlara izin verilemesi elbette mümkün değildir.

Bizler, aslolanın komünizm olduğunu çok iyi biliyoruz. Ve bizler, bir araç kullanılmaz hale geldiğinde mücadelenin önünde engel teşkil ettiğinde onu terk edip yeni araçlarla mücadeleyi yükseltmek gerektiğini de çok iyi biliyoruz. Tüm yaşananların ardından açıkça görülmektedir ki bu ekiple yürünecek yol, paylaşılacak nokta kalmamıştır. Bir arada bulunulan her dakika, birilerinin kariyer hırslarıyla, küçük burjuva hezeyanlarıyla, pasifizm ve konformizmlerine Marksizm-Leninizm’i alet etmeleriyle vakit kaybı anlamına gelmektedir. Bir zamanlar yazıldığı gibi; “Dünya sosyalist hareketinin tarihsel pratiği ve bizzat ülkemizin sosyalist hareket pratiği, sosyalistlerle küçük-burjuvazinin aynı siyasi çatı altında birlikte yürüyemeyeceğini göstermiştir. Siyasi mücadele içerisinde küçük-burjuvazinin gidebileceği sınırlar belidir. Onun ötesinde, küçük-burjuvazi devrimci hareket içerin bırakınız bir engel oluşturmayı, yıkıcı konuma girer. Bu bakımdan sosyalist hareketler, küçük-burjuva siyaset ve hareketlerden arındığı ölçüde güçlenebilir, gelişebilir ve kitlelerin beklediği farklı politikaları ortaya koyabilir.” Görülmektedir ki bu metne bir zaman imza atanların bugün geldikleri nokta, bizlerin de onlarla ayrışmamızı dayatmaktadır. Bize düşen bu görev yanında diğer bir görev ise gelecekte bizlerin de aynı konuma gelmememiz için bir o kadar daha dikkatli olmamızdır.

Bu noktada önümüze iki yol çıkmıştı. Ya kariyerist yılgınları partiden atmak, ya da zaten ana gövdesini bizlerin oluşturduğu ekibimizle örgütlü mücadelemize KSP dışında devam ederek, bu ekibi bizlerin ayrılmasıyla birlikte KSP enkazının altında bırakmak. Bizler, ikinci yolu seçiyoruz.

Konuşmaktan, kelime cımbızlamaktan, devamlı düşman yaratıp onunla savaşarak hayatta kalmaktan ve gerçek bir parti oluşturmak için kılını dahi kıpırdatmayıp taşın altına elini koyanlara saldırmaktan, demokratik yolla seçilen Merkez Komitesi’ni kelleci, onu destekleyenleri de ‘kelle’ olarak nitelemekten başka bir işe yaramayanların nasıl partili olduklarını görmek ve göstermek istiyoruz.

Bizler, onların tabiriyle küçük burjuva, maceracı ve parti düşmanıysak, ve bizlerin ayrılmasıyla önleri açılacaksa buyursunlar yapsınlar. 30 sene sonra başladıkları yere dönmenin, bu süre içerisinde kendi yapılanmalarına tek bir kişiyi dahi kazanamamalarının sorumluluğunu bizlere, dürüst devrimcilere veya o hiç ümit beslemedikleri işçi sınıfına tekrar tekrar yükleyip yüklemeyeceklerini görmek ve göstermek istiyoruz.

Düşman üreterek ve kendi kendine o “düşmanlarla” savaşarak siyasi anlamda hayatta kalmayı strateji haline getirmiş zihniyet, kendi dar grupları dışında kimsenin kalmadığı KSP’yi nasıl idare edecek görmek ve göstermek istiyoruz.

Artık önlerinde sözde ideolojik sapkınlar da olmadığına göre KSP’yi işçilerle, emekçilerle, kadınlarla, köylülerle, gençlerle nasıl buluşturacaklarını görmek ve göstermek istiyoruz.

Partinin inançlı militanlarını hizip, kariyer ve hırslar uğruna kaybedenler, nasıl yeni insan kazanacaklar, kazandıklarını da “gözünün üstünde kaşın var” diyerek nasıl bir kalemde harcayacaklar görmek ve göstermek istiyoruz.

Devrimci siyasete hayatın bizzat kendisi tarafından zafer payesi verildiği koşullarda kapıldıkları burjuva-emperyalist çözüm umutlarının yıkıntısıyla nasıl Marksist-Leninist bir örgüt inşa edecekler görmek ve göstermek istiyoruz.

Parti içinde Parti programı ve tüzüğüne karşı işledikleri suçlar nedeniyle bu ekibi ihraç etmek bir haktı ancak kolay yoldu; iflas etmiş bir hizbin ihraç halinde “düşmanlarla” savaşarak bir süreliğine de olsa siyasi yaşamını devam ettirememesi için doğru yol, bizlerin istifa etmesiydi; biz kullanılmaz hale gelmiş bir aracı terk ederek, fikir ve eylem birliği içerisinde, yoldaşça bir mücadele için kendi araçlarımızı yaratıp, kendi yolumuzu çizmeyi tercih ediyoruz; biz partinin kurucu üyeleri, parti organlarının aktif militan çalışanları ve III. Parti Kongresi’nde göreve getirilen Merkez Komitesinin tüm üyeleri olarak, artık KSP’de yokuz, asıl şimdi ne yapacaklar görmek ve göstermek istiyoruz.
Bizler, bir kısmı KSP’nin kuruluşundan beri, bir kısmı ise sonradan dahil olarak en aktif şekilde çalıştığımız, tüm organlarında yer aldığımız ve bugün sahip olunan değerlerin elde edilmesine katkı koyan kişiler olarak komünizm haricinde hiçbir şeyin kutsallığına inanmıyoruz. KSP Merkez Komitesi ve militan çoğunluğu bugün itibarıyla KSP’den istifa etmiştir. KSP, Kıbrıs ve dünya devrimci hareketine 9 yıla yakın bir süredir yaptığı teorik ve pratik katkıyla her zaman anılacak olmasına rağmen miadını doldurmuştur. Bizler, partinin krizden çıkması, yeniden inşa edilmesi, kitlelerle artık bağ kurması için elimizden geleni yapmış olmanın rahatlığı içindeyiz. Artık kaosa boğulmuş, erimiş ve sorunları aşmak için mücadele edenlere karşı her türlü iğrençliğin sergilendiği, kendi kendini yiyen bir örgütte debelenmektense, oluşturacağımız yeni devrimci araçlarla yolumuza devam edeceğiz. Bizler, örgüt fikrinin önemini, örgütlü olma zorunluluğunu çok iyi biliyoruz. Ve kısa sayılacak bir zaman dilimi içerisinde gerçek bir Marksist-Leninist partinin inşa edileceğini duyuruyoruz. Kıbrıs Komünist Partisi’nin siyaseti nasıl KSP’de yaşadıysa, aynı miras KSP mirası ile birleşerek bizlerde yaşamaya devam edecektir.

Tüm bu olgular ışığında aşağıda imzası olan bizler, KSP’den istifa ettiğimizi işçi sınıfı ve emekçi halkımıza duyurur, örgütlü mücadelemizin devam edeceğini ilan ederiz.

Aslolan komünizmdir.

Ve komünizm kazanacaktır.
 
İsim                                                    Konum                                     
Afet İlban                                          Üye
Canan Onurer                                   MK üyesi
Derviş Bilge                                       MK üyesi
Hasan Ercüment                              MK üyesi                                       
Kamil İncirlili                                    MK üyesi                                       
Şheniz Ercüment                              Üye                                                
Yusuf Alkım                                      Genel Sekreter

Ayrıca kontrol

El-Sen: Toplum Adına Cevap Bekliyoruz!

Elektrik Kurumu Çalışanları Sendikası El-Sen, “Kıbrıs Türk Toplumu Adına Bu Sorulara Cevap Bekliyoruz” başlığı ile …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir